29 Ocak 2026 Perşembe

​Aşk: Felsefi Bakış Açıları

Psikolojik ve Felsefi Bakış: Pygmalion Etkisi

​Bu hikaye modern psikolojide Pygmalion Etkisi (Beklenti Etkisi) olarak adlandırılır. Bu kavram şunu savunur:

​Beklentiler Gerçeği Şekillendirir: Birine veya bir duruma dair sahip olduğunuz yüksek ve olumlu beklentiler, o kişinin performansını ve karakterini olumlu yönde etkiler.

​İnancın Gücü: Pygmalion'un heykelini "canlanacakmış gibi" sevmesi ve ona değer vermesi, aslında insanın inandığı şeyi yaratma gücünü simgeler. 

İdealize Etme: Felsefi açıdan ise bu hikaye, insanın kendi zihnindeki "mükemmellik" arayışını ve yarattığı ideallere nasıl tutkuyla bağlandığını sorgular.

Aşkın anlaşılamayacak bir tarafı yoktur. Aşk, her türlü olabilir. Bir insanı ne etkilerse, kendisine ne uygunsa ona aşık olur. Bazen 1 yılda, bazen 1 dakikada. Bazen ilk görüşte birisinin gözlerine aşık olur, bazen hiç görmediği birisinin iç dünyasına, duygularına, saflığına.

Sanatın Aşka Dönüşümü: Mitolojiye göre Pygmalion, Kıbrıs adasında yaşayan yetenekli bir heykeltıraştır. Çevresindeki kadınların kusurlu ve ahlaksız olduğunu düşünerek kadınlardan uzaklaşmış ve hayatını bekâr kalarak sanatına adamaya karar vermiştir. Ancak Pygmalion, fildişinden öyle bir kadın heykeli yontmaya başlar ki, bu heykel dünyadaki tüm kadınlardan daha kusursuz ve güzel olur. Heykele Galatea adını verir. Zamanla heykeline o kadar çok emek verir ki, ona aşık olmaya başlar. Ona hediyeler alır, mücevherler takar ve sanki canlıymış gibi onunla konuşur.

​Afrodit’in Dokunuşu

Aşk tanrıçası Afrodit onuruna düzenlenen festival gününde Pygmalion, tanrıçanın sunağına gider ve içinden gizlice şu duayı eder: "Bana eşim olarak fildişinden yonttuğum kıza benzeyen birini ver." Aslında kalbinden geçen, heykelin ta kendisidir. Afrodit bu saf ve derin aşkı görür. Pygmalion eve dönüp heykeli öptüğünde, fildişinin soğukluğu yerine bir sıcaklık hisseder. Heykel yavaş yavaş yumuşar, damarlarında kan akmaya başlar ve canlanır. Pygmalion’un hayali gerçeğe dönüşmüştür.

Montaigne ; ‘’Aşk için kitapları bir yana bırakıp açık yüreklilikle konuşursak, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir, diyebiliriz gibi geliyor bana.’’ Demiştir. 

Sokrates’e göre aşk, güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur. 

Mesela Sait Faik’i ele alalım. Şöyle başlıyor cümlelerine, dünyanın en iyi tasvircisi; ‘’Ne yalan söyleyeyim, benim aşkım tuhaftır. Halbuki, böyle olmamalıdır, insan yıldırımla vurulmuş gibi âşık olmalı, sonra muvaffak olmak için bir şeyler icat etmelidir. Bu nevi aşkı pek severim ama, bir türlü de olamam. Muhakkak, evvela, seveceğimden biraz yüz görmeliyim. Sonrası kolaydır. İkinci yüz verişte yakalandığımı hisseder, kaçınmaya çalışırım. Üçüncüde her şey bitmiştir. Artık deli gibi aşığımdır.’’ Gördünüz işte, Sait Faik, yüz verilmesine ihtiyacı olduğunu söylüyor. Peki ya zavallı Pygmalion ne yapsın? Hiç fildişinden yapılma bir heykelden, yüz görebilir mi insan? ‘’Galetea, ah Galetea, ne kadar güzelsin’’ diye iç geçirmelerle, ellerini kadının yüzünde dolaştıran bir erkek hayal edin ki, adamın elleri fildişi malzemenin soğukluğunu bile hissetmesin, gözleri o bembeyaz rengi, ten rengi sansın… Pygmalion, o kadar güzel bir heykelden kadın çıkarmıştır ki ortaya, kendini ona aşık olmaktan alıkoyamaz. Evet, siz sevdiğiniz insanın size ilgi göstermesini bekleyen âhlaksızlar, Pygmalion’a bakın ve ibret alın. Hanginizin sevgisi, bir taşı sevebilecek kadar büyük? Esas büyük sevgi, ellerini tuttuğunuz, yüzü okşadığınız, dudaklarını öptüğünüz, saçlarına dokunabildiğiniz, gözlerinin parlaklığını görebildiğiniz bir sevgiliye duyulan sevgi midir? Uğrunda ölebilirim dediğiniz sevgilerin, kaçı payidar kaldı hayatınızda? Onsuz olamam dediğiniz kaç sevgiliden ayrıldınız, içten pazarlıklılar?! Pygmalion öyle sevmedi. O sadece, taş ta olsa, konuşamasa da, kendisine karşılık veremese de, Galetea’yı sevdi, sevdi ve sevdi… Her gün onun taş dudaklarını öptü, saatlerce karşısında bekledi. Umut etti mi, etmedi mi bilemem ama, tanrılara yakardığını biliyorum. 

‘’Ey büyük tanrılar, madem insanlara her şeyi bahşediyorsunuz, madem ki hibenizin sonu yok, o halde Galetea’yı verin bana…’’ Galetea bir heykeldi. Ve Pygmalion onu, hiçbir şey beklemeden sevdi. Sadece o, Galetea olduğu için… Galetea onu öpemezdi, dokunamazdı, güzel sözler söyleyemez, onu tatmin edemezdi. Kısacası Pygmalion’un sevgisine karşılık veremezdi ama, Pygmalion onu sevdi. Hiçbir şeyi umursamadı, sadece sevgisine sahip çıktı. Akabinde Afrodit, Pygmalion’a acımış olacak ki, bir sürpriz yaptı ona. Pygmalion, gene bir gün eve geldiğinde, Galetea’ya dokundu, yüzünü okşadı, Galetea’nın ona karşılık vermeyeceğini bile bile. Ve… Evet oldu. Galetea karşılık verdi. Kadın da onu öpüyordu. Pygmalion’un sevgisi, onu taştan, kanlı canlı bir insana çevirmişti… Ee, Pygmalion da bunu hak etmişti doğrusu. Bugünlerde, bu kadar büyük aşklara, aşk diye nitelendirilemeyecek aşklara, hiç de hak etmeyen insanların, her şeyden bir katkı, bir karşılık bekleyen insanların sahip olduğunu görüyorum da… Hem Pygmalion’a acıyorum, hem kendime…Benim de aşkım Pygmalion ile Sait Faik’in arasında bir yerdedir herhalde. Ve siz, olanla yetinmeyen, varoluşun, doğallığın, içten gelenin, samimiyetin, gerçekliğin mucizesini görmeyen romantikler… İçten pazarlıklı, karşılık bekleyen, ilgi görmezse solan ahlaksızlar… Siz sakın aşık oldum demeyin, Pygmalion’dan haberdar olduktan sonra. Bakın Pygmalion kimmiş; ‘‘pygmalion, kendisi için kusursuz kadının heykelini yapan eski bir Yunan Kralı. Tanrıça Afrodit bu heykele can vermiştir. Bu efsane, eşlerinin görünüşünü ya da kişiliğini değiştirmek isteyenlere karşılık ortaya çıkmıştır.’’ 

Şimdi gidin ve Nietzsche’nin size önerdiği gibi yazgınızı kabullenin ki, gerçekten insanüstüne ulaşabilesiniz ve sevginiz gerçekten, maymunların sevgisinden farklı olsun... Ki gerçekten büyük sevginizle gurur duyabilin, gerçekten sevginiz mucizevi olabilsin..

Ünlü düşünür Eflatun, bildiğiniz gibi diğer ismi Platon olan bu düşünürün adıyla tanımlanan “Platonik aşk” yani tek taraflı aşktır. Platonik askın adıyla anılmasına rağmen onaylamayan ve açıkça sevmenin gizliden sevmekten daha güzel olduğunu söyleyen bu filozof sevgi üzerine oldukça kafa yormuştur. Şölen adlı meşhur kitabında tamamen sevgi ve dostluk üzerine duran Eflatun, öğrencileriyle baştan sona sevgiyi tartışır ve onu tanımlamaya çabalar. Ve güzellik ile askı buluşturur. Öyle ki, güzelin olduğu yerde ancak sevgi olabileceğini söyler. 

“Güzel yaşamak isteyenleri ömürleri boyunca nedir güzel yasatan? Akrabaları mi? Hayır. Şanlari şerefleri mi? Hayır. Zenginlik mi? Hayır. Ne su ne bu, hiçbir sey insanı sevgi kadar güzel yaşatmaz.“ 

Ardından “Homeros der ya, yiğitlere Tanrı yürek üflermiş, iste budur Sevgi’nin sevenlere verdiği güç. Başkası için ölmek, bunu yalnız sevenler yapabilir, erkekler değil yalnız, kadınlar bile.“ diyerek, sevginin büyüklüğünü ve güçlü kalplerden işi olduğunun üzerinde durur. Sevginin özünde Tanrısallık olduğunu, sevginin bir tek olmadığını çeşitlere ayrıldığını anlatır. Ayrıca seks ve güzellik tanrıçası Afrodit’i örnek göstererek tensel sevgiye işaret eder: “Orta mali Aphrodite’ye bağlanan insanın kendisi de orta malıdır, her isini rasgele yapar; bu sevgi aşagilik kişilerin sevgisidir. Bu türlüleri kadınları da delikanlılar kadar severler, sonra da sevdiklerinin bedenlerini canlarindan(ruh güzelligi) çok severler, üstelik de sevdiklerini çogu zaman aptallar arasindan seçerler, çünkü istedikleri arzularini sonuna kadar götürmektir; bu isin güzelligine, çirkinligine bakmazlar.” 

“En iyi en soylu ve en değerli insanlar, başkalarını çirkin de olsa severler“[4] diyerek sevginin yüksek bir değer olduğunu savunur. Eflatun’a göre düşkün kadınları seven yani ruh güzelliğinden daha çok bedensel hazza önem veren insan, aslında seven insan değildir. Olsa olsa kendi bedenini seven insandır der. Böylece Sevgiyi ikiye ayırmış olur: bedensel sevgi, ruhsal sevgi… Ruhsal sevgi mistiklerde sakinliği dönüşür insanla Tanrı'nın buluşması gerçekleşir. Bu sevginin savunucuları mistiklerdir. Bedensel olan sevgi gerçekte sevgi değildir, ilgidir. Beden istediği doyumu gerçekleştirdiğinde sevgi yok olur. Bunu bazıları ” Sevmek dokunmaktır” cümlesiyle ifade ederler. Eflatun Sevgi’yi düzenli, ölçülü olmasından yana tavır koyarak sevgi de akil arar gibidir. Buna karşın mistiklerin aşk anlayışında ise, aşk gaflet halidir. Deli, mecnun ve askın bir şekilde kendinden geçer. Özellikle Müslüman mistiklerin aşka bakışı böyledir.” Aşk sarhoşluktur” diye ifade edilir. Eflatun’da ise, iki ayrı parçanın bitişmesidir ask. Yunan efsanelerine dayanarak anlattığı hikâyede geçmişte tek parça olan insanoğlu, dişilik ve erkekliği tek bünyede bulunduruyormuş. Daha sonra üçe bölünerek kadın, erkek ve hem kadın hem erkek bir varlık olarak üçe ayrılmış. Parçanın erkek ve dişisinin birbirinin arayışının adı aşk olmuş.  Netice olarak sevgiyi bütün boyutlarıyla ele alan Eflatun, sanat sevgisinden, kadın erkek sevgisine, erkeğe duyulan sevgiden, orta mali kadınlara duyulan sevgilere kadar bütün sevgi çeşitlerini derinliğine irdeler, öğrencileriyle tartışır. En geniş anlamıyla der: 

“Sevgi, her iyi olanı ve bizi mesut edeni arzulamaktır.”

​1. Platon: Eksik Parçanın Peşinde 

Platon'un Şölen diyaloğu, aşkın felsefi temelini atar. Burada iki önemli kavram öne çıkar: Androjen Mitosu: İnsanların başlangıçta dört kollu, dört bacaklı ve iki yüzlü devasa varlıklar olduğu söylenir. Tanrılar onları ikiye böldüğünde, her parça sonsuza dek "diğer yarısını" aramaya başlar. Aşk, bu eski bütünlüğümüze dönme arzusudur.

​Platonik Aşk: Genelde "dokunmadan sevmek" sanılsa da, aslında fiziksel güzellikten başlayıp İdea'ya (saf güzelliğe ve erdeme) ulaşma basamağıdır.

​2. Schopenhauer: Doğanın Tuzağı

​Schopenhauer daha karamsar bir tablo çizer. Ona göre aşk, **"Yaşama İradesi"**nin bir oyunudur. Doğa, türün devamını sağlamak için bizi kör bir tutkuyla birine bağlar. Aşkın o yüce duygularının arkasında, aslında biyolojik bir zorunluluk yatar.

​3. Erich Fromm: Bir Sanat Olarak Aşk

​Fromm, aşkın başına gelen bir şey değil, öğrenilmesi gereken bir sanat olduğunu savunur.

​"Sevmek, bir duygu değil, bir karardır; bir yargıdır, bir söz vermektir."

Ona göre gerçek aşk; ilgi, sorumluluk, saygı ve bilgi temelleri üzerine kurulur. Kişi, sevme yeteneğini geliştirmediği sürece gerçek aşkı bulamaz.

​4. Sartre ve Varoluşçuluk: Özgürlük Çatışması

Sartre için aşk bir paradokstur. Sevdiğimiz kişinin hem bize ait olmasını (bir nesne gibi) hem de tamamen özgür olmasını isteriz. Bu durum, iki özgürlüğün birbiriyle çatışmasıdır. Aşk, bir başkasının bakışında kendimizi anlamlı bulma çabasıdır.

5. Doğru ruhlar birbirlerini terk etmezler. Varoluşun ağırlığı üzerlerine çöktüğünde zayıflamazlar ya da yol belirsizleştiğinde geri çekilmezler. Hayat değişken doğası gereği fırtınaları çağırır, kesinlikleri çözer ve en güçlü bağların bile metanetini sınar ama doğru olan kırılmaz. Kahkahaların güneş ışığı gibi zahmetsizce ve altın renginde döküldüğü günler ve sessizliğin cevaplanmayı bekleyen bir soru gibi uzayıp gittiği geceler olacaktır. Yanlış adımlar, uzun gölgeler ve mesafenin uçsuz bucaksız hissedildiği anlar olacaktır. Ama o zaman bile, kırılgan sessizlikte eller uzanacak ve kalpler - yorgun olsa da bir kez daha ritmini bulacaktır. Aşk bir mükemmellik kurgusu değil, kalmak, görmek ve anlamak için verilen amansız bir karardır. Geçici kolaylıkla değil, başka bir yere sığınmak yerine fırtınada durmak için yapılan sarsılmaz seçimle bağlanan bir yemindir. Mücadelenin yokluğunu değil, içinde lütfun varlığını talep eder. Öyleyse bırakın zaman bizi şekillendirsin; bırakın mevsimler değiştikçe dünya da değişsin. Gerçek olan, belirsizliğin gelgitleri altında aşınmaz. Geçip giden fırtınalara boyun eğmez. Dönüşür, derinleşir, kalır - çünkü sevgi, en yüksek biçimiyle, kaybetme korkusuyla tutunmak değil, nereye götürürse götürsün yolu birlikte yürümeyi tekrar tekrar seçmektir. ~ Katie Kamara

6. Aşık olmak sürekli korkmaktır. Sevdiğine bir şey olacak diye korkar, ölümüne bir dehşete kapılır,düşünürsün. Her düşünceyle birlikte kalbin sıkışıyor mu? İşte dostum bu aşktır. Ve korku olmadan aşk da olamayacağı için, aşk hepimize esir eder. ~ Barones Sammorca

RUH EŞİ

"İnsanlar ruh eşinin mükemmel uyum olduğunu düşünür ve herkesin istediği de budur. Ancak gerçek bir ruh eşi bir aynadır, sizi geride tutan her şeyi size gösteren kişidir, hayatınızı değiştirebilmeniz için sizi kendi dikkatinize getiren kişidir. Gerçek bir ruh eşi muhtemelen tanışacağınız en önemli kişidir, çünkü duvarlarınızı yıkar ve sizi uyandırır. Ama bir ruh eşiyle sonsuza kadar yaşamak? Olmaz. Çok acı verici. Ruh eşleri, hayatınıza sadece size başka bir katmanınızı göstermek için gelirler ve sonra giderler. Ruh eşlerinin amacı sizi sarsmak, egonuzu biraz parçalamak, engellerinizi ve bağımlılıklarınızı göstermek, kalbinizi kırmak ve böylece yeni ışığın içeri girmesini sağlamak, sizi hayatınızı dönüştürmek zorunda kalacak kadar çaresiz ve kontrolden çıkmış hale getirmek ve sonra sizi ruhani ustanızla tanıştırmaktır."- Elizabeth Gilbert, Ye, Dua Et, Sev

Aşk "seni istiyorum" ya da "benim olmanı istiyorum" demek değildir, "yakışıklısın" ya da "seksisin" demek de değildir... "Sensiz yaşayamam" ya da "sana ihtiyacım var" ya da "sonsuza kadar birlikte olalım" ya da sıklıkla karıştırıldığı şeylerden herhangi biri anlamına gelmez.  Aslında anlamı şudur: "Tüm gerçekliğiniz ve egemenliğinizle kim olduğunuzu gerçekten seviyor, saygı duyuyor ve takdir ediyorum ve gerçek doğamdan ödün vermeden, yolunuzda size yardımcı olacak sunabileceğim bir şey varsa, vermeme izin verirseniz bu benim için bir hediye olacaktır."  Bu şekilde her geçen gün daha fazla insanı sevdiğimi görüyorum.  Red K. Elders

Ünlü düşünürlerden aşk tarifleri:

Aristotales: "Sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek. Sevmek zevktir ama yalnız sevilmenin hiçbir zevki yoktur."

François Bacon: "Büyük insanlarda, liyakat sahibi olanların kendilerini budalaca aska kaptirdiklari görülmez. Büyük ruhlar ve büyük işler aşkla uzlaşmaz."

Augustinus: "Sevgi ruhun güzelligidir."

Franz Xaver Von Baader: "Özgürlük ask değildir, yalnız aşkın kapısıdır."

Bailey: "Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır."

Basta: "Erkek az fakat sık sever, kadın ise çok ancak bir kez sever."

Jeremy Bentham: "Aşk hazzı, dostlukla duyu hazlarından yoğrulmuştur."

Balzac: "Aşk yaşamında kadın, ancak hünerli bir çalgıcının elinde dile gelen bir lir gibidir. Kadınlar bizleri sevdikleri zaman her suçumuzu bağışlarlar."

Jacob Boehme: "İstek, hareket/genişleme, yön veren tezlere bilgelik eklendiğinde ask olur."

Eugene Delacroix: "Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden başka bir dil ister."

Descartes: "Bir şey kendimiz için iyi, yani uygun gibi sunulmuşsa ona karşı ask duyarız."

Bulor: "Aşk cennetin dilinden bize kalan tek andır."

Antoine Bret: "Aşkın ilk soluğu mantigin son soluğudur."

Epiktet: "Hareket etmenin nedeni 'istek' ve 'sevmektir', bu ise düşünmektir. Ask tutkudur. İyi ya da kötünün ne olduğunu fark edemeyen insan nasıl sevebilir".

Duclos: "Aşk bıkılmayandır. Her şeyden bıkılabilir ama aşktan ... hayır."

Epikür: "Bilge olan evlenmez. Evlense bile aşkın vehimlerine kapılmaz. Bir uygarlığın yetkinliği ve insanloğı ancak kardeşlik ve sevgiyle olasıdır."

Douglas Ferrola: "Aşk kizamığa benzer, insan ne kadar geç yakalanırsa o kadar ağır geçer."

Faulkner: "Asşkı kitaplara soktuklari iyi oldu, yoksa belki de başka yerde yaşayamayacaktık."

Fenelon: "Sevmeden yaşamak yaşamak degildir. Az sevmek ise sürüklenmektir."

Costance Foster: "Sevgi bizi zamanin yıkımından koruyan yıkılmaz bir kaledir."

Freud: "Yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma; duygulanmanın da temeli aşktir."

Geraldy: "Erkeğin yaradılışında sevmek yoktu. Ona aşkı öğreten kadındır."

Geothe: "Sevilenin kusurlarini hos görmeyen sevmiyor demektir."

Victor Hugo: "Aşk bir deniz, kadın onun kıyısıdır."

Holty: "Aşk kulübeyi altından bir saraya benzetir."

Albert Hubbart: "Ask yasamdir deriz, ancak umutsuz inançsiz ask ölümden beterdir."

Konfüçyus: "Dinsel erdem, insanligi sevmekle olanaklidir. Bu sevgi hissi, aileden toplumdan hükümete dek karsilikli olarak uzamalidir."

Moliere: "Kadinlarin büyük tutkusu aski ilham etmektir. Insani askin güzellikleri yasatir."

Montaigne: "Ask utanma ve çekinmenin oldugu yerde vardir."

Newton: "Ask köprü kurmaktir. Insanlar köprü kuracaklarina duvar ördükleri için yalniz kalirlar."

Robert Owen: "Insana karsi sonsuz bir sevgi ve sefkat duyabilmek için dinsel inançlardan kurtulmak gerekir."

Oscar Wilde: "Erkekler kadinlarin ilk aski, kadinlar da erkeklerin son aski olmak ister."

Voltaire: "Ask bir tablodur, onu doga çizmis ve hayal süslemistir. Tanri kadinlari erkekleri evcillestirmek için yaratti."

Mark Twain: "Hiç kimse uzun süre evli kalmadikça gerçek askin ne oldugunu anlayamaz."

Cenap Sehabettin: "Kadin olsun, kitap olsun cildine aldanmayip içindekilere bakilmalidir."

Stendal: "Ask, cosku ve tutku olduktan sonra insan hiç sarsilmaz, bunlar olmayinca yasam neye yarar."

Seneca: "Yalniz akilli bir insan sevmesini bilir. Sevip de yitirmek, sevmemis olmaktan daha iyidir."

Schiller: "Ey ask, güzel ve kisasin... Ask insani birlige, bencillik yalnizliga götürür."

Madame De Scudery: "Insan sevmeye basladi mi, yasamaya da baslar."

Shakespeare: "Degisiklikle karsilasinca degisen ask, ask degildir... Ask gözle degil ruhla görülür."

J. J. Rousseau: "Ask mutlulugunu evlendirdikten sonra da sürdürebilseydik, dünya cennet olurdu. Duygulu gönüller sevginin her türlüsü için duygulu degil mi?"

Dante: "Genis varlik denizinin her yaninda genis bir ask akisi vardir. Fiziksel devinim, bitkisel yasam, zihinsel yasam... hep evrensel askin derece derece yükselen asamalarini olusturur. Asagi derecelerinde yanilmayan ask, akilla aydinlandigi zaman iyilik ve kötülüge egilim kazanir. Ask kusursuz olmayan iyiliklerin üzerinde de vardir. Hatta irade, hile ve siddet kullanmak yoluyla bir baskasinin kötülügüne çalismis olsa bile yine aska uyar. Kötülükler asktan uzaklasma oraninda bir takim derecelere sahiptir ve kötülük aska yaklasmak için sarf ettigi üç oraninda erdeme yaklasmis olur... Cehennem bile adalet kadar askin eseridir."

Feuerbach:

"Varlik sezginin, duyunun ve askin bir sirridir. Bu kisi, bu sey yani bireysel, yalniz duyumda, yalniz askta, mutlak bir degere sahiptir. Sonlu ve sonsuz orada bulunur. Askin sonsuz derinligi ve askin gerçegi, bununla yalniz bununla kaimdir" "... En derin ve en yüce gerçekler duyumlarda saklidir. Böylece genel olarak basimiz disinda bulunan bir nesne varolusun gerçek ve ontolojik belgesi asktir, varolusun asktan ve duyumdan baska belgesi yoktur."

François M. C. Fourier:

1) Geçici ya da keyif verici asklar ki, bu oyuncular, kahpeler, arsizlik asklari gibi sekillere ayrilir.

2) Az çok bir süresi fakat kisir asklar ki, bunlar gözde asklardir.

3) Yalniz bir çocuk dogurtan geçici asklar ki, bunlar dölleyen asklardir.

4) Karilar ve kocalar askidir ki, bu iki tarafin istegi ile yillarca sürer ve bir çok çocuk dogurturur. Fakat bunlar birbirleriyle yasayip yasamamakta serbesttir." "Her erkek bütün kadinlara ve bir kadin bütün erkeklere sahiptir."

Efes'li Heraklitos: "Duyu organlari akilsiz ruhlara hizmet ettikleri zaman kötü taniklardir. Esek samani altina tercih eder; köpek tanimadiklarina havlar. Domuz için çamur saf sudan daha degerlidir. Deniz suyu ister temiz ister kirli olsun, baliklar için kurtarici insanlar için ugursuzdur."

Paul Henri D. Holbach: "Insanlara kendi akillarina saygi duymalari ve cesur olmalari telkin edilmeli ve kendileri için arkasindan kosmasi gereken hayallere gereksinimleri varsa, dogruluk, iyilik ve baris sevgisini benimsemeleri ögretilmelidir"

François La Rocheffoucauld: "Tüm duygularimiz ve tutkularimiz rastlanti ve çikarin eseridir ve bizim erdem, ask, karsilik beklemezlik dedigimiz seyler de hosgörülerden baska bir sey degildir. Adalet aski nedir? Adaletsizlik istirabindan korkmaktir. Ask sahip olduklarimizin bizden alinmasi korkusudur. Ask duyularin bir hummasidir."

Mevlana: "Bir aski baska ask söndürebilir. Askta ne yükseklik, ne alçaklik, ne de akillilik ve akilsizlik vardir. Hafizlik, seyhlik, müritlik yoktur. Sadece kepazelik, asagilik ve rintlik vardir. Insanin topragini ask sebnemi ile yogurduklari için alemde yüzlerce fitne ve kargasalik peyda olur. Askin yüzlerce nesteri, ruhun damarlarina sokuldu ve oradan gönül adi verilen bir damla aldi... Ask öyle engin bir denizdir ki, ne kenari vardir, ne de ucu bucagi."

Mu-Ti: "Kim baskasini severse kendisi de sevilecektir. Baskalarini kazandirmis olan kendisi de kazanmış olacaktir. Tüm insanlar kendileri arasinda karsilikli bir sevgi hissederlerse, güçlüler zayiflari avlayamazlar, usta olanlar da beceriksizlerle alay edemezler. Sevgide tarafsizlik, kisisel sevgide yanılmayı önler; tarafsız sevgi kisisel sevginin de güvencesidir."

Pascal: "Ask iradenin eregidir. Her çesit dissal emir ve baskılardan çok usa uymak gerekir. Iradenin eregi olan bu asktan baslayip tutkuda sona eren bir yasam mutludur. Bunlardan birini seçmem gerekse 'ask'i yeg tutarim. Biz ask karakteri ile dogariz. Ask ruhumuz yetkinlestikçe gelisir ve bizi güzel görünen seye sürükler. Bundan sonra artik bizim bu alemde sevmekten baska bir sey için var oldugumuzdan kim kuskulanir? ... Askin konusu güzelliktir ve insan evrenin en güzel nesnesi olduğu için disarida aradigi bu güzelligin örnegini kendi içinde bulmasi gerekir. Bu itibarla insan ancak kendisine benzeyeni ve olabildigi kadar kendisine yaklaşanı sever. Sevmeye baslayinca eskisinden bambaska bir insan oldugumuzu anlarız.

İlişkilere Yön

Sağlıklı, mutlu ilişkiler sadece "o kişiyi" bulmakla ilgili değildir. İkisinin de sevgi, güven, saygı ve neşe içinde yaşayabileceği sıcak, ortak bir yer yaratmakla alakalıdır. Bu tür ilişkilere giden yol, kendinle başlayan çok yönlü bir süreçtir. Çocukluktan itibaren, ilişkileri çevremizin merceğinden algılıyoruz. Ebeveynlerimizin ne tür bir ilişkisi var? Ailemizde ve yakın çevremizde hangi senaryolar gözlemledik? Bu yetişkinlikte nasıl ilişkiler gördüğümüz ve kurduğumuzun temelini oluşturur. Bağımlılık ve ortak bağımlılık olan akrabalar, bir ya da ikisinin de yokluğu, boşanma, bir aile üyesinin kaybı bunların hepsi bir çocuğu etkiler. Sağlıksız davranış desenleri, korku reddedilmesi, herkesi kurtarma arzusu, düşük özsaygı ve kendin için yaşayama becerisi bilinçsizce gelişebilir. Eğer uyumlu örnekler bulunmazsa sağlıklı bir ilişki hayal etmek zor olabilir. Bu, zaman, sabır ve anne ve babamızın içerdeki figürleriyle derin çalışma gerektirir. Şifa bloğundan "Ebeveynlerle Birlik" meditasyonunun yardımı dokunabilir.

Arketipler: Jung'a göre, her birimiz karşı cinsiyetin içi bir arketipimiz var. Animasyon, bir erkeğin kadınsı yönünü tamir eder, ve animus ise bir kadındaki erkek arketipidir. Bunlar bizim "ideal erkek ya da dişi" hakkındaki bilinçaltı fikirlerimizdir. İlişkilere girdiğimizde, sadece gerçek kişiyle değil, kendi projeksiyonumuzla da etkileşim kurarız. Örneğin, uyumsuz bir animasyonu olan bir adam iç kusurlarını dolduracak bir kadın arayabilir. Zayıf bir düşmanı olan bir kadın erkek otoritesine bağımlı olabilir, sürekli bir "kurtarıcı" arayabilir ve ilişkilerde ve hayatta sorumluluk alamaz olabilir.

Anim ve animus dengelendiğinde ilişkiler daha olgunlaşır. Her iki ortak da idealleştirilmiş veya zehirli beklentileri yansıtmadan hislerini ve ihtiyaçlarını ifade edebilir.

Bu yüzden, erkeksi ve kadınsı yönlerinizi tanımak ve uyum sağlamak önemlidir. Değerli bir erkeği dıştan görmek için bir kadının önce içindeki erkekliğine bağlanması gerekir ve tam tersi.

İlişkiler, bir kişinin bu arketipleri ne kadar iyi birleştirdiğini ve başka bir kişiyi olduğu gibi kabul etmeye ne kadar istekli olduklarını yansıtır. Bu, "Şiva ve Shakti Enerjisi'nin Dengesi" makalesinde daha detaylı olarak tartışılmaktadır.

Çeşitli psikoterapi uygulamaları kendini geliştirme araçlarıdır: bireysel ve grup terapisi, bütünleştirici psikoloji ve aile desenlerini anlamak ve iyileştirmek için Hellinger takımyıldızları. Tantra, Osho pratikleri, sanat terapisi, vücut çalışması ve dans teknikleri iç yönlerinizle bağlantı kurmanızı sağlar. Anahtar niyetinizi ifade etmektir ve gerekli araçlar ortaya çıkacaktır. Kendiniz üzerinde çalışmak derin bir öz bilinç geliştirir ve yıkıcı duyguların tanımlanmasına ve değiştirmeye yardımcı olur. Bu yoldan daha önce gelmiş olan insanlar da değerli kaynaklar olabilir. Sağlıklı ilişkilerin mümkün olduğunu gösteren öğretmenlerdir. Örnekleri ilham verebilir veya tam tersi acıyı tetikleyebilir "Neden onlar doğru ama ben doğru yapamıyorum?" Bu duygular kendini keşfetmek için alanları aydınlatabilir. Sağlıklı bir ilişkide bir ortağın ideallerine tam uyum sağlayacağına inanmak bir hatadır. Her insan eşsiz dersleri olan bir öğretmendir. Bir ilişkide, birbirinizden öğrenebilirsiniz, birlikte büyüyüp uzlaşmalısınız. İlişkiler çiftin refahı için rollerini ve sorumluluklarını anladıkları iki yönlü bir yoldur. 

Aşka giden yol olgunluğa ve bütünlüğe giden bir yoldur, hem kişisel hem de ilişkisel olarak. Birlikte mutlu olmak için, yalnız mutlu olmayı dene.

Bazen yalnızlığı kucaklaman gerekir ve partnerinde bir ebeveyn figürü aramadan ihtiyaçlarını karşılamayı öğrenmen gerekir. Bu, bireysel olarak mutlu ve birlikte daha iyi ilişkiler kurmanıza olanak sağlıyor.

O zaman en önemli şey arzu kalır. Mutlu ilişkiler arzusu. Geçmiş programları, çözülmemiş sorunları, kurbanlık, ikincil kazançları ve acıyı bırakın. Karşılıklı aşkı deneyimlemenize izin verin. Hayatının efendisi ol. İçindeki hazırlıkla, her şey güzelce ortaya çıkıyor.

İlişkiler sadece etkileşimlerden fazlasıdır; kendi kendini keşfetme ve bütünleşmenin derin bir sürecidir. Aşk hikayesi içeride başlıyor. Herkes güçlü, mutlu ve sevgi dolu bir ilişkiyi hak eder.

Karmik İlişkiler:  Bu, geçmiş yaşamlarındaki olaylara dayanarak insanlar arasındaki özel bir bağdır. Çözülmemiş görevleri tamamlamak ve ruhun gelişimi için önemli dersler almak için ortaya çıkar. Bu tür ilişkiler karşı konulmaz ve kederli görünüyor. Güçlü bir duygusal bağ ve enerjik çekim ile karakterize edilirler: aşk, nefret, bağlılık ve önemli ortak olaylar. Bu ilişkiler sayesinde insanlar kendilerini keşfedip her zamankinden farklı davranırlar. Bütün dersler alınana kadar bitirmek çok zordur. Bağlantı acı ve ızdırap getirebilir ya da karşılıklı destek ve büyüme sağlayabilir. Bu birikmiş karmaya bağlı. Geçmiş hayatında yardım ettiyseniz, bu canlandırmada yardım alacaksınız. İhanet ve yalan söylediyseniz, aynı şekilde karşı karşıya kalacaksınız. Bazen, semboller ve buluşma koşulları insanları birbirine bağlayan geçmiş olaylara işaret eder. Astroloji, psikoterapi, takımyıldızlar ve derin meditasyon karmik bir ilişkiniz varsa anlamanıza yardımcı olabilir.

Uyum: Vedi astrolojisi karmik ilişkileri uyumlu hale getirmek için denemeler (uygulamalar, ritüeller, mantralar ve meditasyonlar) sunar. Bunlar sorunların kaynağını anlamanıza ve dönüştürmenize yardımcı olabilir. Psikolojik çalışma ve kendini keşfetme de bilinçli olarak negatif desenleri ve senaryoları değiştirmek için gereklidir. 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

20 Mart 2025 Perşembe

Ay Dönümleri ve Ekinoks Ritüelleri

Ay Rotası Hakkında
Ay, iç mutluluğun, rahatlamanın ve vücut ve duygularla bağlantının sembolüdür, evrelerini gözlemleyerek ve durumumuzu onlarla hizalayarak, hayatımızdaki olayları etkileyen desenleri fark edebiliriz.
Bu bize ve diğerlerine olanları daha iyi anlamamıza ve kozmik ve doğal döngülerle uyum içinde bir hayat kurmamıza yardımcı olur. 
Ay'ın farklı evrelerinde kendinizi desteklemelisiniz. Ay'a bilimsel, enerjik ve psikolojik açıdan bakılmalıdır. Ay'ın Dünya'daki yaşamı, sıvıları ve gelgitleri nasıl etkilediğini öğrenmeliyiz.
Ay boyunca enerjisinin nasıl değiştiği ve iç süreçler üzerindeki etkisini anlamak için bir kurs alınabilir. Ay'ın arketipinin kullanımının farklı duyguları yönlendirmesine yardım edip, içimizdeki çocuğumuz ve ebeveynlerimizle, özellikle annelerle ilişkiler kurmasına yardım ettiğini fark edeceksiniz. 
Astroloji ve ruhani uygulamalara dalış seviyeniz ne olursa olsun bu kurs herkese uyar. 
Eğer: ⁃ iç destekler ve sınırlar oluşturmak istiyorsanız; kendiniz, bedeniniz ve ruhunuzla bağlantı kurun; 
⁃ sevdiklerinizle uyumlu ilişkiler kurun; potansiyelinizin kilidini açın, yeteneklerinizi gerçekleştirin; 
istirahat ve çalışmayı dengelemeyi öğrenin; 
duygularınızı ve arzularınızı daha iyi anlayın;
yaşam yönünüzü anlayın;  
ifade edecek cesareti bulun ve kendiniz olun. 
Şimdi iyileşme yolculuğuna başlayın.
Ay takvimi (lunar celendar)
Ay, Dünya'ya en yakın uzay nesnesidir. Yerçekimi kuvveti gelgitleri, hava basıncını, rüzgar aktivitesini etkiler, istikrarlı bir iklimi, gezegenin dengeli bir dönüş hızı ve açısını korur. Dünya'daki yaşamı sürdürmek için gereklidir.
Eski çağlarda bile insanlar Ay'ın evrelerinde değişikliklerin fiziksel, zihinsel ve duygusal düzeyde tüm canlı organizmaları etkilediğini fark ettiler. Döngüsünü takip etmek için bir Ay takvimi yarattılar.
Ay'ın evreleri şu isimlerle adlandırılır:
Yeni ay: Ay'ın aydınlık olmayan tarafı Dünya'ya dönüktür. Ay, Dünya'dan açıkça görülemez. Fakat Güneş tutulması süresince görülebilir.
Hilal: Ay Güneş'in doğusunda kalmaktadır. Ay - Yer - Güneş arasındaki açı 90°den küçüktür. Hilal evresinin gözlem süresi kısadır. Çünkü Güneş battıktan sonra batı ufkuna yakın gözlenir.
İlk dördün: Ay'ın yeni ay evresinden bir hafta sonra yarım daire biçiminde (D) göründüğü evre; Güneş'e göre açısal uzaklığı 90° olduğu andaki görünüşüdür.
Büyüyen ay: İlk dördün safhasından sonra Ay'ın uzanım açısının 90° ile 180° arasında olduğu zamanlar oluşan evre şişkin evre olarak bilinir.
Dolunay: Ay'ın tam bir daire olarak dolgun, parlak görüldüğü evredir.
Son dördün: Ay'ın Dünya'dan sol yarısının aydınlık gözüktüğü evredir. 
Bir ay, 30 ay günden oluşur
Ay'ın Dünya'nın etrafında dönmesi: 
Ay günü, Ay'ın yükselişi ile başlar ve biter, bu yüzden Güneş takvimiyle örtüşmez.
Ay, Yeni Ay ile başlar, Ay'ın enerjisi en düşük seviyedeyken. Bugün yeni bir aşamaya başlamak ve önümüzdeki ay için bir yapı sağlamak için mükemmel bir gün. Sonra, 15. ay gününe kadar, büyüyen Ay'ın bir evresi vardır. Enerji büyür ve biriktirir, bu yüzden faaliyet, karar alma ve yeni girişimlerin başlangıcının zamanıdır.
Dolunay'ın 15. ay gününde, Purnima Tithi, doğadaki her şeyin gücüyle doyduğu Ay enerjisinin zirvesidir. Bu, insanın duygusal ve zihinsel durumunu artıran çok enerjik bir gündür.
Dolunaydan sonra, enerjinin yavaş yavaş azalmasıyla küçülen ay evresi başlar. Bu zaman görevleri tamamlamak ve sonuçlar çıkarmak için en uygun zamandır. Sonra Yeni Ay tekrar gelir ve döngü tekrarlar. 
Ay'ın evreleri için genel tavsiyelere ek olarak, her Ay günü kendi enerji rengine sahiptir. Buna dayanarak, olumlu ve daha az olumlu günler vurgulanır ve uygun faaliyetler için tavsiyeler verilir.
Ay'ın konumuna göre, beslenme ve saç kesimi için tavsiyeler her Ay günü için hesaplanır. Bu, kozmetik ve kuaför prosedürlerinin planlanmasına ve uyumlu bir diyet oluşturulmasına yardımcı olur. Ay takvimi ekmek, bitkilere bakım, ekmek ve hasat için iyi günler seçmede yardımcı olur.
Neden Ay takvimine ihtiyacımız var?
Ay takvimi, bilinçli olarak hayatınızı organize etmek için bir araçtır. Bir anlamlı faaliyetleri planlamada, enerjiyi optimize etmede, aktiviteyi dengede tutmaya ve dinlenmeye yardımcı olur.
Ay duygularla ilişkilendirilir, bu yüzden evresini bilmek duygularınızı, çevrenizdeki insanların tezahürlerinizi daha iyi takip edip, daha akıllı ve daha hoşgörülü olmanızı sağlar. Yeni Ay ve dolunay günlerini bilirsek, bu günleri maksimum faydayla geçirebiliriz.
Ay takvimindeki tüm tavsiyeler sadece ipuçları ve kılavuzlardır Duygularınıza güvenmeniz ve sadece size uygun olanı düşünmeniz gereklidir.
Her Ay gününde durumunuzu takip etmek faydalıdır, özellikle de Ay'ın bir evresi diğerine geçerken ve bireysel tepkilerinizi ve desenlerinizi tanımlamak için not almak. Bu kendini anlamak için önemli bir adım.
Ay'ın etkisi - Luna: uydu demek.Aç
Lěna" (Latince), doğal bir Dünya uydusu ve yüzeyinde insanoğlunun ziyaret ettiği tek göksel cisimdir. Antik çağlardan beri birçok kültürde ibadet, ilham, ritüel ve şenlik kaynağı olmuştur.
Ay'ın insanların ve gezegenin yaşamları üzerindeki etkisi inanılmaz derecede önemlidir. O olmasaydı, bildiğimiz dünya var olmazdı.
Bu, Ay'ın Dünya'nın etrafında tam bir devrim yaptığı ve ana evrelerden geçtiği dönemdir: Yeni Ay, mumlayan Ay, Dolunay, azalan JJ.
Ay. Döngü yaklaşık 29 gün, 12 saat, 44 dakika ve 3 saniye sürer ve gök mekaniğindeki en düzenli döngülerden biridir. Dünya'ya Çarpışma
Ay'ın yerçekimi kuvveti gelgitlere neden olur.
hava basıncını, sıcaklığı, rüzgarları ve manyetik alanını etkiler. Mevsim değişikliğini düzenler ve iklimi dengelemeye yardımcı olur. Ay'ın yerçekimi kuvveti gezegeni koruyarak doğada uyum yaratıyor.
Doğal Dünya
Tüm canlı organizmalar Ay'a duyarlıdır. Belirli raf balıkları ve balıklar ay evrelerine hizada göç ederler ve üreme yaparlar.
Birçok hayvan, kuş ve böcek mevsimsel göç ve yiyecek bulmak için Ay'ın konumuna güvenir. Ay ışığı güvende kalmalarına yardımcı olur, baykuşlar gibi geceleri yırtıcılar onu iyi avlanmak için kullanırlar.
Ay ışığının bitkiler üzerinde olumlu bir etkisi vardır. Bahçıvanlar, çiçekler ve ekinlerle ilgilenirken Ay'ın evrelerini dikkate alırlar - daha iyi büyümeyi ve ürünleri teşvik ederler. Dolunay sapları güçlendirir, tam çiçek açar ve büyüyen ay evresi bitki ekmek için olumludur. Bitkinin besinleri budama ve köklenme için uygundur, bu süreçte bitkinin besinleri aktif olarak köklere taşınır. Bazı geceler sadece ay ışığına maruz kaldığında çiçek açar ve Peru elması kaktüsü sadece dolunayda çiçek açar.
Ay ve insanlar arasında derin bir bağ var. Rüyalarımızın enerji seviyelerini ve genel refahı etkileyen.
Dolunay olduğunda, birçok insan artmış duygusal duyarlılığı deneyimler. Psikolojik durum parlak bir enerji patlamasından iç istikrarsızlık ve endişeye kadar dalgalanır. Ay'ın etkisi günlük deneyimlerimizi yoğunlaştırıyor. Dolunay esnasında rüyaları özellikle canlı olarak hatırlarız kafa karıştırıcı ve rahatsız edici olabilseler bile. Bu süreçte uyku düzenleyici hormonu olan melatonin seviyesi düşüyor. Bu da uykusuzluğa ve sabah yorgunluğuna yol açabilir.
Uyku kalitesini sağlamak için düzenli bir uyku programını sürdürmek, stresli durumlardan kaçınmak ve yatak odasında karanlık ve huzurlu bir ortam yaratmak gereklidir. 
Enerjimiz ve yaşam ritmimiz de Ay'dan etkilenir. Yeni Ay sırasında, iç barışı ve dengeyi teşvik eden uygulamalara katılmak için zaman ayırmak önerilir.
Dolunay'da fiziksel aktivite ve yaratıcı arayışlara yönelmek için olumlu bir güç ve ilham dalgası hissedebilirsiniz.Kendinizle uyum içinde olmak, vücudunuzun sinyallerine dikkat etmek ve bu bilgiyi kendi yararınıza uygulamak önemlidir.
Birçok kadın aylık döngülerinin ay evreleriyle senkronize olduğunu fark eder. Dolunay yumurtlama zamanına karşılık gelir, hamilelik ve hamilelik olasılığı artarsa Ay'ın azalma evresi adet ile eşlik edebilir. Ay'ın evrelerinin bilinçli gözlemi ve duyguları takip etmek Ay döngüsüyle senkronize olmanızı sağlayabilir, uyum ve iç dengeyi artırabilir.
Ay'ın gizemli güzelliği, bilim yeni sırları açığa çıkarırken tutkulu çalışmalara ilham verir. Çözülen her gizem bizi içinde yaşadığımız engin evreni anlamaya yaklaştırır.
Kuzey Yarım Küre'de yaklaşık olarak 21 Mart İlkbahar Ekinoksu - 23 Eylül Sonbahar Ekinoksu'dur.
Güney Yarım Küre'de yaklaşık olarak 21 Mart Sonbahar Ekinoksu - 23 Eylül İlkbahar Ekinoksu'dur.
Yaz gündönümü, Güneş ışınlarının Yengeç Dönencesi'ne yılda bir defa (yaklaşık 21 Haziran'da) dik geldiği an. Kuzey yarımkürede en uzun gündüz yaşanır ve günler kısalmaya, güney yarımkürede en kısa gündüz yaşanır ve günler uzamaya başlar. Bu tarih, bâzı bazı ülkelerde kuzey yarımkürede yazın, güney yarımkürede kışın başlangıcı sayılır.
Kış gündönümü,(yaklaşık 21 Aralık) güneş ışınlarının Oğlak Dönencesi'ne dik geldiği an. Kuzey yarımkürede günler uzamaya, güney yarımkürede kısalmaya başlar. Bu tarih bazı ülkelerde kuzey yarımkürede kışın, güney yarımkürede yazın başlangıcı sayılır. Bununla beraber bazı ülkelerde de yazın veya kışın tam ortası kabul edilir. Güney yarımkürede en uzun gündüz, Kuzey yarımkürede en uzun gece yaşanır. .
Bu anlar uyum enerjisini taşır: ışık ve karanlık, başlangıçlar ve sonlar arasında bir denge. Denge ve yenilenme üzerine odaklanmış ritüeller için ideal zamanlardır.
Ekinoks Ritüelleri
Bahar ve Sonbahar Ekinoksları yılın döngüsünün iki dönüşüm noktasıdır. Gündüz ve gecenin eşit olduğu günler ve Dünya'nın yeni bir mevsime geçiş yaptığı günlerdir.
Alanınızı Temizleyin.
Ekinoks evinizi temizlemek ve yeni enerjilere yer açmak için harika bir zaman. Toz, odalarınızı havalandırın ve artık size neşe getirmeyen eşyaları bağışlayın ya da bir amaca hizmet etmeyen eşyaları atın. Ayrıca alanınızı daha ince ve enerjik bir düzeyde temizlemek için aromatik bitkiler ya da tütsü kullanabilirsiniz.
Ateş ve Su Ayinleri
Ekinoks gününde, ateş ve suyun karşıt elementlerini içeren uygulamalar özellikle güçlüdür.
Işığın ve taze başlangıçların sembolü olarak bir mum yak ve arınma ve dönüşümü temsil etmek için yakınına bir su kabı yerleştirin. Desteğiniz için evrene minnettarlığınızı ifade edin ve tüm canlılara mutluluk dileklerinizi iletin, sonra da ateşin onları enerjilendirmesine ve suyun olumlu değişimi yakıtmasını sağlayarak yeni döngü için niyetinize odaklanın.
İki elementle bir arınma ritüeli yapabilirsin. Beyaz veya altın renkli bir mum yakıp evin etrafında yürüyerek alevin negatif enerjiyi emmesine izin verin. Sonra duş al ya da tuz eklenerek rahatlatıcı bir banyo yap. Su birikmiş gerilimi temizleyecek.
Doğa ile Bağlanmak
Dışarıda vakit geçirmek - parkta ya da suyun yanında yürümek. Yavaşla ve etrafındaki dünyanın güzelliğine dal. Bu geçiş döneminde doğanın yaşam veren enerjisini hissedin. Kendinizi şu andan itibaren yaşayın ve yaşamın akışını ve içindeki rolünüzü yaşayın.
Meditasyon
Meditasyon zihinsel temizlik ve iç uyumu bulmak için güçlü bir araçtır. Nefesine odaklan, her nefesin ışık getirdiğini ve her nefesin karanlığı serbest bıraktığını hayal et. Enerji merkezlerinizi hizalamak için Şifa bölümünden "Chakra Dengesi" meditasyonunuzu deneyerek bu uygulamayı derinleştirebilirsiniz.
Yavaşlıyor ve Yeniden Yükleniyor
Ekinoks en iyi sakin ve nazik yaklaşımla deneyimlidir. Bu dönüşüm dönemi bedeni daha savunmasız hissettirdiği için güçlü aktivitelerden kaçın.
Bunun yerine, rahatlatıcı uygulamalara katılın: nazik yoga, kendine bakım tedavileri, ya da bir hamam ya da saunaya bir arınma ziyareti. Mümkünse şarj etmek ve yeniden bağlanmak için bir güç noktasını ziyaret edin.
Ekinoks yolculuğunuza ışık ve ilham versin.

Etiketler: , , , , ,

22 Şubat 2025 Cumartesi

Düş Yolunda Rehberlik: Şamanik Trans ve Rüyaların Şifası

Şamanizm, varlığı tüm insanların tarihinde Erken Taş Devri'ne ve daha da geriye dayanan bir din.
Şaman:  bir şamanın (Türklerde kam) çeşitli bilinç durumları aracılığıyla ruh dünyası ile etkileşime girdiği dini bir uygulamadır. Uygulama genelde kâhinlik ya da iyileştirme gibi amaçlarla yapılır. 
Günümüzde yenilenerek tekrar uygulanmaya başlanan şekline ise Neoşamanizm denir.
Bir şamana soru sorulur:
Zehir nedir?
"İhtiyacımızdan fazla olan her şey zehirdir. Bu güç, zenginlik, açlık, ego, aç gözlülük, tembellik, sevgi, hırs, nefret ya da herhangi bir şey olabilir. 
Korku nedir?
Belirsizliğin kabul edilmemesidir.
Belirsizliği kabul edersek, serüven olur." 
Kıskançlık nedir?
Başkalarının içindeki iyiyi kabul etmemektir. Bu iyiyi kabul edersek, ilham olur. "
Öfke nedir?
"Kontrolümüz dışındaki şeyleri kabul etmemektir. Kabul edersek, hoşgörü olur. " 
Nefret nedir?
Bir insanı olduğu gibi kabul etmemektir.
Bir insanı koşulsuz olduğu gibi kabul edersek, sevgi olur."

Bir şamanın vaadi 
Bana bir kurban olarak gelirsen, seni desteklemeyeceğim.
Ama ızdırap çektiğin acı boyunca seninle yürümeye cesaret edeceğim.
Seni ateşin içine koyacağım, kıyafetlerini çıkartacağım, ve seni yeryüzüne oturtacağım.
Seni bitkilerle yıkayacağım, temizleyeceğim, ve içindeki öfkeyi ve karanlığı kusacaksın.
Vücuduna iyi şifalı bitkiler ile vuracağım, ve seni çimlere bırakıp gökyüzüne bakacak şekilde bırakacağım.
Sonra aynı davranışı tekrarlamanı sağlayan eski hatıraları temizlemek için tacını uçuracağım.
Vizyonunu bulanıklaştıran düşünceleri korkutmak için alnına üfleyeceğim.
Konuşmana izin vermeyen düğümü serbest bırakmak için boğazına üfleyeceğim.
Korkuyu ürkütmek için kalbine üfleyeceğim, böylece seni bulamayacağı bir yere gidecek.
İçindeki cehennemin ateşini söndürmek için solar pleksusunu üfleyeceğim ve barışı bileceksin.
Bağlılıklarını yakmak için karnını ateşle üfleyeceğim, ve olmayan sevgiyide.
Seni terk eden aşıkları, hiç gelmeyen çocukları bırakacağım.
Sizi sıcak hale getirmek, hissetmek, yaratmak ve yeniden başlama arzunuzu yeniden canlandırmak için kalbinize üfleyeceğim.
Vajinanızı ya da penisinizi, ruhunuzun cinsel kapısını temizlemek için üfleyeceğim.
Sevilmek istemediklerini sevmeye çalışırken topladığınız çöpleri uçuracağım.
Süpürgeyi, süngeri ve paçavrayı kullanacağım ve içindeki tüm acıyı güvenle temizleyeceğim.
Seni yaratmasını engelleyen bağları yok etmek için ellerine üfleyeceğim.
Ayağınızı tozla vurup ayak izlerinin hatıralarını silerim, böylece asla o kötü yere geri dönemezsiniz.
Vücudunu çevireceğim, böylece yüzün dünyayı öpecek.
Gücünüzü arttırmak ve dik durmanıza yardımcı olmak için omurganızı kökten boyuna doğru düzelteceğim ve dinlenmene izin vereceğim.
Bundan sonra ağlayacaksın ve ağladıktan sonra uyuyacaksın, güzel ve anlamlı rüyalar göreceksin.Ve uyandığında seni bekliyor olacağım.Ben sana gülümseyeceğim ve sen tekrar güleceksin. Size zevkle yiyeceğiniz, hayatın tadına bakacağınız yiyecekler sunacağım ve size teşekkür edeceğim.
Çünkü bugün sunduğum şey, içimdeki karanlığın yaşadığı zaman bana teklif edildi.
Ve iyileşdikten sonra karanlığın ayrıldığını hissettim ve ağladım.
Sonra birlikte yürüyeceğiz, size bahçemi ve bitkilerimi göstereceğim ve sizi tekrar ateşe götüreceğim.
Ve tek bir sesle, dünyanın kutsamasıyla birlikte konuşacağız.
Ve ormana kalbinin arzularını haykırırız.
Ve ateş yankıyı dinleyecek ve fısıldatacak, ve birlikte umut yaratacağız.
Ve dağlar yankıyı dinleyecek ve fısıldayacak, ve birlikte umut yaratacağız.
Nehirler yankıyı dinleyecek ve fısıldayacak, ve birlikte umut yaratacağız.
Rüzgar yankıyı dinleyecek ve fısıldatacak, ve birlikte umut yaratacağız.
Sonra ateşten önce eğiliriz ve tüm görünür ve görünmez koruyucuları çağırırız.
Ve hepsine teşekkür ederim diyeceksiniz.
Ve kendinize teşekkür ederim diyeceksiniz.
Ve kendinize teşekkür ederim diyeceksiniz.
Ve kendinize teşekkür ederim diyeceksiniz. Yogesh Kumar
Hayatta hiçbir şeyin sebepsiz yere gerçekleşmediğini söyleyen dört Kızılderili Ruhanilik yasası vardır. Bunu anladığınızda,
üstesinden gelmek çok kolaydır ve olanlara güvenle bakar, var olanlar için şükreder ve olacaklar için mutlu olursunuz.
İlk yasa şöyle der:
Karşına çıkan kişi doğru kişidir.
Yani, hiç kimse hayatımıza tesadüfen girmez, çevremizde bizimle etkileşim halinde olan tüm insanlar ya bizi eğitmek ya da içinde bulunduğumuz durumda bize yardımcı olmak için bir şeyler yaparlar.
2. yasa şöyle der:
"Olan şey, olabilecek tek şeydir
Başımıza gelenlerin hiçbiri ama hiçbiri farklı olamazdı. En önemsiz ayrıntı bile. Sadece "Eğer farklı yapsaydım... Farklı olurdu..." Hayır, olabilecek ve olması gereken tek şey olanlardır, böylece ilerlemek için derslerimizi öğrenebiliriz. Hayatta başımıza gelen her şey, evet, her durum kesinlikle mükemmeldir, ruhumuz egomuza dirense ve onu kabul etmek istemese bile.
Üçüncü yasa şöyle der:
′′ Bir şeyin başladığı her an doğru zamandır ′′
Her şey doğru zamanda başlar, er ya da geç değil. Hayatımızda yeni bir şeye hazır olduğumuzda, o zaten başlangıçta oradadır.
Dördüncü yasa der ki:
Biten şey bitmiştir.
Bu kadar basit. Hayatımızda bir şey sona erdiğinde, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu nedenle, artık kazanılmış olan deneyimlerin hakkını vererek bırakıp ilerlemek daha iyidir.
Bunu burada okuyor olmanızın bir tesadüf olduğunu sanmıyorum. Eğer bu metin bugün sizinle buluşuyorsa, bunun nedeni koşullara uymanız ve dünyanın hiçbir yerinde hiçbir yağmur damlasının kazara düşmediğini anlamanızdır
yanlış yerde değildir.
Bırak gitsin...
Tüm varlığınızla sevin.
Sonsuz mutlu olun..
Her gün mutlu, mutlu bir gün.
❤️
Ben varım.
Sensin.
Biziz.
Birlik.
💫 ✨ 💓 ✨ 💫
Angels affirmations sayfasından çevrilmiştir.
Moonly - Your Journey to Self-Discoveryden alıntı yapılan Şamanizm Bilgisi:
Bu, doğayla, canlılarla, elementlerle, ruhlarla ve dünya dışı uzaylarla derin temas yoluyla dış dünyayla iletişim kurmanın benzersiz bir biçimidir.
Şamanlar, evren dünyası ile insanlar dünyası arasında rehberlik etme göreviyle donatılmıştır. Görevleri, karanlık ile aydınlık, göksel ile dünyevi, yaratıcı ile yıkıcı arasında hassas bir dengeyi korumak ve sürdürmektir.
Şamanlar, fısıltıya benzer sözsüz bir iç dille uzayla iletişim kurarlar. Bu, kişinin başka bir kişinin, hayvanın, bitkinin veya uzayın derinliklerine, özüne inmesini sağlayan özel bir titreşim biçimidir.
Trans haline girerek, şaman doğanın ruhunu kendi içinden geçirir ve bilgisini yayar. Bu kişiler, enerji seviyesindeki diğer alemlerden ve daha incelikli düzlemlerden sinyaller alırlar.
Antik şamanizm doğayla ayrılmaz bir şekilde bağlantılıydı. Şamanlar sürdürülebilir bir yaşam sürüyor, bitkisel gıdalar yiyor, doğal kaynaklardan su içiyor ve maddi şeylere ihtiyaç duymuyorlardı. Bu, çeşitli deneyimler ve bilinç gelişimi sağlayan bir yaşam biçimidir.
Doğaya yakın olmak, kişinin kendi derinliklerine inmesini engelleyen direncin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. İnsanlar etkileşimde bulundukları güce güvendiklerinde, şamanik eğitimlerine doğal bir şekilde başlarlar. 
İnsanlık sürekli bir evrim sürecinin parçası olduğundan, zamanla yeni şamanizm biçimleri ortaya çıkmıştır. Şehirlerin ortaya çıkmasıyla birlikte şamanizm kentsel bir nitelik kazanmıştır. Kadim bilgeliğin biçimi, modern eğilimlere uygun olarak yeniden ele alınmıştır.
Ama her zaman gerçek şamanizm, her şeyin her şeyle dengesini sağlamayı amaçlayan büyülü bir sanat olarak kalmıştır.
Beden bütünlük haline ulaşır ve yeniden yapılanma süreci başlar. Şamanlar ayrıca beden ve zihinde iyileşme süreçlerini tetiklemek için tıbbi bitkiler kullanırlar. Fiziksel bedenle çalışmak için farklı teknikler, meditasyon, ritüel ve törensel uygulamalar da kullanılabilir.
Şamanizm uygulamaları, bedeni farklı bir duruma sokmak ve süreci derinleştirmek için nefes tekniklerini kullanır. Ses, hücresel düzeyde şifa için kullanılabilir. Şarkı kasesi, tef ve gong gibi müzik aletleri, vücuttan dalga gibi geçen ve hücrelerin aynı frekansta rezonansa girmesini sağlayan titreşimler yaratır.
Şamanizm yalnızca çevrenizdeki dünyayla bağlantı kurmanıza izin vermekle kalmaz, aynı zamanda kendinizin daha derin katmanlarıyla temas kurmanız için bir yol da açar. Dünyadaki tüm canlıların birliğinin derin anısını uyandırmanıza ve gerçek benliğinize geri dönmenize yardımcı olur.
Şamanlar, ruhlarının özüne dönmeyi ve zaman ve mekanın sınırlarının ötesinde, insan bedenindeki yaşamın önemli olduğu ancak tek varoluş biçimi olmadığı yeni bir varoluş düzeyine ulaşmayı başardılar.
Yaratıcılık ve yaratım yoluyla, dürüstlük fikrini iletirler. Ve diğer insanların, bir zamanlar birçok parçaya bölünmüş tek bir ruh olduğumuzu ve her zaman birlik için çabaladığımızı hatırlamalarına yardımcı olurlar.
Şamanizmin modern ve özel bir biçimi de dijital şamanizmdir. Yeni teknolojilerin yardımıyla şamanlar, vizyonlarını trans süreçlerinden dijital alana aktarmaktadır.
Antik çağlardan gelen mesajları görsel sanatlar ve ses performanslarıyla birleştirerek, kadim bilgeliğin modern toplum için anlaşılır bir biçime bürünmesini sağlıyorlar. Bunu yapmak için, daha mükemmel, daha açık, mekanı dönüştürebilen ve iyileştirebilen yeni araçlar kullanılıyor. Gerçek şamanizm, herkesin kendi benliğinde hissedebileceği çok derin bir yapıdır. Bunu, tüm canlılara karşı özel bir sevgi biçimi olarak anlıyoruz. Evrenle, kalbimizden gelen bir iletişim biçimi.
Rapé Seronomi : Kutsal Mapacho tütünü ve kurutulmuş şifalı otların, ağaç kabuğu küllerinin, reçinelerin ve minerallerin ezilmiş karışımıdır.
Rapé çeşitlerinin bileşimleri farklıdır ve bu durum birçok kabilenin şamanları tarafından gizli tutulur. Malzemeler, doğayla ve ruhların incelikli dünyasıyla derin bir bağ kurmak için dualarla törensel olarak bir araya getirilir. Bu nedenle, her Rapé çeşidi özel bir enerjiye, benzersiz bir deneyime ve hisse sahiptir. Uyuşturucu bir madde değildir, bağımlılık yapmaz ve vücutta olumsuz reaksiyonlara sebep olmaz.
İçindeki tütün çeşidi sigaralardan farklıdır. Ayrıca tütünsüz Rape çeşitleri de mevcuttur.
Bu, ruhsal olarak büyümek ve bilincin yeni seviyelerine hakim olmak için saygı ve içsel ihtiyaçla gerçekleştirilmesi gereken kutsal bir törendir.
Maymun uyuşturucu bir madde değildir, bağımlılık yapmaz ve vücutta olumsuz reaksiyonlara sebep olmaz. Tören öncesinde zihni temizlemek ve ritüele sizi getiren soru veya arzuya yönelik niyet oluşturmak önemlidir.
Bu, fiziksel veya enerjetik şifa, farkındalık, kalbin açılması ve içsel tıkanıklıkların giderilmesi niyeti olabilir.
Tören, özel bir meditasyon atmosferinde, şifalı otlarla tütsüleme, mantralar ve şamanistik şarkılar söyleme, çan ve tef sesleri eşliğinde gerçekleşir. Toz, özel bir borudan önce ölümü temsil eden sol burun deliğine, ardından yeniden doğuşu temsil eden sağ burun deliğine üflenir. Bireysel törenlerde, genellikle bambu veya kemikten yapılan ve Kuripe adı verilen özel bir kendi kendine aplikatörlü pipo kullanılır. Tipi, törenin başkası tarafından gerçekleştirildiği ve ilacı sizin için burnunuza üflediği durumlarda kullanılan bir başka pipo türüdür. Rapé şiddetli yanma ve ağrıya neden olabilir. Burun akıntısı, balgam akıntısı, gözyaşı ve nadir durumlarda kusma bile mümkündür; toksinlerin ve olumsuzlukların sizden dışarı atılması için bunu engellememelisiniz.
Daha sonra gözlerinizi kapatıp, derin ve yavaş nefesler alarak, içsel imgelerinize ve hislerinize odaklanarak meditasyona dalmalısınız.
Zihninizdeki değişiklikleri anlamaya çalışın ve niyeti hissedin.
Rapé'nin iyileştirici etkisi burun kanallarını ve sinüsleri temizlemesi ve vücudu arındırmasıdır. Antibakteriyel özelliklere sahiptir, sinir sistemini harekete geçirir ve zihinsel aktiviteyi iyileştirir.
Ruhsal düzeyde Rapé, zihin ve enerji kanallarını temizler, erkek ve dişi enerjileri dengeler ve Anahata, kalp çakrasını açar. Kendinize doğru bir yolculuğa çıkmanızı, ruhunuzu ve içsel kaynaklarınızı uyandırmanızı sağlar. Sıradan algılarla erişilemeyen şeyleri fark edebileceğiniz yeni bir bilinç düzeyine açılırsınız.
Kalbinizi açtığınızda, gereksiz olan her şeyden arınırsınız ve dharma yoluna girersiniz, akıntıya karışırsınız.
Rapé'nin ayrıca çeşitli enerji uygulamalarını, derin meditasyonu ve berrak rüyayı daha iyi takip etmeye ve bunlara daha iyi dalmaya yardımcı olur.
Düşkapanı: Dreamcatcher 
Rüyalar, hayatımızın gizemli bir parçasıdır; bilinçli bir kontrol veya numara olmaksızın gerçek ruhumuzu açığa çıkarırlar. Hem iyileştirme hem de zarar verme yeteneğine sahip bilinçaltını temsil ederler. Antik çağlardan beri insanlar uykunun anlaşılmaz gücünü kontrol etmeye çalışmışlardır. Bu nedenle büyülü muskalar - rüya yakalayıcıları - yaratmışlardır. Örümcek yakalayıcıların, Kızılderililer Jibwa Chippewa kabilesinden geldiğine inanılıyor. Kabile efsanesine göre, Dünya'daki tüm insanlar, özellikle de çocuklar, Örümcek Kadın-Asibikaashi tarafından korunuyor.
Bazı anneler, üzerine ağ örülmüş el yapımı söğüt kasnakları asarak çocuklarının yataklarının üzerine asarlardı. Muskanın Asibikaashi'nin gücünü taşıdığına ve küçükleri kötü ruhlardan koruduğuna inanırlardı.
Rüya kapanı, etrafında bir ağ bulunan ve ortasında bir delik bulunan söğüt dallarından oluşur. Doğal tüyler, ahşap boncuklar ve kristal taşlarla süslenmiştir.
Rüya görürken kişi savunmasız hale gelir, bu yüzden rüya yakalayıcının amacı kişiyi korumak ve kötü rüyaları hapsetmektir. Bir filtre görevi görür. Gece boyunca havada asılı kalan enerji, ipliksi ağlara yakalanır.
Ortadaki delikten geçen pozitif enerji, asılı duran iplikler ve tüyler boyunca kişiye olumlu rüyalar bahşeder. Negatif enerji ise ağa dolanır ve şafak vakti dağılır. Bu nedenle, rüya kapanı sadece kabusları kovmakla kalmaz, aynı zamanda odanın pozitif enerjisini korur, kötü duygulardan, kötü ruhlardan ve başarısızlıklardan korur.
Rüya kapanını çalıştırmak için, dokuma sürecinde biriken ana güç olduğu için kendi ellerinizle yapmanız daha iyidir. Kendinize ait benzersiz bir eser yaratın ve ona büyülü özellikler verin, güç ve belirli bir mesaj verin - böylece yalnızca pozitif enerji verebilirsiniz.
Temel kural: Tüm malzemeler doğal olmalıdır; söğüt dalları, yün iplikler, taşlar ve doğal malzemelerden yapılmış boncuklar. Tüyler canlı kuş tarafından dökülmeli, ölü kuştan koparılmamalı veya alınmamalıdır.
İstediğiniz tasarımı ve rengi seçebilirsiniz. Atılan her düğüm, rüyaya odaklanmayı, rüyanın ayrıntılarını sembolize eder ve bu da rüyaları daha iyi hatırlamanızı ve içinde olmanızı sağlar. Rüyalar sadece rastgele görseller değil, ruhunuzun bir aynasıdır, bu yüzden onları duygular ve renklerle doldurun. Yakalayıcılar ayrıca, berrak rüya görmede ustalaşan ve şimdi nasıl yönetileceğini öğrenenlere de yardımcı olur.
Tılsım yapılmış veya satın alınmışsa, enerjiyle şarj edilmesi gerekir. Onu tutun, ellerinizde tutarak meditasyon yapın, kendinize söyleyin veya gömülü isteği dışarı aktarın. Serbestçe dönebilmesi için yatağın başucuna veya odanın ortasına asılmalıdır. Ayrıca iş yerinize bir yakalayıcı da asabilirsiniz, böylece ilham almak için iyi fikirler yakalayabilirsiniz. Yakalayıcıyı ara sıra temiz havaya çıkarıp açık bir pencerenin yanına bırakmalısınız. Güneş veya ay enerjisiyle şarj edebilir, pencere kenarında ışık ışınlarının altına bırakabilirsiniz.
Rüyalar deneyimlerimizi, düşüncelerimizi, ifade edilmemiş duygularımızı ve tatmin edilmemiş arzularımızı yansıtır. Onlarla çalışabilme yeteneği hayatımızı önemli ölçüde etkiler. Sadece rüyalarda ruhumuzla baş başa kalabilir, kendimizi farklı bir açıdan tanıyabiliriz. Rüya yakalayıcı, farklı bir gerçekliğe kapı açmanıza ve hayatınıza doğru duyguların ve mutluluğun girmesine yardımcı olur.
Keyifli rüyalar🌕
Şamanik Bazlı Temel Semboller
| Sembol | Olası Anlamı
| Su | Duygusal durumunuz. Berrak su huzuru, bulanık su gizli korkuları temsil eder. |
| Uçmak | Bir durumun üzerine çıkmak, perspektif kazanmak veya özgürleşme arzusu. |
| Ev | Kendi zihniniz/vücudunuz. Çatı düşünceleri, bodrum katı bilinçaltını temsil eder. |
| Hayvanlar | Hayvanın karakteri, o an ihtiyacınız olan veya bastırdığınız bir gücü (Arketipler) simgeler. |
3. Rüyalarla İyileşme Ritüeli: "Rüya Kuluçkası"
Eğer bir sorunun cevabını arıyorsanız, uyumadan önce Rüya Kuluçkası tekniğini kullanabilirsiniz:
 * Sorunuzu net bir şekilde tek cümleye indirin (Örn: "Bu kararı verirken neye dikkat etmeliyim?").
 * Bu cümleyi bir kağıda yazıp yastığınızın altına, rüya kapanınızın yakınına koyun.
 * Uykuya dalana kadar bu niyet üzerine meditasyon yapın.
Şamanik Rüya Kapanı Aktive Etme Ritüeli
Bu ritüel, rüya kapanınızı evrenin enerjisine uyumlamak ve onu kişisel koruyucunuz haline getirmek için tasarlanmıştır.
1. Hazırlık ve Alan Temizliği
Ritüele başlamadan önce hem kendi zihninizi hem de alanı temizlemelisiniz.
 * Adaçayı veya Üzerlik Otu: Tütsü yakarak dumanı rüya kapanının halkalarından geçirin. Bu, nesne üzerindeki üretim ve taşıma aşamasından kalan yabancı enerjileri nötrler.
 * Niyet Belirleme: "Bu gece ve her gece, sadece ışık ve şifa getiren rüyaların bu ağdan geçmesine izin veriyorum," diyerek niyetinizi mühürleyin.
Harika bir fikir! Şamanik geleneklerde söz, enerjiyi yönlendiren en güçlü araçtır. Niyet cümlesi (veya mantrası), rüya kapanınızın hangi "frekansta" filtreleme yapacağını belirleyen bir mühür gibidir.
Niyetinizi belirlerken rüya kapanınıza dokunmanız veya merkezindeki boşluğa bakmanız bağınızı güçlendirir. İşte ihtiyacınıza göre seçebileceğiniz farklı temalarda niyet cümleleri:
1. Korunma ve Arınma Odaklı (Kabuslar için)
Bu cümleler, gece boyunca zihinsel parazitleri temizlemek ve güvenli bir alan yaratmak içindir:
> "Bu kutsal çemberin içinde sadece ışık ve huzur barınabilir. Karanlık düşünceler güneşin ilk ışıklarıyla yok olsun; uykum korunsun, ruhum dinlensin."
2. Rehberlik ve Bilgelik Odaklı (Sorularınıza cevap arıyorsanız)
Rüyalar aracılığıyla mesaj almak istediğinizde bu niyeti kullanabilirsiniz:
> "Ruhumun kapılarını kadim bilgeliğe açıyorum. Bu gece rüyalarım bana yol göstersin, semboller zihnimi aydınlatsın ve uyandığımda hatırlamam gereken her şey benimle kalsın."
3. İçsel İyileşme ve Aşk Odaklı
Duygusal yaraları sarmak ve sevgi frekansına uyumlanmak için:
> "Kalbimdeki düğümler uykumda çözülsün. Bu ağ, korkularımı ayıklasın ve yerini şifalı bir sevgiye bıraksın. Her nefesimde kendime ve bütüne olan aşkımı hatırlayarak uyanıyorum."
4. Kısa ve Öz Şamanik Mantra
Meditatif bir etki yaratmak için uykudan hemen önce tekrarlanabilir:
> "Ağın içinde huzur, ruhumda uyanış, kalbimde denge. Öyle olsun, öyledir."
Niyetinizi Nasıl "Yüklemelisiniz"?
Niyet cümlesini seçtikten sonra şu küçük adımı eklemek etkisini artırır:
 * Nefesle Aktarma: Niyetinizi yüksek sesle veya içinizden söyledikten sonra, rüya kapanının tam orta boşluğuna (merkezine) hafifçe üfleyin. Şamanizmde nefes, niyetin maddeleşmiş halidir.
 * Yazıya Dökme: Eğer niyetiniz çok özelse, küçük bir kağıda yazıp rüya kapanının bir tüyüne veya halkasına rulo yaparak bağlayabilirsiniz.
2. Elementleri Onurlandırma
Şamanik geleneklerde dört yön ve dört elementle bağ kurmak esastır. Rüya kapanınızı şu elementlerin enerjisiyle kutsayın:
 * Hava (Tüyler): Kapanın üzerindeki tüylere hafifçe üfleyin; bu, nefesinizi ve yaşam enerjinizi aktarır.
 * Toprak (Boncuklar/Taşlar): Eğer kapanın üzerinde doğal taşlar varsa, onlara dokunarak köklenme enerjisini hissedin.
 * Ateş (Güneş Işığı): Mümkünse ritüelden önce rüya kapanınızı birkaç saat doğrudan güneş ışığında bekleterek "eril gücü" toplamasını sağlayın.
 * Su (Ay Işığı): Duygusal derinlik ve sezgi için kapanı bir gece dolunay ışığında bırakın.
3. Enerji Yükleme ve Aktivasyon
Rüya kapanını iki elinizin arasına alın. Gözlerinizi kapatın ve avuç içinizden kapanın merkezine (örümcek ağına benzeyen kısım) altın rengi bir ışık aktığını imgeleyin.
 * Merkez Noktası: Şamanizmde ağın tam ortasındaki boşluk, "Büyük Ruh"un geçtiği yerdir. Oraya odaklanarak kalbinizden gelen bir teşekkür fısıldayın.
4. Doğru Konumlandırma
Ritüel bittikten sonra kapanı asacağınız yer çok kritiktir:
 * Işık Görselliği: Rüya kapanı mutlaka sabah güneşini görebileceği bir yere asılmalıdır. Efsaneye göre, gece ağa takılan kötü rüyalar, güneşin ilk ışıklarıyla birlikte yok olur ve buharlaşır.
 * Yatak Başı: Uyuyan kişinin baş ucuna, serbestçe hareket edebileceği (enerjinin akması için) bir mesafeye asın.
Dikkat Edilmesi Gerekenler
> Önemli Not: Şamanik öğretide rüya kapanı "yaşayan" bir nesnedir. Zaman zaman (özellikle çok yoğun kabuslar görülen dönemlerden sonra) onu tekrar tütsüleyerek "boşaltmanız" ve niyetinizi tazelemeniz gerekir.
Inner Fire~İç Ateş 
Bu kavram, kadim şamanizmden kaynaklanmaktadır. Şamanlar, insanlar ile Ateş Ruhu arasında aracılık yaparlardı. Onun yardımıyla büyülü yetenekler edinir, varlığın incelikli düzlemiyle iletişim kurar, kabile üyelerini iyileştirir ve ruhsal özgürlüğe kavuşurlardı.
Ateş, canlı bir varlık, yaşamın kaynağı, ışık ve ısı olarak algılanıyordu. İnsanlar ona kurbanlar sunar, koruma ve hasat isterlerdi. Her evde, yuvanın anlamı olarak bir ateş yakarlardı. Şamanizm, bir şenlik yeri olan ve doğada genellikle şenlik ateşine benzeyen bir uygulama olarak varlığını sürdürmektedir. 
Her insanın içsel bir ateşi vardır. Bu, ruh yeni bir enkarnasyona girdiğinde yanan ilahi kıvılcımdır. Vücudun güneş merkezi SP, solar pleksus bölgesinde bulunur. Dünyadaki tezahürden, irade ve onurdan, öz saygıdan, Tanrı Baba ile temastan sorumludur. Burada kişinin içsel benliği, bütünlüğü ve olgunluğu oluşur.
Uyanmış güneş merkezi, sınırlarınızı belirlemenize ve başkalarına saygı duymanıza yardımcı olur. Yardımla, işte kendimizi gösterir, doyuma ve başarıya ulaşırız. Işık dürtüsü ve ateş enerjisi, kişinin hayattaki yerini bulmasına yardımcı olur. Ateş ayrıca vücuttaki dişil ve eril dengeyi sağlar. İçimizdeki ateş aracılığıyla cinsel enerji, tutku ve zevk hissederiz.
Güneş'in içsel hissi, vücuttaki elementlerin ne kadar dengeli olduğuna bağlıdır. Bunu sezgisel hisler, Ayurveda ve Doşa öğretileri, doğum haritası, dokuzuncu evin ateş elementinden, babayla ve Güneş'le temastan sorumlu olduğu yer yardımıyla öğrenebilirsiniz.
Elementler baskınsa ve iç ateş yeterli değilse, dış kaynaklardan elde edilebilir: sıcak giysiler giyin, sıcak yemekler yiyin, daha fazla hareket edin. Ateş burçları güçlüyse, serin banyolar ve içeceklerle, rahatlatıcı masajlarla ve meditasyonla kendinizi serinletebilirsiniz. Daha spesifik öneriler için bir astrolog veya Ayurveda ustasına danışabilirsiniz.
Yaşlandıkça içinizdeki ateş alevlenir. Kırılgan olsa da, birçok şey onu incitebilir ve kırabilir. Örneğin, çocuklukta bir çocuk kendi kararlarını verme hakkına sahip olmadığını, fikrinin önemli olmadığını ve yetişkinlere bağımlı olduğunu hissederse.
Kişi, acı ve aşağılanmaya yol açan, özgüvenini yok eden durumlara girer. Cinsellikle bağlantılı şiddet travmaları alt çakralarda tıkanıklıklara neden olur ve yangını söndürür.
Karnın merkezine dikkat çekmek ve içsel ateşi yakmak için meditasyon yapmak günlük bir uygulama olabilir.
Agniyoga, kundalini yoga, qigong ve yoğun holotropik nefes egzersizleri yapabilirsiniz. Engelleri kaldırmak için içsel durumunuz, korkularınız ve özellikle gölge olanlar olmak üzere duygularınızın kabulüyle çalışmanız önemlidir.
Kırmızı, turuncu ve sarı renklerde kıyafetler giyerek, kendinizi parlak renklerle, hareketle ve fiziksel aktiviteyle çevreleyerek iç ateşinizi artırabilirsiniz. Ve en önemlisi, iç ateş dünyaya verdiğimiz ateşi yakar.
Yaşam, sevgi ve tutku enerjisidir. Bu, bir mumun alevi, parlayan Güneş, volkanların gücü ve insan bedenlerinin sıcaklığıdır. Bunlar parlayan gözler ve içten kahkahalardır. Uyanarak bütünlük kazanır ve dünyayı aydınlatan ateş oluruz.
Hayvan Totemi ~ Animal Totem
Eski zamanlarda insanlar doğayla bütünleşmişlerdi ve elementlerin ve tüm canlıların enerjileriyle nasıl iletişim kuracaklarını biliyorlardı. Atalarımız tanrılara hayvan yüzleri vermiş ve onlara taparak koruma ve yardım dilemişlerdi. Böylece totemler ortaya çıktı - hayvansal bedendeki kutsal enerjinin koruyucuları.
Tribal şamanlar, diğer dünyayla iletişim kurmak için totemlerin gücünü kullanırlardı ve deriler, hayvan özellikleri ve muskalar yardımıyla hayvanların ruhlarına seslenir ve onların güçlerini ve zihinlerini kazanırlardı. Gerçek hayatta bir totem hayvanının koruduğu bir kişiye asla zarar vermeyeceğine inanılırdı.
Her kişi, hayatını ve kaderini etkileyen bir totem hayvanına sahiptir. Bu, sizinle incelikli kutsal düzeyde yakın akraba olan koruyucu bir hayvanın kişileştirilmiş halidir. Ruh hayvanınızla birlik olmak, güçlü ve eşsiz bir enerji kaynağı sağlar. Saygı ve güveniniz için kendi içinize geri dönün, totem güç ve bilgelik bahşeder. Totemin doğuştan gelen özelliklerini kazanacak ve kendinizi yeni bir ruhsal gelişim seviyesine açacaksınız.
Vücudumuzdaki prana yaşam gücünün hareketi, Dünya'nın enerji akışlarına yakındır. Doğa, her birimizde bir iz bırakmıştır ve kadim köklerimize, bilinçaltı içgüdülerimize ve bilgimize dönmek bize uyum ve huzur verir. Hayvansal güç bize bugünü yaşamayı ve hayatı sevmeyi öğretir.
Yaşam boyunca bir totem hayvanı, ihtiyaçlarınıza, görevlerinize ve manevi yakınlığınıza bağlı olarak değişebilir. Ayrıca, bunun mutlaka en sevdiğiniz hayvan olmayacağını da unutmamak önemlidir. Her canlı çok şey verebilir, tek ihtiyacınız olan dinlemeyi öğrenmek.
Bazı insanlar hayatları boyunca belirli bir hayvanla bağ hissederler ancak siz daha önce böyle bir duyguyu yaşamadıysanız bunu öğrenmek için bazı testleri kullanabilir veya doğum tarihinizi kullanabilirsiniz. Doğum haritası, hangi hayvan sembolünün karşılık geldiği nakşatranızı belirlemenize olanak tanır.
Hayvanı tanımanın en kesin yolu meditasyondur. Totem hayvanınızı bulmak için gerçek bir niyete sahip olmanız gerekir.
Sakin ve sessiz bir ortamda meditasyona dalın ve kendinizi doğayla çevrili hayal edin. Ruh hayvanınızı çağırın ve ortaya çıkmasını bekleyin. Sohbet edebilir, sizi rahatsız eden soruları sorabilir ve tavsiye isteyebilirsiniz.
Önemli olan hayal gücünüzü özgür bırakmak ve duygu ve imgelerin düşüncelere hakim olmasına izin vermektir. Sezgilerinize güvenin ve ilk seferde işe yaramadıysa somurtmayın. Zaman ve pratik gerektirir ama sonunda toteminizle bağlantı kuracaksınız. Berrak rüya gören kişiler, rüyalarına bir ruh hayvanını da davet edebilirler.
Dişi enerjiyle güçlendirilmiş kolektif meditasyon ve dans uygulamaları da totemle güçlü bir bağ kurmanızı sağlayabilir. Dans, hayvanınıza dönüşmenizi ve onu daha derin bir düzeyde hissetmenizi sağlar. Ayrıca, derin bir dalış için ritüeller yürütmesi için bir şaman veya kahinle görüşebilirsiniz. 
Başvurabileceğiniz bir diğer teknik ise bilinçli seçimdir. Hayatınızın belirli bir döneminde enerjisine ve yardımına ihtiyaç duyduğunuz bir hayvanı çağırmayı deneyebilirsiniz. Meditasyona daldığınızda onu gözünüzde canlandırın ve bir hayvandan rehberiniz olmasını isteyin. Etrafınızdaki işaretlere dikkat edin, bir totem hayvanı mutlaka karşınıza çıkacaktır. Bu yüzden mutlaka dinleyin ve izleyin.
Temas kurulduktan sonra, meditasyon, muska ve tılsım gibi iletişim araçlarının yardımıyla toteminizle temasınızı sürdürün. Bir muska, bir hayvan figürü, kişisel alanınızda bir süs, sembolik bir tılsım ve hatta bir dövme şeklinde olabilir. Bir totem hayvanı çizip onu görselleştirmek uygundur.
Totem hayvanınız hakkında daha fazla bilgi edinin: nasıl yaşadığını ve hangi özelliklere sahip olduğunu öğrenin. Totemin yaşayan enkarnasyonlarına kötü davranmamanız gerektiğini ve buna onu yememeniz ve ona acı çektirmemeniz gerektiğini unutmamalısınız, aksi takdirde hayvan sizi terk edecektir.
Totem hayvanı, bedeninizi ve ruhunuzu destekleyerek ve iyileştirerek yaşam boyunca size rehberlik eden ruhunuzdur. Onun size aktarabileceği bilgiye kendinizi açın, o da Evren'in bilgeliğini sizinle paylaşacaktır. Hayvanlar aleminin büyüsünü kalbinize ve zihninize getirin.
Meksika ve El Salvador’da yaşayan Nahua yerlilerine(Meksika'nın Yerli halklarından biridir, ayrıca El Salvador , Guatemala , Honduras , Nikaragua ve Kosta Rika'da da Nahua azınlıkları vardır. Meksika'daki en büyük yerli grubu oluştururlar. Mezoamerikan (Meksika'da yaşayan Kuzey Amerika Kızılderilileri grubunun Aridoamerika ile Mezoamerika Kızılderilileri kültür grubundan Kızılderili halkları) bir etnik kökene sahiptirler.) ait bir dua: 
“Annemi ve babamı; bilmeyerek yaptıkları hataların sorumluluğundan ve suçluluğundan azat ediyorum…
Çocuklarımı, beni gururlandırmaları gereği inancından azat ediyorum ki; sadece kendi kalplerinin onlara seslendiği yöne doğru rahatlıkla gidebilsinler.
Eşimi; beni tamamlaması mecburiyetinden azat ediyorum. Ben eksik değilim; çevremdeki her canlıdan, her an yeni bir şey öğreniyorum.
Ailemin atalarına ve büyük ebeveynlerime; benim şu anda hayatta olmamı sağlayacak şekilde var oldukları için teşekkür ediyorum. Onları geçmiş hatalarından, tamamlanmamış arzularından azat ediyorum. Her birinin, zamanın ve koşulların gerektirdiği en doğru şekilde davranmaya gayret ettiğinin farkındayım. Onları seviyor ve onurlandırıyorum.
Kimseden saklayacak bir şeyim olmadığı gibi kimseye bir borcum da yok. Kendim, olduğum gibiyim.
Kalbimin bilgeliğini izleyerek ve kendime dürüst olarak yaşam yolumu yürürken huzurumu ve mutluluğumu gölgeleyebilecek olan görünen ya da görünmeyen tüm bağların sorumluluklarından kendimi azat ediyorum.
Kendi huzurum ve mutluluğum yegâne sorumluluğumdur.
Ötekilerin beklentilerini karşılamak üzere yüklendiğim tüm rollerimi bırakıyorum.
Kendimi onaylıyorum ve kendime saygı duyuyorum.
Benim ve senin içimizdeki yüceliği selamlıyorum ve hatırlatıyorum: Biz özgürüz.”
Kakao Seremonisi:
Kakao fasulyesinden yapılmış içeceği bira ve tatmanın kutsal bir sürecidir. Kakao ağaçlarına tanrılar tarafından verilen kutsal bir bitki olarak saygı duyan antik ölmek kabilelerinden geliyor. Kakao'nun hastalıkları iyileştirdiği, enerji ve mutluluk verdiğine inanılırdı.
Kakao Anahata'nın kalbinin açılmasına yardımcı olur ve kalbi sevgiyle doldurur. Düzgün hazırlanmış bir tören içeceği denge noktasını zihinden kalbe kaydırır.
Kendimize derin bir bağ kurduğumuzda merhamet ve minnettarlıkla doluyuz. Yüksek titreşimleri kalpteki blokları, korkuları ve sınırları kaldırır. Bu, yeni bir öz bilinç seviyesine ulaşmanıza ve durumunuzu boştan neşeli ve tatmin olmuş hale dönüştürmenize yardımcı olur.
Fiziksel beden, ruh ve zihinsel durumu uyumludur. Bir mutluluk ve koşulsuz sevgi hissi göğsün ortasında, burada ve şimdiki anında doğar.
Törenin törensel kakao çekirdeğinde kurutulmuş ve hafifçe kızartılmış vahşi kakaolardan yapılmasını gerektirir. Toprak fasulyeleri biber, vanilya fasulyeleri ve tarçınla ısıtılır. Kakao çözülebilir toz ya da çubuk olarak satılır.
Törenden önce ortam hazırlanır. Tütsü yakılır, kristaller yerleştirilir.
Tören arkadaşlar çevresinde veya yalnızlık içinde yapılır. Şarkı, müzik, dua, ya da sessizce gerçekleştirilebilir, bağımsız bir ritüel veya yaratıcı bir uygulama için hazırlık olabilir.
Törenin efendisi kakaoyu sıcak suda çözer, bir kaseden diğerine birkaç kez döker ve katılımcılara döker. İlk yudumdan önce, Kakao Ruhu'nu selamlamak, teşekkür etmek ve çembere davet etmek faydalıdır.
Kalbine konsantre ol ve pratik için bir niyet yarat. İyi bir istek kalple temas kurup, çakrayı açmak olacaktır. Zihnini lezzetle doldurmak için derin nefes al.
İçkiyi denerken, tadına odaklan, kalın ve çok yönlü tonları hisset, yoğun çikolata köpüğü, yanan baharat ve zengin tat sonrası. Gelebilecek cevaplara ve hislere kendini aç.
Deneyimden sonra, usta alanı kapatır. Değerli deneyim için katılımcılara ve içkiye teşekkür edebilirsiniz. Törende deneyimli bir usta ile ilk kez törende bulunmak faydalıdır. Artık evde yalnızlık içinde veya sevdiklerinin çevresinde yapılabilir. Kakao kalbini açma ve kendini tanıma yolunda nazik bir araç olabilir.
Kakao Seremonisi bizi ruhsal olarak nasıl destekler?
Kakao kendi içimize yolculuk yapmamız, kalbimiz ile bağlantı kurmamız, birtakım kalıplarımızı açığa çıkarmamız, öz sevgimizi büyütmemiz, farkındalığımızı arttırmamız, yaşam yolculuğumuzda destek bulmamız ve kişisel gelişimimiz için bize yardım eder. Var olmayan şeyler yaratmaz, ancak geçtiğimiz süreçler ve içsel rehberliğimizi alabilmemiz için bir katalizör gibi çalışır. O yüzdendir ki iç görümüzü ve bilincimizi genişletmemiz için bize yardımcı olan, kalp açıcı bir şifa kaynağı olarak bilinir.
Aynı zamanda kakao seremonileri, netleşmek, niyette bulunmak, şifa getirmek ve içsel süreçler için yardımcıdır. Kutsal bir alanda bulunmak zihnimizin genelde içinde bulunduğu önceden çizili sınırlardan çıkmasına yardımcı olarak yeni bir perspektif ve iç görü kazanmamıza izin verir. Seremoninin niyetine de bağlı olarak açılan alanlar,insanlarla güvenli ve açık kalpli bir şekilde bağ kurmasıiçin eşsizalanlar yaratır.

Birlikte kakaoyu paylaşmak ise, bizi aynı enerji frekansına getirir. Bu genelde birbirimizle ve diğerleriyle kuracağımız samimive daha derin bir bağ yaratır. Birçok insan birlikte kakaoyu paylaştığında kolektif bir ruh hali yükselmesi deneyimide yaşar. Kişisel farklılıklar gözlense de bir kakao seremonisinden sonra artmış canlılık, gelişmiş önsezive empati, gülen gözler, dahakendinden emin bir duruş gözlemlediğimiz özelliklerdir. Buna grup içinde ortak bir şekilde şahit olmak ise bizi her defasında büyüler.
Kakao kalbimizin enerjik alanını genişletir ve bir araya geldiğimizde bu alan odadaki birçok diğer kalp ile güçlenir ve tıpkı seremoninin akışında olduğu gibi her biri iç içe geçer. Yaşamda her canlı, bir diğeri için türünün tek örneği olan bir çeşit şifa ve mesaj taşır. Tanımadığınız insanlarla birlikte bir seremonide olsanız bile onlar kendi kişisel deneyimleri ile ilgili bir şey paylaşarak size hayatınızda şu an olduğunuz yerle alakalı olarak netlik sağlayabilir veya ilham olabilirler. Bu çoğaltıcı etki, çok yüksek bir şifa potansiyeli taşır. Bir grup birlikte kakao içeceği zaman fark etmeden bile enerjilerini aynı dalga ve titreşime getirirler. Ama aynı zamanda da birbirini tanımadan seremoniye katılan kişilerin birçok ortak noktalarının çıkması da şu soruyu sordurur: Belki de aynı titreşimde oldukları için bir araya geldiler. Bir araya getiren neden veya nedenler ne olursa olsun bu birlikte çıkılan bireysel bir yolculuktur.

Etiketler: , , , , , , , , ,

7 Haziran 2024 Cuma

Psikolojik Dayanıklılık Notları: KAYGI, KORKU, BAĞIMLILIKtan KURTUL!

Psikolojik Sağlamlık Nedir? Nasıl Desteklenir?

Zor zamanlardan geçerken en dayanıklı olan kişiler üzülmeyen, öfkelenmeyen, acı çekmeyen kişiler değil kararlı, cesur, yaratıcı, proaktif olabilen, her şeye rağmen umutlu ve iyimser kalabilen kişilerdir. Hayatın kusurluluğu ve acımasızlığı karşısında üzerinde kontrol sahibi olduğumuz tek faktör psikolojik sağlamlığımız yani strese karşı duruşumuz, düşünce yapımız, duygularımız ve aksiyonlarımızdır. Kimse doğuştan hayatın tüm streslerine karşı dayanıklı doğmaz ancak psikolojik sağlamlığını geliştirebilir. Hepimizin zor zamanlardan mutluluğu hissedebileceği günlere geçebilmesi için psikolojik sağlamlığını; duygusal, fiziksel, zihinsel ve sosyal dayanıklılığını beslemesi, iç gücünü her daim büyütmesi gerekir.

Yaşam zaman zaman bizleri çok zorlayabilir; büyük kayıplar, felaketler yaşatabilir, çaresizliğe sürükleyebilir. Böyle kriz anlarında gündelik yaşamın her unsuru anlamını ve önemini kaybederken hepimizin sahip olduğu tek bir beceri bizi düştüğümüz yerden kaldırmak için uyanır: Psikolojik sağlamlık! 

Psikolojik sağlamlık, kriz, kaos veya yoğun bir stres ile duygusal, zihinsel, fiziksel olarak başa çıkabilme, eski “kriz-öncesi” haline geri dönebilme yetisidir. 

İnsanların yaşadıkları problemler, felaket karşısında sakin kalmak, büyük ve kalıcı bir hasar almamak için geliştirdiği bir dizi düşünce, aksiyon ve savunma mekanizmasıdır. İlk defa 1970’lerde bilim insanı Emmy Werner tarafından ortaya atılan psikolojik sağlamlık (resilience) terimi oldukça subjektif bir konu olduğu için hala tartışılmakta ve eleştiriler almaktadır. En basit formunda psikolojik sağlamlık, strese karşı pozitif bir adaptasyon geçirmek ve sorunların içerisinden en az hasarla ayrılabilmektir. Psikolojik sağlamlık stresten etkilenmemek, üzülmemek, acı çekmemek değildir. Aksine tüm duyguların içerisinden geçebilmek, hislerini kontrol etmeden yaşayabilmek ve yine de tünelin sonundan çıkabilmektir. 

Psikolojik sağlamlık çeşitleri

Zihinsel sağlamlık: Zor bir görevi veya sorumluluğu yapmak için kendini motive edebilme, odaklanabilme, sonuca erdirebilme yetisidir.

Sosyal sağlamlık: İhtiyaç sahiplerine yardım eli uzatabilme, destek olabilme, kibar ve güven verici bir tavırla yaklaşabilme yetisidir. 

Doğal afetlerden, toplu kayıplardan, ekonomik krizlerden sonra toplumun eski güçlü haline geri dönebilme hızını da işaret eder.
Duygusal sağlamlık: İhtiyaç anında pozitif duyguları uyandırabilme, ruh halini yükseltebilme yetisidir. Zor zamanlarda umutlu ve iyimser kalabilme duygusal sağlamlık göstergesidir.
Fiziksel sağlamlık: Fiziksel zorluklar ile başa çıkabilme yetisidir.
Psikolojik sağlamlığı ne oluşturur?
Esneklik, değişimlere adapte olabilme ve sabır özelliği bir kişinin psikolojik sağlamlığını geliştirmesine yardım edebilir. 
Öte yandan bu özelliklerin tam zıttı tutumlara sahip olmak strese karşı güçlü durmayı zorlaştırır. 
Bir kişinin strese karşı dayanıklılığını ne kadar çok stresle karşılaşıp hayatta kaldığı değil, strese karşı bakış açısı, dünya görüşü, sosyal bağlarının kuvvetliliği ve stres üzerinde ne denli bir kontrol sahibi olduğunu düşünmesi etkiler.
Öz benliği kuvvetli olan, öz güven ve sevgisi ile büyük problemler yaşamayan kişilerin psikolojik sağlamlıkları da o denli kuvvetli olur. Zor zamanları atlatabileceğine dair kendine güven duymak, bir tür otonomiye sahip olmak, çaresizlik veya yetersizlik hislerine düşmemek kriz anlarında stresin daha iyi yönetilebilmesini sağlar.
Kişinin dünyayı nasıl gördüğü ve çevresiyle nasıl etkileşime geçtiği.
Çevresindeki kaynakların sayısı, kalitesi, erişilebilirliği.
Başa çıkma stratejileri.
Bu konuyu bir adım öteye taşıyan çocuk doktoru Ken Ginsberg’in “7C” teorisine göre herkes, her yaşta, dışarıdan gerekli kaynakları da kullanarak iç gücünü oluşturabilir. 7C’yi oluşturan özellik ve beceriler ise; 
yeterlilik,  güven,  bağlantı,  karakter, katkı, başa çıkma kontroldür.
Her tip psikolojik sağlamlığı destekleyen alışkanlıklar:
Psikolojik sağlamlık geliştirilebilir beceri ve alışkanlıklardan oluşur. Bazı insanların strese karşı daha dayanıklı oldukları doğru olsa da herkes kendi psikolojik sağlamlığının üzerinde çalışarak, çevrelerinden destek alarak, zaman içinde daha dayanıklı ve güçlü bir versiyonuna ulaşabilir.
Başa çıkma stratejileri:
Zor zamanlarda duygusal regülasyon sağlayan birtakım teknik veya “kaçışlara” sahip olmak dayanıklılık için çok önemlidir. Bu stratejilerde tek bir doğru bulunmaz. 
Doğal olanı, kişinin kendisi için en etkili ve doğru olanı bulması veya geliştirmesidir. 
Günlük tutma, olumlama, sosyalleşme, dışarıda vakit geçirme, yaratıcı dışa vurum teknikleri; resim çizme, dans etme, müzik dinleme başa çıkma stratejileri arasında sayılabilir.
1. Mindfulness: 
Nefes pratikleri, meditasyon, mindful yürüyüş ve yoga gibi mindfulness egzersizleri gündelik yaşama dahil edildiğinde stresle başa çıkma kapasitesinin yükselmesine yardımcı olur. 
Hem var olan hem de geleceğe dair anksiyeteye sebep olan stres faktörleri karşısında daha sakin kalabilmeyi, anda durabilmeyi, duygu ve düşünceleri kontrol etmeden izleyebilmeyi öğreten mindfulness, psikolojik sağlamlılığı destekler.
2. Zihin ve ruh sağlığını destekleyen bir diyet
Stres bedendeki enflamasyonu (İltihaplanma olarak bilinen inflamasyon, herkeste meydana gelen ve bağışıklık sisteminin vücudu çeşitli hastalık veya yaralanmalara karşı korumak amacıyla oluşturduğu bir tepkidir.) yükselterek bütünsel sağlığı geri çeker. Akut stres anlarında bir de bedeni beslenme ile enflamatuar duruma sokmak hissedilen fiziksel, zihinsel ve duygusal stresin şiddetlenmesine, psikolojik dayanıklılığın düşmesine neden olur. 
Antioksidan ve mikro besin açısından zengin gıdalara bol miktarda yer vermek önerilir. Öne çıkan mikro besinler Omega-3 yağları, A, K, B vitaminleri, magnezyum ve çinkodur.
Beslenmede yer verilebilecek dayanıklılık arttıran gıdalar:
  • Yumurta
  • Koyu yeşil yapraklı sebzeler
  • Mantar
  • Brokoli
  • Fermente gıdalar
  • Avokado
  • Keten tohumu, kabak çekirdeği
  • Yağlı balıklar
  • Bitter çikolata
3. Soğuk maruziyeti: 
Yüksek tempolu egzersize benzer şekilde bedeni ve zihni kontrollü, bilinçli “pozitif stres” olarak adlandırılan zorlayıcı durumlarına sokmak psikolojik sağlamlılığı geliştirir. Buna en iyi örnek soğuk maruziyetidir. Soğuk duş almak, denize girmek, kışın çok kalın giyinmemek hücresel seviyede bütünsel sağlığı desteklerken kişinin zihinsel ve fiziksel sağlamlığını da yükseltir.
4. Güçlü sosyal bağlar: 
Kişinin kriz veya travma anında çevresinden bulabildiği tüm maddi ve manevi destekler yaşanılan olayın atlatılmasında büyük rol oynar. Psikolojik sağlamlığın en önemli faktörlerinden birisi de bu sosyal destek çemberinin varlığı ve kalitesidir. İlk olarak çekirdek aile daha sonra büyük aile, arkadaşlar, toplum, organizasyonlar ve devletin varlığı kriz zamanlarında kişilere hem fiziksel hem de duygusal güç ve destek sağlar.
Korkuyu yenmek!
Korku, yaşam boyunca bize eşlik eden temel bir duygudur. Koruyucu bir işlevi yerine getirir ve evrimsel olarak hayatta kalmamıza yardımcı olur, yani bizi dış tehditlerden korur, tehlikeye karşı uyarır. Ancak bizi kısıtlayan ve katı sınırlar içinde tutan korkular vardır. Bu korkuların ardındaki dersleri, fırsatları ve kaynakları farkında olmadan göz ardı ederiz. Bu korkularla başa çıkılabilir. Korku, atalardan birinin olumsuz bir deneyimi sonucu atalar sisteminden kaynaklanabilir. Örneğin, bir kişi çok para kazanmış ve kaybetmiş olabilir.
Sinir sisteminin hassas olduğu çocukluk döneminde derinlere yerleşmiş korkular oluşur. Eğer bir çocuğun ebeveynleriyle karmaşık bir ilişkisi varsa, yakınlık korkusu geliştirebilir. Bu durumda gelecekte ilişki kurmakta zorlanabilir. Ayrıca, çocuğun karşılaştığı ancak üstesinden gelmek için destek görmediği şeylerden de korkabilir; örneğin yalnızlık, karanlık, hayvanlar vb.
Travmatik deneyim bedensel düzeyde nesilden nesile aktarılır. Torunlar büyük paranın korkusunu taşır ve bilinçaltında para kazanma fırsatlarını reddederek kendilerini olumsuz deneyimlerin tekrarından korurlar. Para onlara zorlukla gelir ve kolayca gerekli harcamalara gider.
Ayrıca, bir kişi bir şeyi bizzat deneyimlememiş olsa bile, başkalarının anlattığı hikayelerden, toplumdan ve medyadan bilgi edindiğinde ortaya çıkan dayatılmış korkular da vardır. Kişi, farkında olmadan anne babasının, akrabalarının ve arkadaşlarının korkularını benimseyebilir.
Korku gerçek bir tehditten korumadığı zaman, özgürlüğü kısıtlar ve gerçeklik algısını çarpıtır. Mantıksız korku, bizi farklı yaşamaya ve davranmaya zorlar, rasyonel düşünmemizi ve olanaklarımızı genişletmemizi engeller.
Korkular genellikle gizli kaynakların ve büyüme potansiyelinin bulunduğu alanlarda ortaya çıkar. Bu korkuların üstesinden gelmek uzun bir süreçtir; bu noktada bir psikolog veya tıp alanında uzman bir kişiyle çalışmak yardımcı olacaktır. Kendi başınıza uygulayabileceğiniz çeşitli teknikler önereceğiz.
Korkuları tanıyın.
Birkaç gün boyunca korkularınızı analiz edin ve kağıda yazın. Bunlar belirli şeylere (yükseklik, örümcek, köpek, topluluk önünde konuşma, hastalıklar) veya daha soyut şeylere (yalnızlık, kendini ifade etme, yakınlık, aile kurma) dair korkular olabilir.
Bu, onları bilinçaltından yüzeye çıkarmanın yoludur. Ardından, her bir korku için, bu korku olmasaydı hayatınızın nasıl olacağını yazın. Ne tür yeni deneyimler ve kaynaklara sahip olurdunuz? Alternatif bir gerçekliğe bakmak ve korkuyla mı yoksa korkusuz mu yaşamak istediğinizi anlamak yardımcı olur.
Korkuyu tanıyın
Meditasyon ortamında, rahatlayarak ve derin nefes alarak korkunuzu davet edebilirsiniz. Korkunuzun neye benzediğine, size neyi veya kimi hatırlattığına bakın. Ondan amacının ne olduğunu, sizi neden koruduğunu ve nereden geldiğini söylemesini isteyin.
Korku üzerine düşünün.
Korkunuzun gerçekleştiğini kabul edin. Bunun ne kadar olası olduğunu, neler olabileceğini ve ne yapacağınızı, size kimin yardımcı olabileceğini, durumu çözmek için hangi kaynaklara sahip olduğunuzu kendinize sorun.
Korkunun size ne söylediğini dinleyin; bilinçaltınızla etkileşimleriniz ilginç iç görülere yol açabilir. Ardından, onu kabul ettiğinizi ve ona teşekkür ettiğinizi söyleyin. Hazır hissediyorsanız, bundan sonra onsuz yaşamak istediğinizi söyleyebilir ve size özgürlük vermesini isteyebilirsiniz.
İyileşme bölümündeki "Korku" meditasyonumuzla korkunuzu tanıyabilirsiniz. Bu meditasyon, korkunun üstesinden gelmek için gereken gücü bulmanıza ve odağınızı yaşamın neşesine ve enerjisine kaydırmanıza yardımcı olacaktır.
Korkuların üstesinden gelmenin ilk adımı onları tanımaktır. Onları görmezden gelmeye, bilinçaltımızın derinliklerine itmeye devam ettiğimiz sürece, hayatımızı yönetmeye devam ederler.
Bu şekilde korkunun en karanlık köşelerine bakabilir, oraya ışık ve bir nebze de olsa akılcılık getirebilirsiniz.
Onları yüzeye çıkardığımızda, psikoterapi, beden terapisi, ezoterik uygulamalar, meditasyon, koçluk, aile dizimi, soy ağacıyla çalışma, konuyla ilgili literatür ve makaleler okuma yoluyla onlarla çalışma fırsatımız olur. Bu şekilde kendi gerçekliğimizin tam teşekküllü yaratıcıları haline geliriz.
Kaygının üstesinden nasıl gelinir?
Hayatımızın bir noktasında kaçınılmaz olarak kaygı yaşarız. Bu, akut stres veya rahatsız edici bir ortam olabilir. Kriz dönemleri bizi mahveder, gücümüzü ve kaynaklarımızı elimizden alır. Dünya çöküyormuş ve destek yokmuş gibi gelir.
Burada, sanki olan her şey gerçek dışıymış gibi bir derealizasyon (kişinin gerçek dünyanın dışına çıkıp kendi benliğinden ve çevresinden uzaklaştığı ya da koptuğu dissosiyatif bir bozukluktur.) hissi olabilir. Sanki bir rüyadaymış gibi yaşar ve içinde bulunduğumuz anda tam olarak var olamayız. Bu dönemde, öncelikle kendinize yardım etmeniz önemlidir. Ancak sakinlikle doğru düşünebilir, kararlar alabilir ve sevdiklerimize destek olabiliriz.
1. Kendinizi sevindirin.
Duygularınızı ihmal etmeyin. Kendinizi şu anki halinizle kabul edin - kaygı, korku, üzüntü ve öfkeyle. Bu şekilde hissetmeye hakkınız var. Gerektiğinde ağlamanıza, şikayet etmenize ve çığlık atmanıza izin verin.
Duygularınızı hareket, spor, dans veya yazı yoluyla ifade etmenin uygun yollarını bulun. Duygularınızın günlüğünü tutmak iyi bir fikirdir: Gün boyunca en belirgin duygularınızı, bunlara hangi olayların sebep olduğunu ve vücudunuzda nasıl tepki verdiklerini yazın.
Sevdiklerinizden sizi endişelendiren şeyleri anlatmalarını isteyebilir, içinizi dökebilir ve onların desteğinin tadını çıkarabilirsiniz. Duygularınızla baş edemediğinizi düşünüyorsanız, bir psikolog, psikoterapist veya herhangi bir alanda uzman bir kişiyle iletişime geçin.
2. Kendine dikkat et.
Kaygı döneminde daha az üretken olabilirsiniz ve bu tamamen normaldir, kendinizi suçlamanıza gerek yok. Kendinizi rahatlatacak daha fazla şeye izin verin: yemek, uyku, dinlenme ve açık havada yürüyüşler. Hiçbir şey yapmadığınız için kendinizi suçlamamak ve gerekli olan en az şeyi yapmak için birkaç basit günlük görevden oluşan bir liste yapabilirsiniz.
3. Doğru düşünmeye çalış.
Düşüncelerinizi eleştirmek için iki yol var. Kendinize şu soruları sorun: "Durumu nesnel olarak değerlendiriyor muyum? Kaygımla çelişen gerçeklere aynı dikkati gösteriyor muyum? Bunun olacağını düşünmeme ne sebep oldu? Ve eğer olursa bana ne olacak?"
Durum ve duygularınız hakkında notlar almak iyi bir fikirdir. Kağıda döküldüklerinde daha az korkutucu görünürler ve eleştirilmeleri daha kolaydır.
4. Düşüncelerinizi takip edin.
Düşünceler sadece düşüncelerdir. Eylemlerinizi kontrol etmezler. Ve onları seçebilirsiniz. Kriz sırasında, yararlı ve yararsız düşünceleri tanımayı ve hangilerinin hayatınızda kalacağına ve hangilerinin gitmesine izin vereceğinize dair bilinçli bir seçim yapmayı öğrenmek çok önemlidir. Başınıza gelenlerin sorumluluğunu bu şekilde alırsınız.

Başa çıkma kartları yapabilirsiniz: Aklınıza gelen olumsuz kalıpları ve düşünceleri yazın ve arka yüzüne bu ifadeler hakkında eleştirel yorumlar yazın, bunları çürütün ve destekleyici kelimelerle değiştirin. Aklınıza zararlı bir düşünce geldiği anda, kartı alıp güven verici sözler okuyabilirsiniz.
Kare nefes tekniğini uygulayabilirsiniz: Yavaşça nefes alın, yavaşça nefesinizi tutun ve 4 saniye tutun. Bir elinizi göğsünüze, diğerini karnınıza koyup, dikkatinizi dağıtarak dönüşümlü olarak göğsünüz ve karnınızla nefes alabilirsiniz.
5. Kendinizi koruyun.
Kendinizi olumsuzluklardan koruyun. Kaygınızı artıran ve sizi desteklemeyen kişilerle temastan kaçının. Kaba görünmekten de korkmayın. Rahatsız edici iletişimi sınırlama ve sizi mahvedebileceğini düşündüğünüz şeyleri ortadan kaldırma hakkınız var.
Özellikle alt çeneye dikkat edin, elmacık kemiğinin altındaki kaslara, kulaklara yakın olan bölgeye masaj yapın. Vücutla teması yeniden sağlamak için masaj yaptırmak, düzenli egzersiz veya spor yapmak faydalıdır. Tuz banyosu yapmak da hem kendi hem de başkalarının kaygılarını gidermeye yardımcı olur.
6. Vücuda dön.
Vücudunuz donup kalır ve gerilir. Rahatlamasına yardımcı olmak önemlidir. Tüm vücudunuzdaki kasları sıkabilir, derin bir nefes alıp verebilir ve ardından tüm vücudunuzu birkaç dakika boyunca sallayabilirsiniz. Ayaklarınızı yere vurabilirsiniz.
7. Şimdiki ana geri dönün.
Çoğumuz, henüz gelmemiş gelecek için endişeleniyoruz. Gerçeğe geri dönelim. Bunu yapmak için, çevrenizdekilerin dikkatinizi dağıtmasına izin verin. Çevrenizdeki 10 nesnenin adını söyleyin ve onları tanımlayın.
Dışarı çıkıp yürüyüşe çıkabilirsiniz. Topraklanma uygulamaları çok faydalıdır: çıplak ayakla dolaşmak, ayaklarınıza odaklanmak, dengede hissetmek için yerde oturmak veya uzanmak. Ellerinizle bir şeyler yapın: resim çizin, yemek yapın veya evi temizleyin. Ortam değişikliği de faydalıdır; kısa bir yolculuğa çıkıp nadiren yaptığınız bir şeyi yapabilirsiniz.
8. Sevdiklerinizle kalın.
İnanç ve umutsuzluk, kendinizi yalnız ve terk edilmiş hissetmenize neden olabilir. Bu dönemde sevdiklerinizle iletişimde kalmak özellikle önemlidir. Aileniz ve arkadaşlarınızla iletişimde kalın, birlikte vakit geçirin, sevdiklerinize sarılın.
Evcil hayvanlarımızla aktif temas, gerçekliğe dönmenize yardımcı olur. Daha fazla dikkatinizi hayvanlara verebilirsiniz, stresi azaltmanıza ve sakinleşmenize yardımcı olurlar.
9. Meditasyon yapın.
Her gün 10-15 dakika meditasyon yapmak, zihin durumunuzda büyük bir fark yaratabilir. Bunun için derin transa dalmanız gerekmez. Gözlerinizi kapatıp sessiz olmanız, kendi düşüncelerinizi gözlemlemeniz ve onları serbest bırakmanız yeterlidir.
İstediğiniz duruma ulaşmanıza yardımcı olacak bir rehberin bulunduğu ses meditasyonlarına yönelebilirsiniz. Huzur ve sükunet bulmak için en güçlü meditasyonlardan biri Sevgi Şefkati meditasyonudur.
Ve en önemlisi, her gün minnettar olmak için bir sebep bulmaya çalışın. Kriz dönemlerinde bu zor olabilir ama yakında bitecektir. Şimdi bile kendinize güvenebilir, içinizde bir güç ve sakinlik kaynağı bulabilirsiniz.
Rahatlama
Sakinlik ve rahatlama hali bizim için doğaldır. Bu sayede hayattan keyif alır, yaratır, sever ve şükran duyarız. Ancak bazen olaylar gelişirken dengemizi kaybeder ve doğru düzgün dinlenmeyi unuturuz.
Fiziksel ve zihinsel stres gerginliğe, kas blokajlarına, kaygıya ve hastalıklara yol açar. Enerji dolaşımı durur, bu da durumumuzu, davranışlarımızı ve insanlarla ilişkilerimizi etkiler. Potansiyelimizi gerçekleştiremeyiz ve mutsuz hissederiz.
Gerilim, travmalar ve ağrı noktalarıyla temas ettiğimiz stresli durumlarda ortaya çıkar. Hızlı, sığ nefes alma veya şaşkınlık, karın kaslarının, omuzların ve çiğneme kaslarının gerginliğiyle kendini gösterebilir. Bunu anında fark etmeye ve bilinçli olarak rahatlamaya çalışın. Ayrıca, beden ve zihnin düzenli olarak rahatlaması için uygun bazı teknikler de önereceğiz.
Vücut gevşemesi: Gerginlik ve gevşeme arasında geçiş yapmak için kullanılır. Tüm vücudunuzu olabildiğince gerginleştirebilir, ardından gevşetebilir ve kollarınızı, bacaklarınızı ve başınızı aktif olarak sallayabilir; gerginliği atmak için zıplayabilirsiniz.
Özellikle tef ve davul sesleri eşliğinde müzik açıp vücudunuzun istediği gibi 5-10 dakika dans edebilirsiniz. Hareketten sonra Şavasana pozisyonuna uzanın ve hisleri gözlemleyerek tamamen rahatlayın. Bu egzersizleri özellikle tatsız olaylardan sonra yapmak, duyguları serbest bırakmak için iyidir.
Çenenizin sıkıldığını fark ederseniz, dairesel hareketlerle aktif olarak ovabilir, yüz ifadeleri yapabilir, çiğneme kaslarınıza masaj yapabilirsiniz. Fiziksel aktivite, esneme, yoga ve sevişme de gevşemeye yardımcı olur.
Su: Sıcak Epsom tuzu banyosu, kasların derinlemesine gevşemesine yardımcı olur ve enerjik düzeyde temizler. Ilık bir duş alıp suyun gerginliğinizi temizlediğini hayal edebilirsiniz.
Yatmadan önce ayaklarınızı ılık suya batırıp lavanta yağı sürebilirsiniz. Aroma lambasında gül ve portakal esansiyel yağları kullanmak iyi bir fikirdir. Yeşil, bitki veya oolong çayıyla yapılan bir yavaş çay seremonisi her açıdan rahatlatıcıdır.
Psikolojik çalışma
Zihni düşüncelerden arındırmak için onları kağıda yazmak, günlük tutmak faydalıdır.
Herhangi bir geleneğin psikoloğu, üstadı veya şifacısı, içsel gerginlik, kaygı, olumsuz duygular ve travmalarla başa çıkmanıza yardımcı olabilir. Beden merkezli terapi, tıkanıklıkları gidermeye ve vücuttaki enerjiyi serbest bırakmaya yardımcı olur.
Doğa
Doğaya dönüş bizi rahatlatır ve sakinleştirir. Telefon ve müzik olmadan yalnız yürüyüşler yapmak, doğaya çıkmak, su kenarında yürümek, evcil hayvanlarla temas kurmak iyidir.
Detoks
Sürekli bilgi akışı gerginlik yaratır. Kaynaklarını azaltmak iyidir: telefon bildirimlerini kapatın, gereksiz abonelikleri kaldırın ve olumsuz haberlerden uzak durun. Özellikle yatmadan önce ve uyandığınızda, telefon veya bilgisayardan uzak geçireceğiniz zamanı ayırın.
İşte her kişiye özel rahatlama yöntemlerini keşfedin: Kendinizi gözlemleyebilir ve nelerden hoşlandığınızı keşfedebilirsiniz. Rahatlamayı günlük pratiğiniz haline getirmeyi deneyin. Günlük rutininize küçük ritüeller ekleyin ve hayatın daha keyifli ve mutlu hale geldiğini hissedeceksiniz.
Addiction (Bağımlılılar)
Bağımlılıklar, kötü alışkanlıklar ve bağımlı davranışlar kontrol edilemez güçlü bir arzudur. Birçok insanın çeşitli şeylere bağımlılıkları vardır: tütün, uyuşturucu, alkol, bir ilişki, yemek, iş, sosyal medya, oyunlar, vb.
Budizmin ilkelerinden biri, herhangi bir bağlılığın acı kaynağı olmasıdır. Bağımlılık acı getirir ama aynı zamanda onfiziksel ve zihinsel seviyeyi de yok eder.
Daha sonra ona kolayca ve hızlıca olumlu duygular veren bir nesne bulur. Kısa bir an yine endişe ve hayal kırıklığı ile değiştirilir. Arzuyu tatmin etmek için acil bir ihtiyaç tekrar ortaya çıkıyor. Alışkanlık güçlendirir. Hayatın diğer alanlarında sosyal yalıtma ve durgunluk yavaş yavaş meydana gelir. Kişi kendisiyle tüm dünyadaki bağlantıyı kaybeder.
Bağımlılıklar sıklıkla travmanın sonucu olarak oluşur, güçlü duygularla başa çıkamadığında ve bilinçaltına taşındığında. Eğer bir insan farklı duyguları ifade etmesini yasaklarsa, hayatı rengini kaybeder. Dünyayla temas kurmaktan kaçınıyor, kendinden ve onun başarısızlıkları ve sorunlarıyla gerçeklikten kaçmak istiyor.
Bağımlılıktan kurtulmak
Bağımlılıksız doğal bir hayata giden yol uzun ve zor olabilir. Psikolog, usta, şifacı, grup terapisi, sevdiklerinizden desteği ve konu hakkında okumak yardımcı olabilir.
İlk ve en önemli adım, sorunun varlığının kabul edilmesi ve kabul edilmesidir. Biri içtenlikle bağımlılık kazanmak istiyor olmalı. Biri kalbinin derinliklerinden yardım isteği gönderdiğinde farklı kaynaklardan gelmek zorundadır.
Sonra bağımlılık nesnesini hayatından çıkarır. Bu duruma tatsız fiziksel ve psikolojik duygular eşlik ediyor. Kimyasal bağımlılıklar durumunda tıbbi yardım gerekebilir.
İyileşme süreci boyunca, vücut ve ruhun saflaştırılması. Meditasyon, yoga, egzersiz, nefes almaya, sağlıklı yiyecekler yemek ve yeterli su içmeye yardımcı olabilir.
Boşluğu kişisel gelişim için faydalı olan yeni deneyimlerle doldurmak önemlidir. Psikoterapi, eğitim, dünya ve insanlarla iletişim kurmak olumludur. Takımyıldızların yardımıyla ve zihin ve bedenle çalışarak iç negatif inançları düzeltebilir ve kendini ata kalıplarından ve çocukluk travmalarından arındırabilir.
Bağımlılığına yakalandıkça, insan bütünlüğünü birleştirir ve bilincini parça parça bloke eder. Her koşulda kendinden öğrenir. Onun alanı ve çevre değişikliği. Bağımlılık döneminde benzer kalıplara sahip insanları çekerken, artık yıkıcı temaslarla yollarını ayırır ve bilincin başka bir seviyesinde yeni bağlantılar oluşturur.
Bağımlılıksız hayat, kendini sevginin bir göstergesidir. İyileştiğimiz zaman, özgürlüğü elde ederiz. Gerçek, sağlıklı mutluluğu burada ve şimdi, gerçek hayatın tadını çıkarma yeteneğine sahip oluruz. Böylece kendi gerçekliğimizi kontrol edemeyiz.
Aşağıdaki mantralar iyileşme yolunda yardımcı olabilir: 
  • Bağımlılıktan arındım ve sağlıklı hissediyorum. 
  • Hayatımı her gün daha iyi kılan doğru seçimi yapıyorum. 
  • Kendimi seviyorum, bedenime ve zihnime göz kulak oluyorum. 
  • Değişmek ve ilerlemek için kalbimi sarıp eski alışkanlıkları geride bırakıyorum. 
  • Mutlu bir hayatı hak ediyorum.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,