Alıntı Günlüğü
“Acı önlenemez, ızdırap ise bir seçim.”
“Ben varken ölüm yok, ölüm varken ben yokum. Üzülecek ne var? Kendisini daha uzak bir mesafeden izlemek için kullandığı evrensel bakış yaklaşımı olan \"bakış açısını değiştirme \"yaklaşımını kullan. İçinde bulunduğumuz o minicik konuma, yaşamımızın tümü üzerinden, tüm bir ırkın yaşamının, bilincin evriminin üzerinden baktığımızda tabii ki o taşıdığı önemi birden yitirir. Güven içinde yaşamaktır tehlikeli olan. Bu bizim sırtımızdaki en büyük yük. En. Büyük mücadelemizde bu yüke karşı yaşamak. İnsan doğru zamanda yaşamazsa asla doğru zamanda ölemez. Zaman sonsuza dek durmayacak kadar açgözlüdür. Durmadan yer yutar, ama geri verdiği hiçbir şey yoktur. Sana yazılmış bir yaşamı yaşadığını söylemen ne korkunç! Bütün tehlikesine rağmen bir kez bile özgürlüğünü tadamadan ölümle yüz yüze gelmek ne acı. Hiçbir şey her şey demektir güçlenmek istiyorsan önce köklerini hiçliğin derinlerine gömmeli ve en yalnız yalnızlığınla yüz yüze gelmeyi öğrenmelisin. Yalnızca kendinizden kaçıyoruz her an tekrar yaşanacak bir andır sonsuzlukta hep özgürlükten kaçıyor olmanın anlamını Bir düşün. Tek ödevin kendin olmaktır. Büyümek için hep başkalarına kullanmak zorunda kalırsın Eski yaşamının küllerinden yeni bir benlik kur sorumluluk sorumluluk küçük erdemlerle kendini yok etme kötü olmayı öğren.
The Witcher: "Yaşadaydın neyin olacaktı ki? Aile mi? Onlar hayatının son perdesini yazan kişiler pek bir kaybın yok. Arkadaşlar mı? İyi gün dostu olurlardı. Sevgililer mi? Tamam bir süre için eğlenceler ama sonunda hepsi hayal kırıklığı. Biz kadınız ve bir aracız. Özel olduğumuzu söylediklerinde bile. Bizi bomboş yapayalnız bırakana kadar onlar için bir aracız. Kendini şanslı say farkında olmadan hile ile oyunu kazandın."
Beni Seç: “Affetmek isteksiz yenen bir yemektir."
Aşk Hastası: "Aşk, aşk, aşk bütün sefil duyguların kaynağı. Duygusal görünüşlü destanının altında kendini beğenmişlik, şehvet, mazoşizm ve fantezi yatıyor. Kur yapmanın donuk mimikleri, öpüşmeler, çıkmalar ve Arzu ile yüzeyselliğini canlı kılan iltifat ve tartışmalarla kişiliğini saklayıp bizi kör eden üzüntüler ve sevinçler yumağı.”
Simyacı: “Ne zaman bir denize ya da Bir ateşe baksa doğa olaylarının sonsuzluk ve gücünün derinliklerine dalıp ağzını açmadan saatler geçirebilirdi. Önseziler önsezilerin içinde bütün insan hayatlarının Bir bütün oluşturacak şekilde birbirine bağlandığı hayat ırmağının evrensel akışına ruhun yaptığı ani dalışlar olduğunu anlamaya başladı.”
Dune: “Korkmamalıyım korku katilidir aklım korku mutlak yıkım getiren küçük bir ölümdür. Korkumla yüzleşeceğim.”
Çirkin: "Sadakat böyle mi hissettiriyordu? Kişinin durduramadığı bir tür öfke nöbeti gibi miydi? Kendi sevgilin değil de diğerlerini düşününce iğrenmek miydi? Ne kadar şaşırtıcıydı. O her zaman sadakatin sırf sevdiği kişinin duyguları incinmesin diye kişinin kendi zevkinden kısıntı yapması ile ilgili bir şey olduğunu düşünmüştü fakat bu his bu tür bir şey değildi bencildi, dik kafalıydı çilekleri istemek sadece çileklerin zevkine tatmak ve bir elma yiyip boğazında kalmasındansa açlıktan ölmeyi tercih etmekti. Vücudunu başkasının kullanmasına izin vermek, yapmak zorunda olduğu bir şey değildi. Kendinin herhangi bir anlamda birine veremeyeceği kadar değerli bir şey olduğunu düşündü bir geceliğin olsa bile onu istemiyordu işte o kadar ona sahip olmayacaktı."- Gerçek şefkat, kendimizden daha az şanslı olanlara yardım etmek istemekten değil, tüm varlıklarla olan akrabalığımızı fark etmektir. "
1881: Hayat olmasını istediğimiz, hayal ettiğimiz şeyle, olduğumuz şey olan durum arasındaki savaş. Tutku, korkuyla yoğrulmuş acımasız bir hayat. Tanrı bizim için yaratmadı kendi istediği için dünyayı yarattı. Gidilecek bir cennet ya da cehennem yok tanrıysa bu topraklar.”
1923: “Böyle bir aşka sahip olmak ne büyük bir TRAJEDİ."
-Gördüğümüz veya duyduğumuz hiçbir şey gerçek değildir. Kusursuz gerçekliğin yattığı tam da gerçekliktir. Sorunlarınızın tadını çıkarın. Duygularına hakim olan dünyayı yönetir. “Şu anda mutlu ve huzurluyum. Öyle oluyor. Kendimle vakit geçirmek her zaman daha iyi.
Flaubert'in Aşk Tanımı: "Merak, birine karşı ansızın merak duymaya başlarsınız. Korkunç bir merak. Onu tanımak, onunla doğmak, dünyaya yeniden gelmek tek amacınız haline gelir. Aşka en uzak cümle "senden nefret ediyorum değil." "bilmek istemiyorumdur." "Hayal et. Seni bir yılan ısırıyor. Zehirden kurtulmak yerine yılan tutmaya, seni ısırmasının sebebini öğrenmeye ve ölmemen gerektiğini ona kanıtlamaya çalışıyorsun. Konu yılan değil. "
Üst kattaki deli kadın: "Yeterince dikkatli olursanız başınıza bir şey gelmez. Hakikati söylemek istedim çünkü hakikat her daim, almaya hazır olanlara dersini kendiliğinden verir."
Anne Brontê - Aşk: "Daha önce hissetmediğim bir aidiyet duygusu ve her şeyin mümkün olduğunu anlatan bir özgürlük hissetmek."
Spartaküs: Nefret boş zaman işidir. Bunu düşünmek, hissetmek büyük çaba gerektirir.
Arıların gizli yaşamı: " İmkansız; bu kelime aşkın alevleri arasında kiloluk gidecek koca bir kütükten başka bir şey değil. Kovan da erkek arılara ihtiyaç yoktur. İhtiyaç duyulduğu zamanlarda yılda iki kere bunu üretirler daha sonra erkeklerin işlevi biter. "
Boleyn kızı: "Bir erkeği idare eden kadın asıl keyfin onun düşüncelerini idare etmek olduğunu bilir, günün her dakikasında. Bu asla şehvetle ilgili olamaz erkek elde ettiği şeyin bu olduğunu sansa da nokta bu sonsuz bir maharetler ilişkisi olur."
Yeni Dünya - Aldous Huxley: Cesur-Tutku hisleri: Korkunç bir boşluk hissi, soluk alıp vermeyi güçleştiren bir korku ve baygınlık kalbi durmuş gibi olmak."
Yasak Meyve - Jojo Moyes: "Sanatsal beceriyi, kendilerini yeniden bulmalarında yatıyordu. Kendilerini kamufle etmelerinde, zekalarını kullanmalarında ve olmadıkları insanlar yaratmalarında."
Fırtına habercileri: "Belki de feci şeyleri düşünme cesaretini bulmalıyız nokta belki de içimizden meydana gelebilecek en kötü şeyin zaten yaşandığına inanabilmek. Niçin böyle şeyler oluyor acaba? Dünyada olan biten en kötü şeye bakmak zorundayız peki ama kendi hayatımızda bunlarla yüzleşemiyorsak başkalarına nasıl yardım edebiliriz ki? " - "İnsanlara onları sevdiğimizi hiçbir zaman açık açık söylemeyiz çünkü son derece aptalca ama onların sonsuza dek bizimle olacağını zannediyoruz. Hepimiz sanki sonsuza dek yaşayacakmış gibi davranıyoruz, oysaki yarın ölecekmişiz gibi davranmamız ve birbirimizi hep hoş şeyler söylememiz lazım. "
Akıl ve tutku - Jane Austen: "Sana alçakça düşmanlık yapanlar her kimse bırak, bir gün senin masumiyetini ve iyi niyetini nasıl asaletle taşıdığını görüp kendi kötü ruhlu zaferlerinin boşa çıktığı ile kalsınlar. Böyle bir hainliğe karşı koyan gurur takdire şayandır."
Paulo Coelho - 11 Dakika: "Namus Onur kendime saygı iyice düşünüldüğünde şimdiye kadar bu üç şeyden herhangi birine sahip olmuş değilim. Doğmayı talep etmedim, kendimi sevdirmeyi beceremedim bir gün hep kötü kararlar aldım ve şimdi, hayatım benim yerime karara varmasına izin veriyorum." - İnsanız biz suçluluk duygusuyla doğarız mutluluğun gerçekleştirme ihtimali bizi korkutur. Ölürken başkalarının cezalandırma isteğiyle doluyuzdur çünkü kendimizi daima güçsüz, haksızlığa uğramış bir gün mutlu hissederiz. Günahlarımızın kefaretini ödemekle günahkarları cezalandırabilmek mümkün değildir. "
ANNA CAREY - KUM SEHRİ: "Anılar onlara izin verdiğin sürece seni mahveder."
Bana sevdiğini söyle - Julia Quinn: "Bir markizle evlenme yolları" "Benzersiz ol ama çok da değil. Eşsiz ol. Nazik ol. Gizem yarat. Bir sonraki cümleni hayal etmesi için bir konuşmayı yarıda kes ve git. Düzen her amacı ulaşılabilir kadar kılar."
Deniz Kabukları Mevsimi ~ Dorotyh Parker: Orantısında şaşmayan, mükemmel güzellik yoktur. Sadece sevmeye başla, yavaş yavaş sana daha fazlasının döndüğünü göreceksin. Aşk eldeki civa gibidir, parmaklarını sık elinden kaçsın, sıkma elinde kalsın.
Miss Austen: "Romantik triangle"
Antikacı Dükkanı:
- Zira Vicdan, pek çokları için eğilip bükülebilen elastiki bir maddeden yapılmıştır yani uzayıp kısalabilir ve hadiselerin türlüsüne uyabilir. Yine bazı insanlar Zaman Zaman geçtikçe sıcak havada birer birer atılan fanila ve yelekler gibi vicdanı elden bırakmasını öğrenirler nokta bazıları da vicdanı Arzu edildikçe giyilip çıkarılıp bir elbiseye döndürürler. Hepsinden en elverişlisi de bu olduğu için gittikçe rağbet kazanıyor.
- Mutluluk ve özgür irade birer ilizyondur.
Yüzüklerin Efendisi:
- Sanki gözlerin gerisinde asırların hatırası uzun bir gül yavaş ve sabit bir düşünce ile dolu muazzam bir kuyu varmış gibi görünüyordu; ama yüzeyi şimdiki zaman ile pırıldıyordu: Tıpkı çok Ulu bir ağacın dış yapraklarında veya çok derin bir gölün dalgacıkları üzerinde titreşen güneş gibi nokta bilemiyorum ama sanki toprakta yetişen bir şey... Uyuyan bir şey de diyebilirsiniz ya da kendisini kök ucuyla yaprak ucu, derin toprak ile gökyüzü arasında gibi hisseden bir şey aniden uyanmış, size de sonsuz Yıllar Boyunca kendi iç işlerine baktığı yavaş ihtimal ile bakıyor.
- Bir yüktün ama artık değilsin. Pençelerimde bir kuğunun tüyü kadar hafifsin. Güneş senin içinden geçip parlıyor. Aslında artık bana ihtiyacın olduğunu düşünmüyorum. Düşmen için seni bıraksam da rüzgarda uçardın.
4. Robinson Crusoe: Böylesi bir tutumun benim gibi birinin ya çok üstünde ya da çok altındakilere has bir șey olduğunu; benim için en uygun olanın ise vasat yani orta yolu tercih etmek olduğunu söyledi. Uzun tecrübeleri sonunda dünyadaki en iyi, insan mutlu- luğuna en uygun yaşama tarzının, bu orta yol olduğunu; böylece alt tabakadakilerin ağır çalışma ve yașama şartlarından uzak kala- bilecegim gibi üst tabakadakilere özgü gurur, kibir, lüks, ihtiras ve hasetten de azade olacağımı ifade etti. Bu mutluluğun değerini an- lamak icin su tek seye bakmak bile yeterliydi: Böyle bir hayat bütün insanların imrendiği hayatti; Krallar, büyük șeyler yapmak için ya- ratılmış olmalarının can sıkıc1 sonuçlarından yakınıp dururlar ve de iki aşirı uç; süflilik ile büyüklük arasında bir yerde olmanın özlemi- ni çekerlerdi. Âkıllı insanlarsa ne fakir, ne zengin olmayı isterler, sadece ortalama bir yaşam tarzına sahip olmanın gerçek mutluluk olduğunu bilirlerdi.
Bana "izle de gör" dedi, "hayatın bütün musibetlerine insanlğın aşağı ve vukam tabakaları arasında rastlarsın. Orta tabakalardakiler daha az felakete uğrarlar ve de alt ya da üist tabakalardakiler kadar kötülüklere muhatap olmazlar. Hayat tarzlarıın doğal sonucu olarak, manen ve maddeten huzursuzluk ve tatsızlıklara da, lüks ve israfin ypraticl etkilerine de, ya da tam tersine ağır çalşma şartlar, ihtiyaçlarını karşılayamama, açlk veya yetersiz beslenmenin acı sonuçlarına da katlanmak zorunda kalmazlar. Orta karar bir hayat tarzı sürmek, insana her tür fazileti ve her tür sevinci;: huzu, refah, itidal, insaf, sükûnet, sağlık, dostluk, her çeşit nezih eğlence ve arzu edilebilecek zevkleri sağlayan bir nimettir. Böylece orta sinf insanlan sakin, huzurlu bir hayat sürüp maddî ve manevi ağır çalışma şartlarına maruz kalmadan, ekmek parası uğruna köle gibi satılmadan, insanın ruhunu ve bedenini harap eden tatsız durumlara düşmeden, hurs ve tamahın tuzağina kapılmadan ya da biyük ihtirasların pençesinde kivranmadan rahatça yaşayıp giderler. Yaşamın tadına vararak, mesut bahtiyar olduklarını düşünüp, her gün bunun bilincine vararak sürdürürler hayatlarını. Günahlardan arınmak; dertlerden, musibetlerden kurtulmaktan daha büyük bir nimettir.
Cam kılıç:
- Sanırım yalnız kalmaya da alışmam gerekiyordu. Dışarıda değil tam kalbimde.
- Kendimi durmadan o kancadan bu kancaya atlayan ve yaptıklarından hiç ders almayan aptal balık gibi hissediyordum.
M.r Carey - Tüm sırların sahibi: Tüm bunları görmezden gelmek kendimi geri dönülmez bir noktaya götürdüğüne ve iki yüzlülüğün ufkunda bencilliğin kara deliğini taşıyacağına inanıyordum.
Prenses ve goblinler: Korku hep bunu yapar, korktuğumuz şeyin tarafını tutar.
Mary shelley son insan:
- İlk bakışta Aşk acaba var mıdır? Varsa, Onun duası yavaş gelişen ve uzun gözlemlere dayanan Aşkın doğasından nasıl farklılaşır? Etkileri böyle sürekli olma ama sürdüğü müddetçe şiddetli ve yoğundur.
- İnsan doğası böyledir işte aklın heyecanı benim için değerliydi bir gün fırtınayı ve depremi, insanın fırtınalı ve yıkıcı hırslarını resmeden hayal gücü, gerçek üzüntülerimi ve sonsuz pişmanlıklarımı, o sahte üzüntü ve pişmanlıklara, acının ölümcül iğnesini çekip alan düşünceye büründürerek yumuşaktı.
- İnsan içi güzel ve büyük olan her şeyi yalnızca İnsan aklının yarattığı ve doğanın onun yalnızca baş yardımcısı olduğu çok doğrudur.
- Yoksul barınağını her gün geliyor virgül varlığı onun evini güzel kokulu virgül cennet ışığıyla aydınlanmış bir tapınağa dönüştürüyordu nokta dünyayla kendi aralarına duvar ördüler nokta duvarın arkasında binlerce kanatlı ifrit fırtına ve ölümü simgeleyen vicdan azabı ve mutsuzluk virgül içeriye saldıracakları saati bekliyordu. İçeride ise masumiyetin huzuru, dünyayı umursamayan gaflet, aldatıcı sevinç ve ümit, durgun ama güvenilmez suya demirlemiş öylece bekliyordu.
Dünyalar Savaşı:
1. İnsanlığın akli yönü şimdiden yaşamın varolabişmrk için sürekli bir mücadele olduğunu kabul etmiştir.
TRUVA:
- Gerçek bilgelik bilincimizin derinliklerindedir. O olmadan her şey toz olur. Değerleri şekillendiren, bir insanın yaşamını doğrultusunda sürdüreceği değerleri oluşturan derin, ölümsüz ilkeleri de yönelik olduğunu anladı.
- Aşk kendini denizin gücüne teslim etmek gibidir Hatta kimi zaman kendini ateşe vermeye bile benzer. Kendi tutkusunun savhasından başka her şeyi yakıp yok edecek kadar yoğun ve temiz bir ateş nokta Ve o şey bir kez olunca her şey değişir. Her şey anlam kazanmaya başlar... iki insanlıktır tek bir insana olamaz bir ruh buluşması gerektirir. Birbirini görünce tanıyacak ruhlardan söz ediyorum. Bu bir kez gerçekleşince aynı anda hem duyguların, hem algıların Hayret verecek bir şekilde özgürlüğe kavuşması da gerçekleşir ki bu da onların başka insanda bulabilecekleri bir şey değildir. Tüm deneyimler arasında en heybetlisi budur ve herkese olmaz.
Pandora Anne Rice:
- İsis Şimdi bana harikulade müziklerin anısı ile geliyordu; lirler, flütler, tamburlar ve ana tanrıçanın Elinde Duran ince metal tellerinden çıkan büyüleyici sesleri. O Çıplak Kan dansıyla Yıldızlara yükselmenin gecesi ile döngüleriyle beraber hayatın anlamını görme ile ve kısa bir an için bile olsa, Ay'ın her zaman değişeceğini, güneşin, Sabahları yükseldiği gibi Akşamları batacağına dair tam bir inanca sahip olmakla ilgili Anılarım Çok silik birer resim gibi.
- Hayat, ölüm, yeniden doğum; Bunlar birer mucize değil onlar hayatın döngüsünü anlamak ve kabul etmektir mucize olan nokta mucizeyi kendi içinde yaratacaksın.
- Ana tanrıça İsis gibi olmalısın. Kimseye yaslanmadan Tek başına yürü. Özgürsün. Evine dilediğin erkeği alabilirsin. Tanrıça İsisten başka hiç kimseye bağlı değilsin. Unutma, İsis sevgi ile yürüyen tanrıçadır, bağışlayan tanrıça nokta sonsuz anlayışın tanrıçasıdır o, çünkü kendisi de çok ızdırap çekmiş!
Vittorio - Anne Rice:
- Ruhun mu Senin ruhun Nasıl bir ruh ki, birkaç kısa yolu yerine, sır dolu, Hikmet'e anlaşılmaz Yıldızların Altında yüzyıllar geçirmek istemiyor? Senin ruhun Nasıl bir ruh ki, sonsuza dek aramak yerine, gerçeği, sıradan berbat bir insan hayatı boyunca aramakla yetiniyor?
- Dünyaya bırakılan delirmiş bir ruh, ancak dinlemesini bilen sabırlı kulaklara şeytanın gücünü anlatacak.
Aimee-Vezir:
- Keder bir bataklık gibi beni içine çekiyordu, öylesine yoğun bir histi ki boğulduğumu hissediyordum. Sıcak ve acı dolu yaşlar gözlerimden akarak yüzümde şekiller çizmeye başladığında şiltenin üstüne boylu boyunca uzandım. Sonsuz sayıda Eğer sarmış da Dört Bir Yanımı ve beni bunaltarak aklımı kullanamayacağım bir duruma getirdiler.
- İçimde tutmaya çalıştığım çaresizlik hissi azar azar taşmaya başladı ve gözlerimi hızla kırparak yaşlarımı içime akıttım. Aslında bu benim için hiç de aptalca değildi. Içimdeki umudun ölümüydü sadece ve gerçekliğin acı dolu varoluşuydu.
- Başkalarının ölümü ve özgürlüğü Üzerine kendi otoritesini korumaya cesaret eden herkesi ve her şeyi affetmeyeceğim.
Ney M. Filminden: Özgürü almaya cesaret/cüret ettiği için kutluyorum.
Kurucunun kızı Amy Engel:
- Emirleri sessizlikle virgül şiddet-i sabırla virgül üstünlüğü empati bir gelen bir bir şeyle değiştirmişti.
- Büyük bir hata yaptığımı düşünecek kadar vaktim oldu noktalı virgül keder ve utanç bir yaranın yüzeyine dolan kan gibi içinde birikti nokta bir gün ilk öpücüğümün olacağını düşündüğüm şekilde çekingen değildi noktalı virgül tecrübesiz ve kurududaklar nokta vahşi virgül ilkel ve darmadağınıktı nokta haftalar boyunca onunla beraberken her seferinde ateş kıvılcımını hissetmiş ve kenara fırlatmış ya da sırtımı dönmüştüm ama o kıvılcım düşündüğüm gibi sönmemişti nokta içimde canlı kalmıştı noktalı virgül yakıyor virgül büyüyor ve şimdi patlıyordu virgül bedenimde haps olmak için çok büyük bir nokta çaresizliğin beni utandırdı virgül eğer o da bu kadar çaresiz olmasaydı.
- Kime aşık olacağımızı seçemezdik nokta aşk bizi seçerdi nokta aşk uygunluğu ya da kolaylığı ya da tasarıları umursamıyordu nokta aşkın kendi planları vardı ve tek yapabileceğimiz yolundan çekilmekti.
- Sevgimin nefretimden daha büyük virgül merhametimin intikamımdan daha güçlü olmasını istiyordum.
- Sonsuza dek birini güvende tutmanın yolu yoktu dünya hem farkında olan hem de hiç düşünülmemiş bir sürü tehlikeyle dolup taşıyordu.
- Yara izleri sadece benim başıma gelen bir şeydi, beni tanımlamıyorlardı.
- O buz mavisi kış sabahlarında yatağa uzanıp onun yas ile haykırmasını dinlerdim. Güneşin her doğuşu, yarasını tekrar deşerdi. Artık uykunun insana nasıl unutma şansı tanıdığını ama şafakla acının da uyandığını ve insanın bir saliseliğine Ne çektiğini unuttuğu için daha da Kötü hissettiğini anlıyordum hale gelen bir numaraydı. Acının beni sarmasını durduramıyordum ama kendime Neyi ve kimi kaybettiğimi odaklanma izni vermiyordum. Kendime belki bir gün değil hiçbir zaman diyordum ve kayıplarımın her zaman bu kadar acı vermeyeceğini hatırlamaya çalışıyordum: bir gün çektiğim acı, azalıp bir hatıranın hafif sızıntısına dönüşecekti.
- Sevgi budur zaten değil mi? Sırf biri seni hayal kırıklığına uğrattı diye onu sevmeyi bırakmazsın.
- İçim boşalmış gibi hissediyordum ama boş hissetmiyordum. Bütün Yalanlarım bir gül Sırlarım ve korkularım Nihayet içimden akıyor, beni havada uçuşur hale getiriyordu nokta nihayetinde beraber, Bize ayırmaya çalışan bütün güçlerden daha güçlü olduğumuz bilgisi ile nokta artık birbirimize aitlik. Daha önce hiç anlamadığım bir şekilde birini sevmemenin her zaman uçmak gibi geleceğini anlıyordu; Hayal edilemez atlayış düşme korkusu, kalbin adeta insanın boğazından atmasına sebep olan heyecan nokta bu her zaman imkansız olacaktı; ta ki İmkansız olduğu ana, kişi sadece inancı üzerinde uçana kadar nokta Uçuşun yüksekliği tamamen kontrol edilemez bir şeye bağlıydı.
- Birçok insan bu kadar şanslı mıydı? Onları Gerçekten anlayan birini bulacak kadar? Onları sürekli daha çok kendileri gibi birine dönüştürmeye Çalışmak yerine, Dünyaya baş bakışlarının ve yaklaşımlarının bütün garip ve yabancı yollarını kabul edecek birini bulacak kadar soru işareti diğer birçok kişi beni başka tür bir kıza dönüştürmeye çalışmışken, ıvy olmama izin vermek bishopın bana verebileceği en değerli hediyeydi.
Julia Qeen-Yaşa:
- Sur linnel'ın içmeye iten şey her neyse, bırakmak için hissedebileceği suçluluk ya da pişmanlık duygusundan daha güçlüydü.
Marie Lu-Genç elitler:
- Her elit enerjiye kendine has bir tarzda tepki verir ve elitin farklı güçleri ve zayıflıkları vardır. Bazı insanlar güç ve cesaretle tepki verir nokta diğerleri ise akıllı ve mantıklıdır. Bazı insanları Tutku yönetir. Diğerleri ise kendine özgü enerjinin Dünya ile nasıl bir ilişkide olduğu.
- Kimse sizi kendiniz gibi İstemezdi. Kendilerinin hoşuna giden kişi olmanızı isterlerdi.
Taht Oyunları-Buz ve Ateşin şarkısı:
• İnsanlar sudan yapılmıştır. Bunu biliyor muydun? Onları deldiğinde sıvı vücutlarından akar ve ölürler.

Yorumlar
Yorum Gönder