1 Mart 2017 Çarşamba

1 STRES VE BAŞA ÇIKMA YOLLARI. 2 STRES HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER : DENGE GERİLİM RAHATSIZLIK UYUM SÜRECİ İNCİNEBİLİRLİK DİRENÇ SAĞLAMLIK

1 STRES VE BAŞA ÇIKMA YOLLARI 
2 2 STRES HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER : DENGE GERİLİM RAHATSIZLIK UYUM SÜRECİ İNCİNEBİLİRLİK DİRENÇ SAĞLAMLIK 
3 3 STRESE KARŞI GÖSTERDİĞİMİZ TEPKİLER BİLİŞSEL TEPKİLER DUYGUSAL TEPKİLER DAVRANIŞSAL TEPKİLER 
4 4 BİLİŞSEL TEPKİLER DİKKATİN KESKİNLEŞMESİ BELLEKLERİN HIZLANMASI ÇÖZÜM YOLLARI ÜRETİLMESİ UYARANIN NE OLDUĞUNUN ANLAŞILMAYA ÇALIŞILMASI 
5 5 DUYGUSAL TEPKİLER VAROLUŞA TEHDİT KORKU-KAYGI YAŞAM ALANINA MÜDAHALEÖFKE-KIZGINLIK 
6 6 DAVRANIŞSAL TEPKİLER - AKTİF VE PROBLEME YÖNELİK - PASİF VE SAVUNMAYA YÖNELİK UYUM-ÇÖZÜM TÜKENME 
7 7 STRESLE MÜCADELEDE BAŞVURULAN YOLLAR 1. YETERSİZ YÖNTEMLER A-Uygun Olmayan Davranışlar *Alkol ve maddeye sığınma *Saldırganlık *Kaçma davranışı *İçe kapanma, intihar, depresyon vb. B-Kendini Aldatmaya Yönelik Davranışlar *Çeşitli savunma mekanizmaları 
8 8 UYGUN YÖNTEMLER A. BEDENE YÖNELİK YÖNTEMLER *Nefes Egzersizleri *Fizik Egzersizleri *Çeşitli Gevşeme yöntemleri(Derinlemesine kas gevşetme, yoga, meditasyon vb.) *Doğru Beslenme Alışkanlığı 
9 9 B. DUYGU VE DÜŞÜNCELERE YÖNELİK YÖNTEMLER *Hayata Bilim Adamı Gibi Yaklaşın! (Genelleme yok, kanıt ara) *Olayları Tehdit Olarak Değil, Yetenekleri Sınama İmkanı Olarak Değerlendirin! *İrrasyonel İnançları ve Varsayımları Sınamayı Öğrenin! *Duygularınızı açıkça ve uygun bir şekilde paylaşın! 
10 10 C. DURUMA YÖNELİK YÖNTEMLER * Zamanı İyi Kullanabilme *Sosyal Destekten Yararlanabilme *İletişim Becerilerini Geliştirebilme *Atılgan Davranış Alışkanlıkları Edinebilme *Problem Çözme Becerileri Geliştirebilme 
11 11 STRESİ YOĞUN BİÇİMDE YAŞAYAN İNSANLAR * Aşırı Rekabetçi *Başarı Yönelimli *Aceleci *Saldırgan/Atılgan *Kontrolü Sürekli Elinde Tutmak İsteyen 
12 STRESİN OLUMSUZ ETKİLERİNİ OLABİLDİĞİNCE AZALTAMAYA YARAYAN KİŞİLİK YAPILARI * Kendine Güven * Yeterlilik * Kendiyle Barışıklık * Stresli Durumlardan Kurtulabileceğine Olan İnanç * Güçlü ve Çok Yönlü Bir Özsaygı * Psikolojik Sağlamlık 
13 13 YAŞAMIN KENARLARINDA BİR YERLERLERDESALLANMAKTANSA YAŞAMA KENETLENİN!!! 

ETKİLİ ÇATIŞMA ÇÖZME BASAMAKLARI

ETKİLİ ÇATIŞMA ÇÖZME BASAMAKLARI 
2 1- Ortak sorunun müzakere ederek çözümünün istenmesi Bu basamakta çatışmanın tarafları “ortak sorunlarını” müzakere yoluyla çözmek istediklerine ilişkin isteklerini karşılıklı belirtmeleri ve birbirlerini sorunu çözmeye davet etmeleri süreci kolaylaştırır. Kişiler karşılıklı olarak birbirlerine ne istediğini açıkça söyleme ve tanımlama sorunun çözümünü kolaylaştırır. Bu basamakta çatışmanın tarafları “ortak sorunlarını” müzakere yoluyla çözmek istediklerine ilişkin isteklerini karşılıklı belirtmeleri ve birbirlerini sorunu çözmeye davet etmeleri süreci kolaylaştırır. Kişiler karşılıklı olarak birbirlerine ne istediğini açıkça söyleme ve tanımlama sorunun çözümünü kolaylaştırır. Örneğin: ‘Bu aracı şimdi ben kullanmak istiyorum.’ Bu süreç, iyi bir iletişim becerisini ve çatışmanın küçük parçalar biçiminde tanımlanmasını içerir. Kişi sorununu açık ve öz olarak belirtmelidir. Sorunun kendisi, aynı zamanda kişinin gereksiniminin varlığını ve ne olduğunu gösterir. 
3 2- İsteklerin ve nedenlerin belirlenmesi Problem çözme tartışmaları, çatışmanın taraflarının karşılıklı olarak istemlerinin nedenlerinin belirlenmesi ile başlar. Çatışan kişiler ne duyumsadıklarını anlamalı, duygularını açık, net ve doğru bir biçimde iletmelidirler. Tartışmada en sık kullanılan iki hata şunlardır: çatışmanın saldırgan biçimde tanımlanması ve diğer kişinin incitilmeye çalışılması; hiçbir şey söylenmemesi ve çatışmanın içe atılması. İsteklerin ve hedeflerin açıkça iletilmesi için şunlar yapılmalıdır Ben, benim, benimkisi gibi kişisel ifadeler kullanılmalıdır. İstekler ve hedefler somut olmalı ve nedenleri ile birlikte belirtilmelidir. Diğer kişinin isteklerinin sizin isteklerinize ulaşmada nasıl engel olduğu açıklanmalıdır. Ne istediğimizi açıkça tanımlarken, diğer kişinin de ne istediği dikkatlice dinlenmelidir. Bunun için de şu yapılmalıdır: diğer kişinin yüzüne bakılmalıdır, diğerinin sözü kesilmemelidir, ne istediğimizi açıkça tanımlarken, diğer kişinin de ne istediği dikkatlice dinlenmelidir. Diğer kişiden ne anlaşıldığı ona gösterilmelidir. 
4 3- Kişiler istemlerinin ve duygularının nedenlerini söylemeli ve tanımlamalıdırlar Problemi çözmek için ne hissettiğinin yani duyguların ve nedenlerinin karşılıklı belirtilmesi de oldukça önemlidir. Duyguların ifade edilmesi ve denetlenmesi, çatışma çözümünün en güç ve en önemli basamaklarından birisidir. Çünkü Problemi çözmek için ne hissettiğinin yani duyguların ve nedenlerinin karşılıklı belirtilmesi de oldukça önemlidir. Duyguların ifade edilmesi ve denetlenmesi, çatışma çözümünün en güç ve en önemli basamaklarından birisidir. Çünkü İnsanların duygularını saklamaya yönelik bir eğilimleri vardır. Reddedilme, gülünme, istismar edilme gibi risklerin olduğu durumlarda duyguların ifadesi güçtür. Kişisel duyguların ifadesi ne kadar artarsa, duyulan risk de o kadar azalır. İnsanların duygularını saklamaya yönelik bir eğilimleri vardır. Reddedilme, gülünme, istismar edilme gibi risklerin olduğu durumlarda duyguların ifadesi güçtür. Kişisel duyguların ifadesi ne kadar artarsa, duyulan risk de o kadar azalır. Duyguların, çatışma yaşanan karşıdaki kişiden saklanması oldukça güçtür. İstemediğiniz halde ağlayabilirsiniz, sesin yükseltilmesi uygun olmamasına karşın bağırabilirsiniz, diğerini rahatsız etmesine karşın gülebilirsiniz. Duyguların, çatışma yaşanan karşıdaki kişiden saklanması oldukça güçtür. İstemediğiniz halde ağlayabilirsiniz, sesin yükseltilmesi uygun olmamasına karşın bağırabilirsiniz, diğerini rahatsız etmesine karşın gülebilirsiniz. Çatışma içinde duyguların ifadesi oldukça güçtür. Duyguların karşı tarafa iletilmesinde sürecinde olabildiğince saldırı, iğneleme, aşağılama gibi yıkıcı ifadelerden arındırılarak verilmelidir. Böylece karşı tarafa davranışlarının sizin üzerinizdeki somut etkileri ve sizde uyandırdığı duygular belirtilmelidir. Çatışma içinde duyguların ifadesi oldukça güçtür. Duyguların karşı tarafa iletilmesinde sürecinde olabildiğince saldırı, iğneleme, aşağılama gibi yıkıcı ifadelerden arındırılarak verilmelidir. Böylece karşı tarafa davranışlarının sizin üzerinizdeki somut etkileri ve sizde uyandırdığı duygular belirtilmelidir. 
5 4- Diğer kişinin İstemlerinin, duygularının ve bunların nedenlerinin Empati ve Etkin Dinleme Teknikleri yoluyla anlaşıldığının gösterilmesi Örneğin: ‘Senin söylediklerinden benim anladığım şudur:.....’. Bu durum, çatışmanın öteki kişisinin bakış açısından sorunun anlaşılmasını ve aynı anda her iki taraftan da sorunun görülebilmesini içerir. Genellikle kişi kendi bulunduğu noktadan sorununu ve gereksinimini gördüğü için kendinden uzaklaşıp ötekinin sorununu ve gereksinimini, onun bulunduğu noktadan görmesi güçtür. Bu nedenle ötekinin bakış açısından soruna yaklaşma becerisi, taraflar arasındaki uzlaşmacı kişiliği ve çözüm olasılığını güçlendirecektir Örneğin: ‘Senin söylediklerinden benim anladığım şudur:.....’. Bu durum, çatışmanın öteki kişisinin bakış açısından sorunun anlaşılmasını ve aynı anda her iki taraftan da sorunun görülebilmesini içerir. Genellikle kişi kendi bulunduğu noktadan sorununu ve gereksinimini gördüğü için kendinden uzaklaşıp ötekinin sorununu ve gereksinimini, onun bulunduğu noktadan görmesi güçtür. Bu nedenle ötekinin bakış açısından soruna yaklaşma becerisi, taraflar arasındaki uzlaşmacı kişiliği ve çözüm olasılığını güçlendirecektir 
6 5- Karşılıklı Kazançları içeren Çözüm seçeneklerinin yaratılması Çatışma çözümünde genellikle kişiler ilk çözüm seçeneğinde anlaşmaya yönelimlidirler. Buna karşın anlaşmaya varmadan önce birkaç tane iyi çözüm önerisi üretilmelidir. Çatışma çözümünde genellikle kişiler ilk çözüm seçeneğinde anlaşmaya yönelimlidirler. Buna karşın anlaşmaya varmadan önce birkaç tane iyi çözüm önerisi üretilmelidir. Çatışmanın her iki tarafının da ortak kazançlarını arttıran üç aşamalı çözüm planının bulunması ve kavranması önemlidir. ‘Plan A:.........., Plan B:.........., Plan C:.........’. Bu süreç çatışmanın her iki tarafının da çıkarlarını arttıran ve problemi çözen yaratıcı seçenekleri olan anlaşmanın üretilmesini kapsar. Beyin fırtınası tekniğiyle tartışmanın tarafları, her iki tarafında gereksinimlerini karşılayabilen olası çözümleri üretmeye çalışırlar. Çatışmanın her iki tarafının da ortak kazançlarını arttıran üç aşamalı çözüm planının bulunması ve kavranması önemlidir. ‘Plan A:.........., Plan B:.........., Plan C:.........’. Bu süreç çatışmanın her iki tarafının da çıkarlarını arttıran ve problemi çözen yaratıcı seçenekleri olan anlaşmanın üretilmesini kapsar. Beyin fırtınası tekniğiyle tartışmanın tarafları, her iki tarafında gereksinimlerini karşılayabilen olası çözümleri üretmeye çalışırlar. 
7 6- El sıkışarak ortak anlaşmanın yapılandırılması ve uygulanmasına yönelik akılcı eylem planının seçimi ‘Haydi Plan B’ de uzlaşalım’. Anlaşma ortak çıkarların arttırılmasını çatışan tarafların birlikte işbirliği içinde çalışabilmesini güçlendirmesi ve gelecekte çatışmaların yapıcı bir biçimde çözülmesini sağlamalıdır. Bu durum her iki tarafında gelecekte nasıl davranacağını ve anlaşmanın çalışmadığı takdirde yeniden tartışılmasını ve gözden geçirilmesini belirginleştirir. ‘Haydi Plan B’ de uzlaşalım’. Anlaşma ortak çıkarların arttırılmasını çatışan tarafların birlikte işbirliği içinde çalışabilmesini güçlendirmesi ve gelecekte çatışmaların yapıcı bir biçimde çözülmesini sağlamalıdır. Bu durum her iki tarafında gelecekte nasıl davranacağını ve anlaşmanın çalışmadığı takdirde yeniden tartışılmasını ve gözden geçirilmesini belirginleştirir. 
8 Unutmayın Çatışma çözmeyi öğrenemezseniz; hayatınızın her aşamasında sorunlarla karşılaşır ve hep sorunlu bir birey olursunuz. 

17 Eylül 2010 Cuma

William SHAKESPEARE

Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?

Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın:

Taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler,

Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın:

Işıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak,

...Ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden;

Her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak

Kader ya da varlığın bozulması yüzünden;

Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz,

Güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda;

Gölgesindesin diye ecel caka satamaz

Sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda:

İnsanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,

Yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir.

Bencil İnsanın Psikolojisi

Bencil bir insanı bencil yapan nedir, bu insanlara karşı ne yapılabilir? Hepimiz bencilliğe olumsuz bir özellik olarak bakarız. Çevrenizde kimi zaman ne arkadaşlarını, ne ailesini, nede çocuklarını düşünmeden kendi çıkarlarına göre hareket ettiğine inandığınız insanlar vardır. Acaba bir an olsun durup bu insanların ned...en böyle davrandığını düşündünüz mü?

Bencillik insanın doğasında var olan bir duygudur. Yeni doğan bir bebek kendi yaşamını sürdürebilmesi için başkalarına ihtiyaç duyar. Tüm ihtiyaçları karşılandığı zaman ancak size gülümeyerek bir karşılık verir. Bu kural tüm canlılar için geçerlidir. Küçük büyük farketmez tüm insanlar ihtiyaçları giderildikten sonra ancak karşısındaki kişiye bir şeyler verebilir. Bu karşılık kimi zaman bir gülümseme, kimi zaman teşekkür kimi zaman ise sevgidir. Fakat aç bir insanın karşısındakini doyurması beklenemez. Önce kendisini doyurmaya ihtiyacı vardır.

Bir çoğumuz bencillik kelimesini, üzerinde hiç düşünmeden ağız alışkanlığı ile sarfederiz. Sadece karşımızdaki insanın bizden bir şeyler almaya çalıştığını ama geri vermediğini ima ederiz. Bu kelimede, olumsuz bir yükleme vardır, kötü bir davranışı anlatır. Dolayısıyla tek taraflı bir bakış açısını simgeler. Oysa bu kelime bencil insanın kendi açlığını, korkularını, mutsuzluğunu yada nedenlerini yeterince ifade etmez. Madur durumda olanın gerçekte kim olduğunu anlatmaz.

Bir an için düşünün, bencil olduğuna inandığınız bir arkadaşınızı, sevdiğinizi, yakınınızı gözünüzün önüne getirin. Küçücük bir çocukken neler yaşadığını anlamaya çalışın. Belkide en zayıf olduğu, en çok sevgiye ihtiyaç duyduğu, en yardıma muhtaç olduğu bir anda kimseyi etrafında bulamadı. Belki öyle çok acı çektiki kendi kendine yemin etti bir daha asla başkalarına muhtaç kalmamaya. Belki çevresindeki insanlar ona zayıf olmayı yasakladılar, güçlü olması için sürekli zorladılar; kendi başının çaresine bakması gerektiğini öğrettiler. Belki kimse ihtiyacı olan şefkati, sevgiyi, anlayışı, mutluluğu vermedi, veremedi ve büyük bir öfke ile dünyaya küstü. Kimsenin sevgisini haketmediğine karar verdi. Belkide sadece içindeki bu acı çeken küçük çocuğun etrafına bir duvar ördü kimse görmesin ve daha fazla kendisini incitemesin diye...

Hiç düşündünüz mü, bencillikle suçladığınız insanların aslında ne kadar yaralı olabileceğini? Sizin ilginize, şefkatinize, sevginize ve anlayışınıza herkesten daha çok ihtiyaç duyabileceklerini... Hiç düşündünüz mü bu bitmek tükenmek bilmeyen alma ihtiyacının altında aslında hiç tatmin olmamış bir insan yatabileceğini ve açlığını tam olarak doyurabilecek şefkat ve anlayış dolu bir insanı beklediklerini? Hani karşılıksız, her şeye rağmen, ne olursa olsun genede kendilerini sevecek, anlayacak, inanacak, destekleyecek, hoşgörecek ve şefkatle yaklaşacak bir insanı...

Hiç düşündünüz mü, belkide bütün o sert, katı, olumsuz ve kötü tavırlarının altında sadece daha fazla incinmekten korkan bir çocuk yatıyordur? Belkide sizin olumsuz tavırlarınıza karşı kendini korumaya çalışıyordur çünkü sizin onaylamayan, cezalandıran, dışlayan yaklaşımlarınız onu daha çok yaralamaktan başka hiç bir işe yaramıyordur.

Hiç düşündünüz mü sevmeyi bilmeyen bir insana sevgiyi nasıl öğretirsiniz? Vermeyi bilmeyen bir insana vermeyi nasıl öğretirsiniz? Mutluluğu tadmamış bir insana size mutluluk vermesini nasıl öğretirsiniz?

Bütün bilge sözler, bütün dinler, bütün filozoflar ve bütün olgun insanlar tek yönteme işaret eder: Göstererek Öğretmek.

Sevmeyi bilmeyen insanı daha çok sevin... ki sevmenin ne demek olduğunu öğrensin... Vermeyi bilmeyen insana daha çok verin.. ki vermenin ne demek olduğunu öğrensin... Sizi mutsuz eden bir insanı mutlu edin... ki mutlu etmenin ne demek olduğunu öğrensin...

Dünya üzerinde iki tip insan var bence; Bir kendisini aşmış ve başkalarına bir şeyler verebilecek insanlar, bir de bu insanlardan öğrenen ve büyüyen insanlar. Burda kendinize sormanız gereken soru siz bu iki tip insandan hangisisiniz? Kendinizi aştınız ve başka insanların büyümesine yardım edebilecek kadar olgunlaştınız mı? Yoksa aslında o bencil diye nitelediğiniz henüz geçmişten kalan acılarını iyileştirememiş insanlardan biriside siz misiniz?

Eğer ikinci gruba giriyorsanız, o zaman umarım kendinize yardım etmek için ya olgun bir insan ile bir arada olabilir ve bu meziyetleri öğrenebilirsiniz, ya bir psikoloğa giderek ve acılarınızı dindirerek iç huzurunuza kavuşur ve hayatta verecek çok şeyiniz olduğu gerçeğini anlayabilirsiniz, yada kendi davranışlarınızın ve çevrenize olan etkilerinin farkına vararak kendinizi olgunlaştırmak için çaba sarfedersiniz.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Mitolojik Tanrı "Zeus"

Tanrıların en büyüğüdür.Rheia ve Kronos'un oğludur.Gaia ve Uranos torunlarından birinin ölümsüzler arasında kral olacağını söylediği için. doğan tüm çocuklarını yer Kronos.Rheia Zeus'u doğuracağı gün Girit'e kaçar ve orda İda Dağı'nda bir mağarada doğurur.Kronos'a da bir bez içine taş koyup verir.Kronos Taşı yutar ve hiç bir şeyin farkına varmaz.Daha sonra Zeus babası Kronos'u yener ve kardeşlerini kusturur.Böylece üçüncü kuşak tanrıların Olymposluların hakimiyeti başlamış olur.Zeus'un Kardeşi Hades'e yer altı dünyası,Poseiodon'a Okyanusların hakimiyeti,Zeus'a Göklerin hakimiyeti düşer.Zeus Yağmur yağdırır,gökleri gürletir,şimşekler çaktırır.Troia Savaşı'ndaki rolü çok büyüktür.İda Dağı'nın tepesinde yönetir Troia Savaşını.Herşey onun buyruğuyla olur.Bazen Akhalar üstün bazen de Troialılar.Zeus buyruklarını Kartalının aracılığıyla iletir insanlara.Kartalın uçuşuna göre iyiye veya kötüye yorulur buyruk.Akhalar kötü durumdayken şöyle yalvarır Agemmemnon Zeus'a:

"Böyle dedi,Zeus acıdı onun gözyaşına
yok olmasın istedi ordusu,işmar etti,
gönderdi kartalı,kuşların en şaşmaz olanını
bir yavru geyik vardı kartalın pençesinde,
kartal attı onu Zeus'un güzel sunağı önüne,
orada Akhalar her şeyi bilen Zeus'a kurban keserlerdi
Anladılar Zeus'tan geldiğini görünce kuşu,
Saldırdılar Troyalılar doludizgin
hepsinin savaştaydı aklı,fikri."

Zeus Adaletli bir düzenin kurucusu ve koruyucusu sayılır.İlyada'nın son bölümünde Akhilleus,oğullarını kesip öldürdüğü Kral Primos'un korkusuzca bir gece vakti Akha Gemilerine gelip oğlu Hektor'un cesedini istemesi üzerine Akhilleus şöyle der:

"Talihsiz adam,ne acılar çekmiş yüreğin!
Nasıl göze aldın gemilere gelmeyi tek başına,
Nasıl göze aldın benim gözüme görünmeyi?
ben ki öldürdüm nice soylu oğullarını senin
demirden bir yürek varmış göksünde.
Hadi gel,otur şu iskemlenin üstüne,
uyusun bağrımızda acılar
ne yapalım yasımız çok büyükse,
ne çıkar yürek donduran iniltilerden!
Talihsiz ölümlülere tanrılar şu kaderi dokudu:
Yaşayacak insanlar acı içinde.
Ama ölümsüzlerin hiç bir kaygısı yok.
iki tane küp durur Zeus'un eşiğinde,
biri iyi biri kötü bağışlarla dolu.
Zeus karıştırır bunları,sunar ölümlülere,
iyisinden de kötüsünden de pay alır insanoğlu
ama yalnız kötü bağıştan pay alırsa bir adam ,
yoksul olur,hor görülür,
zorlu açlıkla sürünür tanrısal toprağın üstünde,
tanrılar,insanlar dönüp de bakmaz yüzüne."

Zeus tüm bunlara rağmen evrende tek hakim değildir.Bunu Troya Savaşı'nda oğlu ve çok sevdiği Sarpedon'unun Patrakios'la teke tek döğüşünde,Sarpedon'un güç durumda kalmasına rağmen ona yardım edememesinden anlıyoruz.Troya Savaşı'nda Hektor'la Akhilleus teke tek döğüşür.Hektor uzun bir süre dayanır Akhilleus'a karşı.Ama sonunda dayanamaz geri kaçar.Troya Surlarında bir kovalamaca başlar Hektor'la Akhilleus arasında.Bütün bunları izleyen Zeus Hektor için üzüldüğünü söyler.Bu sırada Zeus'un kızı Athena çıkışır babasına.Ve Hektor'un ölümlü bir adam olduğunu ve ölümüne izin vermesi gerektiğini söyler.SOnra Zeus Athena'nın Hektor'a kurduğu tuzağa ve Apollon'un Hektor'u kaderine bırakmasına izin verir.

7 Ağustos 2010 Cumartesi

İç Sesimi Dinlemeyi Ve Kendime Güvenmeyi Öğrendim

Kıskanılan ve arkasından iş çevrilen insan olmak iyi mi yoksa kötü müdür? Bir de desteğin olduğunu düşündüğün kişinin, seni gerçekten sevdiğini söyleyen kişinin de bunlara inanması nasıldır? Senin yüzüne bakıp, seni sevdiğini söyleyip diğerlerine de aynı şekilde davranması....
Bunları daha yeni görüyorum... ne zaman biliyor musunuz? yalancıların mumu söndüğünde ve herşey ortaya çıktığında... yalancılar hayatta hep vardır ve olmalıdır da, kişi kendisinin ve hayata bakışının değerini ve anlamını o zaman görebiliyor .Kalbinin derinliklerinde bir sızı yapan şey ise yanındakinin bunlarda parmağının olduğunu görmektir.
İnsanın kendisinden başka dostu yoktur bunu hayatımda bir kez daha anladım. İçinden gelen ve gibi hissetiğin doğrudur, başkaları ne derse desin. Anlamsız da olsa o doğrudur. Anlamlı olacağı zaman gelecektir. Anlamsız olduğunu söyleyenler sadece yalanlarının ortaya çıkmaması için seni kandırıyorlardır.

İçindeki sesi dinler ve ona güvenirsen herşeyi başarabilirsin. Çevrendeki yalanları daha net görürsün... Bu acı verse de inanmak istemesen de bunları görmek senin daha da başarılı olmanı sağlar.
Eğer iç sesini dinleyip ona göre yaşarsan hayatını, ne kadar üzülsen de iç huzurun hep olur. Acıları film izler gibi izlersin ve biter. Sızı hissedersin, geçer.
İçindeki enerjini kullanmaktır bu. İçindeki başarabilme, mutlu olabilme, huzuru bulabilme, zorlara dayanabilme, çözüm bulabilme gücünü kullanabilirsin.
Başkalarının desteğine değil sadece ve sadece kendine güvenerek... Ben bunu öğrendim, yanımdakilerin destek olduklarını düşündüklerimin aslında gerçek olmadıklarını gördüm.

İçindeki ses tek dostundur. Öyle ki, gerçeklerin farkına vardığım zaman adalet yerini bulmuştu, beni korumuş zor dönemlerde bir de gerçekleri görüp daha da zorlanmamı engellemiş, dayanabileceğim ve mücadele edebileceğim zaman görmeme yardım etmiş.
Kendinize güvenin ve içinizden geldiği gibi davranın herşeyin dengesi vardır ve yolunu bulacaktır. İç huzuru ve güveni hiç kaybetmeden sadece bekleyebilmektir zorlukları yenmek. beklemek. farkındalığını koruyarak beklemek. hazırlığını yaparak beklemek, sabretmek. Zamanı geldiğinde taşlar öyle güzel yerine oturuyor ki.. Gücünü öyle güzel gösteriyorsun ki çevrene.. Başarının resmidir bu.. Yaşamla barışık olmanın ödülüdür bu..

Kendinize saygınızı kaybetmeden, zor dönemlerde iç huzurla bekleyerek herşeyin üstesinden gelebilir, başarılarınızın resmini görebilirsiniz.

Bilge Aristo'dan Öğütler

Bilmelisin ki, güzel bir anı bırakmanın ve Yüce Yaratıcı’nın hoşnutluğuna ermenin dışında, senin için başka bir değer yoktur. O’na tutunacak olursa, seni herkesin şerrinden korur.

Bilmelisin ki, sen kötü oldukça halkını düzeltemezsin. Sen azgın ve sapık oldukça onlara doğru yolu gösteremezsin. Kör olan nasıl yol gösterebilir! Fakir olan nasıl zengin edebilir! Aşağılık biri nasıl yüceltebilir! Zayıf olan nasıl güçlü kılar!

Sorumluluğunu üzerine aldığın kimseleri düzeltmek istiyorsan, önce kendinden başla. Başkalarının ayıbını gidermek istiyorsan, önce kendi kalbini o şeyden temizle. Kendin kirli iken başkasını temizleyemezsin. Bu doktorluk iddiasında bulunan birinin aynı hastalık kendisinde bulunduğu halde başkasını tedavi etmeye kalkışması gibi olmayacak bir şeydir. Sözünle davranışın, içinle dışın birbirine uymadıkça güzel sözlerle dinleyicilere bir şey verdiğini sanmayasın ha!
Bilmelisin ki, insanları ıslah etmek için dürüst idarecilerden daha iyisi, kendilerini ve başkalarını bozmak için yine idarecilerden daha kötüsü olamaz. İdarecinin halkla olan ilişkisi ruhla ceset arasındaki ilişki gibidir, ruhsuz cesette hayat yoktur.
Kanunları uygulamaya çalış, çünkü sürekli huzur bununla sağlanır. Azgınlıktan sakın, çünkü gücünü tüketip bitirir. Kendini beğenmişlikten sakın. Zira bu durum erdemle bağdaşmaz.

Bilmelisin ki, bozguna uğramanın başlıca sebebi kibirlenmektir. Doğruluk yaratıkların yaşama güvencesidir. Yalan bir hastalıktır, yakalanan bir daha kurtulamaz. Ölümü gözü önünde bulunduran kendini ıslah eder. İnsanlara yüzsuyu dökmek yok mu, işte küçük ölüm odur.
İskender'e şöyle yazmıştı: "Halka iyi davran ki sevgisini kazanasın. İyilik ve sevgiye dayanan yönetim, baskı ve zulme dayanandan daha devamlıdır. Bilmelisin ki, sen sadece bedenlere hükmedebilirsin, ama iyilik yaparak gönüllere hükmetmeye bak." Yiyip içtikleri şeylerle övünen bir topluluk görmüş, "Bırakın böyle şeyleri, bunlar bayağılıktır, edebinizle övünün, edep şereftir" demiştir.

İlimden başka her şeyin azı çoğundan daha hafiftir, oysa ilim arttıkça taşıması kolaylaşır. İlim aklın kılavuzu, akıl ise iyiliğin komutanıdır. Kişinin dili aklının kâtibidir, akıl neyi yazdırırsa dil onu söyler. A1tın ateşte eritilerek saflaştırıldığı gibi, kişi de mesleğinde pişerek olgunlaşır.
Her şeyin yenisi iyidir, ama sevginin eskisi daha iyidir. Kişinin bilmediğini öğrenmesine engel olan şey, bildiğinden az yararlanmış olmasıdır. Yaptığı işten zevk alan yani severek yapan adam, bu konuda önüne çıkan engellere de katlanmasını bilir. İlmin yararını gören adam, daha çok öğrenmek için güçlüklere göğüs gerer.