Ayurveda: Modern Dünyada Antik Yaşam Sanatı
Ayurveda, kökleri Hindistan'a dayanan yeryüzünün en eski, kadim, holistik tıp sistemidir.
Doğa ile uyum içinde yaşama sanatıdır.
Ayur yani ayush, kelime kökünden geliyor, yaşam demek. Veda ise bilgi, bilim demek. Bu
sebeple Ayurveda için diyebiliriz ki, yaşam bilimidir, yaşam sanatıdır.
Ayurveda'nın niyeti kişileri korumak ve hastalıklarını iyileştirmektir. Bir tip bilimi olan
Ayurveda'nin hedefi bireyleri iyileştirmek, sağlıklı yaşam niteliğini ve uzun ömürlülüğü sağlamaktır.
Kendi kendine iyileşme ve sağlıklı hali devam ettirme bilimi olan Ayurveda diyet, beslenme, yaşam biçimi alışkanlıkları, egzersiz, gevşeme teknikleri, meditasyon, nefes pratikleri, mindfulness egzersizleri, medikal bitkilerle arınma ve gençleşme, genç kalma programlarını kullanarak zihnin, bedenin, ruhun iyileşmesini ve sağlıklı olma halinin devamını kapsar.
Ayurvedaya göre hastalıklar; düzensizlik ve dengesizliktir. Beden içinde düzensizlik, düzenlilik arasında sürekli bir etkileşim olduğunu vurgu yaparak bilinçli ve akıllı kendi bedeninin farkında olan kişi bedenindeki düzensizliği farkına varır. Ne tekrar düzen sağlamak için işe koyulur işte bu tekrar işe koyulduğu yerde neyi nasıl yapması gerektiğini dair ayır ve de öğrencisi bu kadim tıp sistemi rehberlik eder. Çünkü ayurverda der ki bedeni içsel ortamı sürekli dış ortama bir tepki gösterir. Düzensizlik ya da dengesizlik bu ikisi arasında bir gidiş geliş halidir. Bu iki düzen arasında bir dengesizlik olduğu olan hastalıklar ortaya çıkar buna dönüştürebilmek için ayırt eda sağlığı içsel ve dışsal ortamlarımız arasındaki denge ve uyum olarak da içselden kastı kişinin zihinsel bedensel ve ruhsal denge halidir. Dışsaldan kastı ise doğa ile yaşadığı ortam ile arasındaki denge ve uyumdur. Ayurverda göre hiçbir hastalık doğada sadece fiziksel ya da psikolojik olarak var olmuyor herhangi bir fiziksel rahatsızlığı ruhumuzu veya zihnimizi etkilediği gibi herhangi bir zihinsel rahatsızlık da duygu ve düşüncelerdeki dengesizlik ve yoruculuk da bedeni etkiliyor diyor bu nedenle de zihin ve beden bir bütündür diye bakıyor tedavi için zihni bedeni ve ruhsal sağlığı ayrı ayrı kabul edemeyiz diyor bir kişinin bedenindeki dengesizliğin çok nedenini bulabilme ona uygun tedavi ve protokolleri yönlendirmeleri yapabilmek için kişinin an içindeki yaşamında var olan tüm parametrelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin savunuyor. Mesela şunları sorguluyor kişi şu anda nasıl bir zihinsel süreçten geçiyor düşünceleri ağırlıklı olarak nerede bunları eşlik eden duygusal yükleri nasıl duygusal denge hali nasıl hangi duyguların içinde yoğruluyor ve tüm bunların fizik bedende yansımaları nasıl nerede kendini gösteriyor. Her zaman bir kişiye bu üç boyuttan bakarak yaklaşıyor ve genellemelerden istatistiklerden uzak duruyor. Başta da söylediğim gibi bir kişiyi eşsiz bir varlık olarak kabul ediyor ve her kişinin durumunun kendine özgü olduğunun altını çiziyor.
Sağlıklı bir kişinin birincil göze çarpan özelliği sindirim ateşidir yani ayurverda adıyla anısının dengeli olmasıdır. Beden salgıları dediğimiz Vata, pita, kapa denge içinde iken üç atık maddesi idrar dışkı ter normal düzeylerde üretildiğinde ve kendi içinde kişi dengede da duyuları normal işlediğinde zihin beden ve bilinç olarak bir bütün halinde uyum içinde çalıştığında bu kişi sağlıklıdır. Bu sistemden herhangi birinin dengesinin bozulduğunda hastalık süreci başlar yani dengesizlik başlar. Psikolojik ya da fiziksel herhangi bir acı ağrı ya da çektiğiniz ıstırabın bedeni ve zihnin dengesizliğine bağlı, boşluk hava, ateş, su ve toprak elementlerine ve yaşamın üçlü birliği; beden, zihin, ve ruhsal farkındalığı gözeterek ediyor. Doshaları dengeli olan kişi; sindirimi iyi olan, dokuları normal biçimde işleyen, atıkları dengeli, bilinci, zihni ve duyuları mutluluk, coşkunluk içinde olan kendini tanıyan ve kendini merkezinde olan kişidir. İnsan doğada ve içinde yaşadığı ortamda bağımsız olmadığına göre bütünün içinde bütünle harmanlanan bir varlık bir iniş olduğuna göre doğal olarak kişinin duyuları aracılığıyla dış dünyayla kurduğu temasta bu temasa dair deneyimlerini ne kadar sindirebildiği, hazmedebildiği ve içinden 5 dile geçebildiği kişinin sağlıklı olma dengeli olma halini ya da dengesizliğini hastalıklarını tanımlıyor.
Ayurverdaya göre yaşam ilahi ve yaşamın amacı içsel ilahi duamızı idrak etmek. Yani kişi kendi ilahi duasını ne kadar çok idrak eder ve onunla beş duyu halinde olursa kişi o kadar sağlıklı ve sağlığın yaşamın 5 alanındaki işlevlere dayandığını söylüyor. Bunlardan biri fiziksel ikincisi zihinsel üçüncüsü iş hayatı.
Kişinin yaşam amacı ve içinde modeline sahip olması, beşincisi de çevresiyle uyumlu olmasıdır.
Düzenli olarak uygulandığında rutin detoksidasyon ve beslenme yoluyla optimal sağlıklı yaşamın desteklemeye yardımcı olan Ayurverdik günlük rutinleri, ritüelleri içeren günlük rutinlerin ve alışkanlıkların aslında uzun vadeli sandığımızda çok önemli bir rol oynadığını her birimiz farkındayız. Kendimize destek olmaya, kendimize bakım vermeye, kendimizin iyi olma için ihtiyaçlarını gözetmeye geldiğinde tembelleşiyoruz. Bunun kök nedeninde kendimizle kurduğumuz ilişki yatıyor. Aslında kendimize ne kadar sevdiğimiz, kendi iyi olma halimizi ne kadar onurlandırmak istediğimizle alakalı. Bu yaklaşım 5000 yılı aşkın süredir var olan tıp sistemi kendini onurlandırmanın, kendine bakım vermenin önemini dinara dediğimiz günlük rutinlerle, alışkanlıklarla tanımlıyor.
Hayatımıza, yavaş yavaş deneyerek kendimize çok baskın altına sokmadan almaya başlayabiliriz.
Bedenimizin sirkadyen ritmi var ve bu da doğadan bağımsız değil. Bedenimiz her gece kendini üzere programlanmış çok zeki bir sisteme, çok iyi bir makineye sahibiz. Aslında kapasitesi biz ona bakabilirsek destekleyebilirsek 175 yıl yaşayabilecek bir donanımda.
- Bu bedeni destekleyebilmek için öncelikle dikkat etmemiz gereken şey; bu bedeni saat 10'da yatağa koymak. Çünkü beden, gece 22 ile 2 arası bir detoksa giriyor. Tüm sistemlerini kapatıyor. O yüzden gece geç yemek yememek, erken yatmak, sindirim için uyku öncesi kendimizi 2-3 saat tanımak çok değerli. Akşam eve huzurlu bir sofrada yemek yemek, ailemizle sevdiklerimizle bağ kurmak ve günün detoksuna zemin hazırlamak için yani sinir sistemini sempatikten para sempatiye geçirmek bedenin kendi kendine bakım verebilmesi için uygun ortam ve koşulları bilinçli olarak desteklememiz her birimizin sağlığı için çok değerli. Eğer biz buna izin verirsek ve saat 22 gibi yatakta olursa bu da uykuya geçme hali yani yatakta kitap okumak, televizyonu izlemek, sosyal medyaya bakılmak demek değil gerçekten uyuma niyetiyle yatağa yatmış olmak demek. Bunu yaptığımız takdirde 22 ile gece yarısı 2 arası beden kendini temizlemeye başlıyor. 2 ile 4 arasında da zihinsel arınmayı yapıyor. Gün içinde yaşadığımız ilişkiler kurduğumuz düşünceler yaptığımız işler bunların hepsi zihinde artıklar bırakıyor, dosyalıyor uygun yerlere kaldırıyor. O yüzden derin uyku, kaliteli, sağlıklı uyku birebir kendimize bakım verebilmek, bedeni destekleyebilmek için en önemli şey. Diyelim ki bunu yaptık erken yaptık o zaman ilk adım erken kalkıyoruz.
- Erken saatlerde ideal olarak gün doğmadan önce uyanmaya önem veriyoruz. Çünkü bu saatlerde doğada, zihne huzur duyuları, tazelik getiren nitelikler bulunuyor. Gün doğumu saati mevsimlere göre değişse de genel olarak Vata beden yapısı önde olanlar 7'de, Pitalar 6.30 gibi Kapalarda sabah 5.30-6 gibi uyanabilirler. Uyanma ve yenilenmek için yüzü soğuk suyla güzelce temizlenmesi, sonrasında diş, dil temizliği geliyor. Her zaman uyandıktan sonra dişlerinizi fırçalayın, bir tatlı kaşığı ya da dil sıyırma aracıyla dilinizi arkadan öne altı yedi kez sıvazlayın. Bunu çok sert yapmayın. Yumuşakça sıvazlayın. Bu plastik araç gereçlerle de yapmayın. Bunun için uygun aparatları satın alabilir ya da evdeki bir tatlı kaşığını kullanabilirsiniz. Gece 10'la 2 arasında o detoks yapan beden dilin üzerinde sabaha bir doku bırakıyor toksin içeren bir doku ve bu toksinini bedenden atabilmek için dil sıyırma işlemini yapıyoruz. Yoksa o gece boyu biriken toksinleri su içtiğimizde ya da kahvaltı ettiğimizde tekrar bedene geri almış oluyoruz. Diğer taraftan dil sıyırma iç organları uyarır. Sindirime yardımcı olur. Yağ çekmeye, ağızda yağ çevirme diye diş fırçalayıp cildinize yaklaşık 5 dakikalık yağ tutmak. Aslında kastedilen bu diş sağlığımız ve ağız floramızın sağlığı için çok değerli. Diş etlerimizi güçlendiriyor, dişlerimiz sağlıklı hale geliyor ve sindirimin birinci kapısı ağız hijyeni korunmuş oluyor ve eğer bir satışçıysanız öğretmenseniz sürekli konuşarak yapmak durumunda olduğunuz bir işiniz varsa ağızda yağ çekme, yağ çevirme gün boyu yorulacak ses tellerinizle destekliyor. Bir diğer taraftan da vücuttaki iltihabı düşürmeye yardımcı oluyor. Bunun için sonbahar ve kış aylarında susam yağını, yaz aylarında hindistan cevizi yağını kullanabilirsiniz.
- Bir bardak ballı limonlu su içmek. Bu mümkünse büyük bir bardakta olsun. Bir bardak ballı limonlu ılık su içerek güne başlamak böbreklerin enerjisini azaltan ve böbrek üstü bezlerini yoran kahve ve çayla başlamak yerine bedenin çok daha fazla destekleyen bir eylem. Çünkü toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olur. Bal, bağırsakları uyarır, bedenin içteki kuruluğunu önler. Bedeni nemlendirir. Tüm gece boyunca beden kendini temizlerken beden su kaybeder, kurulaşır.
- Sabahları bir yemek kaşığı susam çiğnemek. Bu ballı limonlu suyumuzu içtikten sonra bir yemek kaşığı susamı ağzınıza atın ve ağzınızda iyice çiğneyin Su kıvamına gelene kadar sonra yutun. Bu bize ne sağlıyor? Diş etlerini koruyor, dişleri güçlendiriyor, diş eti çekilmelerini engelliyor. Karaciğeri ve mideyi uyarıyor. İçerideki sindirim ateşini güçlendiriyor.
- Ilık yağ masajı. Hazırlanmış yağlarla kendimizi masajlayarak güne başlamak. Bunun için haftada 3-5 kez kendimize ılık yağı masajı yapmak için izin verebiliriz. Başımıza ve vücudumuzun bütününe bu ılık yağı bol bol duştan önce sürerek, eklemlerin etrafında dairesel hareketler uzun kemikler üzerinde de uzun hareketlerle bedenin yağlanması demektir. Vatalar susam yağ, pitalar hindistan cevizi yağı, kapalarda ayçiçek yağı bunun için kullanabilirler. Derimiz en büyük organımız olduğu için ve deriden aldığımız her şey gri kana karıştığı için sindirim ve sinir sisteminizi destekleyebilmek adına çok değerli bir katkıdır. Özellikle sonbahar, kış döneminde yapılan tüm yağlamalar hem bağışıklık sisteminin güçlenmesine hem de sinir sisteminin rahatlamasına, sakinlemesine o sonbahar ve kışın getirdiği anksiyetelerin, panik atakların, endişe ve kaygıların artmasının dengeye gelmesine yardımcı olur.
İyi bir gece uykusu için 6 Ayurveda ritüeli:
- Güneşlenme: Nazik sabah ışığı, vücudun iç saatini ayarlamaya vardımcı olur ve sirkadiven ritm düzenlemesini, ruh halini ve sağlıklı uyku-uyanıklık döngülerini destekler.
- Sıcak yağ ile ayak tabanlara masaj yapılan birkaç damla ılik susam veya badem yağı, Vata'yı sakinlestirmeye, sinir sistemini yatıştırmaya ve uyku öncesi rahatlamayı desteklemeve yardımcı olur.
- Brahmari pranayama: Bu nazik uğultulu nefesin sadece 3-5 dakikası sessiz zihinsel aktiviteye ve sinir sistemini yerlestirmeye yardımcı olur, böylece yatmadan önce rahatlamayı kolaylaştırır.
- Hafif erken akşam yemeği: Akşam yemeğinizi yatmadan en az 2-3 saat önce yemek sindirimi destekler, gece rahatsızlığını azaltır ve daha huzurlu uykuyu tesvik eder.
- Sıcak baharatlı süt: Bir bardak 1lk süt Hindistan cevizi veya kakule gibi baharatlarla hafifçe yapabilirsiniz. Sinir sistemini besler ve tesvik eder. Sindirim güçlü olduğunda rahatlama başlar. Akşam 8-9 dan sonra aydınlatma Yumusak, sıcak aydınlatma ve yatmadan önceki saatte azaltılmıs ekran pozlaması doğal melatonin salınımını destekler ve zihnin yavaşlamasına yardımcı olur.
Avurveda bize divor ki; gün bovunca verdiğimiz her karar nasıl göründüğümüzü, nasıl
hissettiğimizi ve sağlıkta ne kadar dengede olduğumuzu etkiliyor. Yediğimiz vivecekler,
seçtiğimiz yaşam tarzı alışkanlıkları, günlük rutinlerimiz hatta o ince düşüncelerimiz duygu dünyamız bile...
Dinacharya; rutin, detoksifikasyon ve beslenme yoluyla optimal sağlıklı yaşamı desteklemeye yardımcı olan Ayurvedik günlük rutinleri, ritüelleri içeren bir terim.
Avurveda, beş bin yılı askın süredir var olan kadim tıp sistemi; kendini onurlandırmanın,
kendine bakım vermenin önemini Dinacharya dediğimiz Ayurvedik günlük rutinlerle destekliyoruz.
- Sağdan suyu verip soldan soldan verip sağdan atmasını sağlayarak sinüslerin, sinüs pasajlarının temizlenmesine yardımcı olmuş oluyoruz. Bu uygulamada 30 dakika sonra da burun deliklerini birer tane başımıza arkaya doğru verip nasya dediğimiz damladan damlatıyoruz. Özellikle alerjilere, soğuk algınlığına yatkınsanız uygulamasının size çok iyi geldiğini fark edeceksiniz. Bu içeriği temizlerken nas ya da burnun nemlenmesine yardımcı oluyor. Sinüsleri temizliyor ve grip gibi virüslere karşı bedenin direncini de yükseltmiş oluyor.
- Baş bölgesine yapılan tüm yağlama destekleri zihinsel netliği güçlendiriyor ve zihinsel olarak iyi olma halimizi destekliyor. Sinir, diş sistemimizi, bedeni yağladıktan sonra hala o yağ bedenimizde kalıyor henüz duşa girmedik egzersiz yapmak için bu zamanı kullanabiliriz. Bedenin bir 20 dakika yağı çekmesi için zamana ihtiyacı var.
- Kuru fırcalama, vücudunuzun doğal detoksifikasyon yollarını nazikçe destekleyen, cilt sağlığını iyileştiren ve harika hissettiren bir tekniktir. Duştan hemen önce firçalamak için harika bir zaman (cildiniz ıslak olduğunda fırçalamayın.) Boynunuzdan başlayın, ellere ve ayaklara doğru çalışın, her zaman kalbinize doğru fırçalayın. Sırtınıza uzanmak için yumuşak kıllara ve bir sapa sahip bir firça bulundurun. Boynunuzu koltuk altlarınızı ve kasıklarınızı firçalamak için ekstra zaman harcayin - bu bölgelerde cok sayida lenf bezi vardır.
- Dolaşımı iyileştirir.
- Lenf akışını uyarır, selülit gelişimini azaltır.
- Gözenekleri temizler.
- Ölü deri hücrelerini yok eder.
- Sindirimi destekler. Stresi hafifletir.
- Cilt pürüzsüz hale gelir.
- Egzersiz de çok çok önemli. Yogayı özellikle tavsiye ediyoruz ama bilinçli beden farkındalığı ile kendi sınırlarını bilen ve buna saygı göstererek yapılan bir yogadan bahsediyoruz. Yani eklemlere aşırı baskı yapmadan sinir sistemini savaş-kaça çekmeden, aşırı uyarmadan, tetiklemeden dolaşımı gücü ve dayanıklılığı arttıracak yoga hareketlerini kastediyoruz. Hangi egzersizi seçerseniz seçin sadece kapasitenizin yarısını kullanarak egzersiz yapın. Kendinize aşırı zorlamayın. Aşırı terletmeye çalışmayın. Çünkü bu bedende birtakım dokuların fazla tüketilmesi ,harcanması demektir. Bedende dengesizliğe yol açan sizin için doğru egzersizin miktarını süresini nasıl belirleyebilirsiniz. Bir nefesleriniz burada sizlere rehberdir. Nefesleriniz daralmamıştır kesik kesik kısık kısık hale gelmemişse sağlıklı burnumuzdan alıp verdiğiniz nefeslere devam edebiliyorsunuzdur. O zaman egzersize devam edebilirsiniz ama kaldıysanız bu sizin egzersizinizi durdurmanız ara vermeniz ya da bitirmeniz anlamına gelir.
- İkinci olarak da alnımızda ve kol altlarınızda hafif ter oluşmaya başladıysa bu sizin için yeterli bir egzersiz demektir. Bundan daha fazlası bedeninizin kendi enerjisini tüketecektir. Dokularına zarar verecektir.
Vata: Beden yapısındakiler yavaş nazik yoga hareketleri yapabilirler. Hafif ağırlıklı direnç çalışmaları yapabilirler. Mümkünse yürüyüş, yüzmek, dans etmek gibi eğlenceli zihinsel ve duygusal dünyalarını destekleyecek aktiviteleri seçebilirler.
Pitalar orta yoğunlukta bir yoga yapabilirler. Orta yoğunlukta ağırlık ve direnç çalışmalarına yer verebilirler. Yürüyüş, koşu, bisiklete binmek, yüzmek onlara da iyi gelir.
Kapalar tüm doshalar içinde ağır egzersizi kardiyo çalışmalarını en çok ihtiyaç duyan beden tipidir. Enerjik bir yoga yapabilirler, daha zorlayıcı ağırlık ve direnç çalışmalarında bulunabilirler. Koşu, aerobik ya da hızlı bisiklet kullanmak gibi kardio çalışmalarını hayatlarına alabilirler.
Sabah rutinlerinde duş için ve banyo için; banyo yapmak temizlik ve yenilenmedir. Kiri ve yorgunluğu vücuttan uzaklaştırma aracımızdır. Bedene enerji zihne netlik hayatımıza kutsallık getirir.
Bedeni toksinlerden arındırmak, yeni günü karşılayacak enerjiyi gücü bulabilmek için bedenimizin bizden talebi olarak görmemiz gerektiğinin üzerinden geçtik. Hastalıkların eve girişinde yani bedenimize girişinin önünü bayağı kesiyoruz, önlüyoruz. Sağlıklı olmak, sağlıklı yaşamak bizim geleceğimiz, bizim sorumluluğumuz... Her birimiz kendi sağlığımızdan kendimiz sorumluyuz.
Dinacharya, doğanın sirkadiyen ritimleriyle bağlantıyı sürdürmek için sabah ilk iş
yapilacaklar olarak tanımlanıyor diyebiliriz.
Sabah güne nasıl başladığımız, kendimiz için neler yaptığımız çok değerli... Hayatına
yeni sağlıklı alışkanlıklar alarak bedenini, zihnini, ruhunu toksinlerden arindırmak ve
hastalıkların oluşum aşamalarını önlemek.
Ayurveda'ya göre her insan, evrendeki beş elementin (boşluk, hava, ateş, su, toprak) birleşimi olan üç temel yaşam enerjisinden (Dosha) oluşur. Herkeste bu üç enerji de bulunur, ancak genellikle bir veya iki tanesi baskındır.
İşte bu üç "Dosha"nın özellikleri ve dengelenme yolları:
1. Vata (Hava ve Boşluk)
Hareketin enerjisidir. Bedenimizdeki nefes alma, kalp atışı ve sinir sistemi hareketlerini yönetir.
Fiziksel Özellikler: Genellikle ince yapılı, uzun veya çok kısa boylu, kuru ciltli ve soğuk el/ayaklara sahip kişilerdir.
Zihinsel Özellikler: Yaratıcı, hızlı öğrenen ama çabuk unutan, enerjik ve heyecanlıdırlar.
Dengesizleşirse: Kaygı, korku, uykusuzluk, gaz sancıları ve cilt kuruluğu görülür.
Dengeleme Yolu: Sıcak, pişmiş, yağlı ve besleyici gıdalar; düzenli bir uyku rutini.
2. Pitta (Ateş ve Su)
Dönüşümün enerjisidir. Sindirimi, metabolizmayı ve vücut ısısını yönetir.
Fiziksel Özellikler: Orta boylu ve atletik yapılıdırlar. Ciltleri hassas ve sıcaktır; çabuk kızarırlar. Erken saç beyazlaması veya dökülmesi yaygındır.
Zihinsel Özellikler: Keskin zekalı, odaklanmış, lider ruhlu ve iddialıdırlar.
Dengesizleşirse: Öfke patlamaları, mide ekşimefsi, iltihaplanmalar ve cilt döküntüleri (akne vb.) yaşanabilir.
Dengeleme Yolu: Serinletici gıdalar (salatalık, kavun, nane), aşırı baharattan kaçınma ve meditasyon.
3. Kapha (Su ve Toprak)
Yapının enerjisidir. Bedenin fiziksel bütünlüğünü, eklemleri ve bağışıklığı yönetir.
Fiziksel Özellikler: Geniş kemikli ve sağlam yapılıdırlar. Ciltleri pürüzsüz ve nemli, saçları gürdür. Kilo almaya meyillidirler.
Zihinsel Özellikler: Sakin, hoşgörülü, sadık ve sabırlıdırlar.
Dengesizleşirse: Uyuşukluk, depresyon, aşırı kilo alımı ve sinüs tıkanıklığı görülebilir.
Dengeleme Yolu: Hareketli bir yaşam, hafif ve sıcak gıdalar, baharatlı yemekler (metabolizmayı hızlandırmak için).
Hangi Dosha Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?
Çoğu insan karma tiptir (örneğin Vata-Pitta veya Pitta-Kapha). Kendi tipinizi belirlemek için:
Fiziksel yapınıza bakın: Kemik yapınız ince mi, orta mı, iri mi?
Sindiriminizi gözlemleyin: Hassas ve değişken mi (Vata), çok güçlü mü (Pitta), yoksa yavaş mı (Kapha)?
Tepkilerinizi inceleyin: Stres anında panik mi (Vata), öfke mi (Pitta) yoksa içine kapanma mı (Kapha) yaşıyorsunuz?
Doshalara Göre Günü Planlama ve Gece Rutinleri:
Avurveda için;
Doğal olarak bedenin günlük rutinini belirlerken ki, beden buna çok ihtiyaç duyuyor, yani yatma kalkma saatleri, öğünlerinin saatlerinin belirlenmesi ve her gün aynı düzenin
devam ettirilmesi, bedenlerimiz icin cok cok değerli. Uyku sağlığı buradaki en önemli bas
Şlıklardan biri.
Vata, Pitta, Kapha beden yapılarına göre sağlıklı ve dengeli bir yaşam için günü ve geceyi nasıl planlayalım?
Günlerimizin akışında yapabileceğimiz minik revizyonlar:
Her bir dosha alanın kendi ihtiyaçlarına göre uyanma vaktine kahvaltı, öğle, akşam yemeği zamanlarını, uykusunu nasıl düzenlemesi gerektiğini anlatalım.
Vata ağırlıklıysa zamanları uyanma vaktinizi 6-7 aralığına ayarlayabilirsiniz. 8 gibi kahvaltınızı yapabilir ve uyandığınızda 7- 8 arasında da günlük bedenin temizlenme, arınma işlemlerine, günlük rutinlerinizi tamamlayabilirsiniz. 12 civarı öğle yemeği için uygundur.
Kapalar 10'la 2 arasındaki dönemde 11 - 12 aralığında acıktılarsa muhakkak bunu ötenemeden öğle yemeklerini yemeli ve öğünlerinin saatleri hayatlarında mümkün olduğunca fikslenmeli. Akşam yemeklerini saat 18'de yenebilir. Akşamları saat 10 gibi uykuya geçmeye hazırlanabilirler.
Pitalar vatalara göre biraz daha erken uyanır. 5,5 6,5 aralığı uygundur. 7,5 gibi kahvaltılarını etmeliler. Aradaki zamanda sabah rutinlerini yani dineçeryalarını uygulayabilirler. 12 civarı öğle yemeğini yiyebilirler. Akşam yemeğini 6 ile 7 arasına almalılar. Daha geç vakitte akşam yemeği planlamasında olmamalılar. Uyku için 22-23 suları planlama yapabilirler. 3 beden tipi, 3 mizaç içinde uykuya en az ihtiyacı olanlar kapalardır. Uyudukça hantallaşıyor, uyudukça bedenlerinde toksin artıyor. Sistemleri tıkanıyor, sindirimleri bozuluyor. Uyuşuk, halsiz, yorgun, depresif hale geliyorlar. O yüzden diyoruz ki eğer beden yapınızda yoğunlukla kapa varsa 5-6 suları sabahları kalk. 7 gibi kahvaltınızı etmiş olun. 12-1 aralığında öğle yemeğinizi yiyebilirsiniz. Akşam yemeğiniz saat 19'la 20 arasında olmalı. daha geçe kalmamalı ve erken uyanmanıza rağmen geç yatmalısınız. 23-24 sularında yatağa yatmak uyku hazırlıklarına başlamak kapaları için idealdir. Bir ilave notum daha var; eğer akşam öğününüz yoğun kuvvetliyse yani protein yağlar bakımından, zengin karbonhidrat içeren dolu porsiyonlar yediyseniz akşam yemeğinde; sabah uyandığınızda kendinizi aç hissetmiyorsanız kahvaltıyı atlayabilirsiniz. Günde iki öğünde beslenmeyi tercih edebilirsiniz. Kapalar aç kaldıkça ve az uyudukça kendilerini daha hafif ve daha zinde hissediyorlar.
Vata ve pitalar üç öğününüze sadık kalın. Öğün saatlerinize fixleyin ve mümkün olduğunca hayatlarınızda gününüzün standart bir rutini olsun ve günü bu şekilde geçirdikten sonra gelelim akşam neler yapalım? Eğer çalışıyorsanız işten sonra eve geldiğinizde sabah egzersizinizi yapma fırsatı bulamadıysanız ve iş çıkışında, akşamın erken saatlerinde o kapa saatleri dediğimiz dönemde egzersiz için vakit ayırabilirsiniz. Akşam yemeği güneş batmadan önce yiyelim. Daha sağlıklıdır diyoruz ve hepimizin unutmaması gereken en ağır öğünümüzün her zaman öyle yemeği olması. Çünkü sindirim ateşi burada en güçlü sabah ve akşam öğünleri esnasında sindirim ateşimiz düşük ya da yavaşlamaya başlamış oluyor bu yüzden ağır porsiyonlar, büyük porsiyonlar, doyurucu porsiyonlar öğle yemeğinde tüketin. Gün battıktan sonra mümkünse peynir, yoğurt, kefir gibi özellikle de soğuk süt ürünleri tüketmeyin çünkü bu vücutta sümük, balgam ve toksin üretimini arttırıyor. Akşam yemekleri için kendinize özellikle sonbahar, kış döneminde güzel çorbalar, yancı basmatiden ve çeşitli bakliyatların katılımıyla hazırlanan pilavlardan hazırlayabilirsiniz. Buharda pişmiş sebzeler de çok iyi gider, fırınlanmış sebzeler de keza aynı şekilde iyi gider ama lütfen akşam öğünlerinizin hafif olmasına özen gösterin.
Parasempatik sisteme geçmek için; bir ilişkimiz varsa ailemiz varsa hani çocuklarımızla işimizle, sevdiklerimizle, arkadaşlarımızla sakin, kavgadan uzak tartışmadan uzak, dingin, huzurlu akşamlar geçirebilir. Bizi rahatlatan, bize iyi gelen sevdiğiniz hobilerinizde uğraşabilir, belki kitap okuyabilir ve bir müzik dinleyebilirsiniz. Bahçe ile uğraşabilir, bir şeyler üretmeyi deneyebiliriz. Ama hiçbiri yorucu ve sinir sistemini tekrar savaş-kaça çekecek, tetikleyecek aktiviteler olmamalı. Akşam, ay yürüyüşleri yapmak sinir sistemine çok iyi gelir. Yemekten sonra güzel bir alternatif olabilir. Akşamları sağlıklı bir uykuya geçiş için tansiyonu yükseltecek tartışmalara girmek, korku filmleri, aksiyon filmleri izlemek ile kendini germek, internette dolaşmak, sosyal medyada vakit geçirmek ya da işe dair planlara dalmak ve çalışmak yani zihinsel uğraşlarla uğraşmak çok doğru değildir. Bize iyi gelmez. Bedenin 10'dan 22'ye hazırlanabilmesi için öncesinde sakin, dingin bir alana ihtiyacı var.
Tüm canlılar üreme neslini devam ettirmek, içgüdü doğru zamanda ve doğru yoğunlukta seks yapmak sağlığı canlılığı mutluluğu pekiştiriyor. Aşırı ise yaşam enerjimizden çalıyor. Aşırı yoğun bir seks hayatını tavsiye etmiyor. Kışın partneriniz içinde uygunsa her gün yapılabilir. İlkbahar ve sonbaharda haftada iki kez yazın biraz daha da azaltılmalı çünkü havalar çok sıcaksa o yüzden yazın ayda iki kez yapılmalıdır. Yemeklerden hemen sonra hastalık veya psikolojik durgunluk ve yorgunluk zamanlarında yapılmamalıdır.
Uyku kalitemiz neden bozuluyor?
Ağır uyku hani bu alkol veya diğer türevleri sebepli akşamdan kalma olduğumuzda bedende kapa yükselmesi yaşanıyor ve bu da ona dediğimiz toksin artışını destekliyor ve fiziksel ya da zihinsel aşırı yorgun tükenmiş olmak sağlıksız duyguya sebep oluyor. Vata tipi bireylerin ise zihinsel gerginlik, endişe, kaygı, korku, depresyon, acıya tahammülsüzlük, tolerans düşüklüğü sebebiyle uykusuzluk yaşayabileceğinin ifade edilir. Vata tipi vakalarda uykusuzluk bu bahsettiğim sebeplerden dolayı diğer doshalara göre daha öne çıkar. Uykusuzluk şikayetleri vatalsrda daha baskın olabiliyor ancak tabii ki aldığımız tıbbi önlemlerle dönüştürmek, değiştirmek mümkün. Eğer akşamları sağlıklı bir şekilde yatıp, sağlıklı bir şekilde uyanamadıysa, uykusuzluk hissediyorsa bize gün içi uykuları yaz dışında yapmayın diyor.
Doğal olarak yine bu değişimlere uyum sağlamak ve onlardan en iyi şekilde yararlanabilmek için bazı mevsimsel alışkanlıklara da bakmak gerek.
Bunların ne kadarını uygulayabiliriz?
Ayurveda'ya göre mevsimlerin Dosha'larla bir ilintisi var. Sonbahar ve kıs evresi VATA,
Şubat'tan sonra Kapha dönemine geçiyoruz, Haziran - Ağustos, Pıtta dönemi yani yaz dönemi olarak vurgulanıyor.
Sonbaharda sindirim ve sinir sistemi sorunları, Yaz döneminde de enflamasyon ve güçlü duygu atakları yaşamak istemiyorsak Ayurveda'ya kulak vermemiz gerekiyor. Rutinlere önem vermeliyiz. Günlük rutinler; sabah nasıl uyandım, neler yaptım, akşam yatmadan önce günü nasıl geçirdim, günün ritminde, günün döngülerinde sirkadyen ritimlere uyumlu olabildim mi olamadım mı? Bunların başta işlediğimiz bedenin bilgeliğine, zekasına karşı cehaletimize aşabilmek ve kendimizi destekleyebilmek için çok önemli adımlar olarak görüyor. Mevsimlerin de bütüncül sağlığımız üzerinde önemli bir etkisi olduğunu vurguluyor. Çünkü mevsimler değiştikçe hava şartları ve koşulları değişiyor. Bunun saatleri döngüleri değişiyor ve buna göre farkında olsak da olmasak da beden bir adaptasyondan geçiyor. Doğal olarak yine bu değişimlere uyum sağlama ve onlardan en iyi şekilde yararlanabilmek için bazı mevsimsel alışkanlıklara da bakmak gerekiyor. Bunların da ne kadarını uygulayabiliriz? Mevsimlerin doshalarla bir ilintisi var. Örneğin sonbahar ve kış evresi yani eylülden şubat'a kadar olan evre vata dönemi diye geçiyor. Şubat'tan sonra kapa dönemine geçiyoruz. Şubat mayıs arası kapa dönemi haziran ağustos ağustos sonu eylül başı gibi de pita dönemi yani yaz dönemi olarak vurgulanıyor. Her bir mevsimde yani sonbahar ve kışın vata ilkbaharda kapa yazın da pita yükselir ve buna göre önlemler alabiliriz. Soğuk, kuru ve sert mevsiminde olduğumuzu bilmemiz ve bu nedenle de vata dengeleyici bir beslenme yaşam tarzı alışkanlıkları ve egzersiz düzeni uygulamalıyız. Her mevsimin kendi niteliklerine göre bedenin planını değiştirmemizin gerekliliğini vurguluyor. Sonbahar kış başlangıcında sıcak yağ masajları, sıcak yiyecek ve içecekler bedeni desteklemek ve dengede tutmak için çok çok değerli ve önemli matalar bu dönemde vata yükselmesine engelleyecek, dengede tutmaya yardımcı olacak bir beslenme düzenini takip etmeni; hafif baharatlı, hafif yağlı ve nemli yiyecekleri menülerinde yer vermeli ve özellikle tüm su ve çiğ gıdalardan uzak durmalıdır. Vataların sonbahar ve kış döneminde düzenli olmaya maksimum ihtiyacı oluyor. Bedenin ritmine uygun davranmak burada hassasiyet göstermemiz gereken bir nokta. Sirkadyen ritimlerle hareket etmek çok çok değerli. Sauna ve hamama da girilebilir. Hareketli bedeninizi ve aktif zihninizi sakinleştirmek için fırsat buldukça doğada olmaya, doğanın rahatlatıcı ve huzurlu atmosferinden faydalanmaya çalışın. Sonbahar ve kış dönemine uygun yoga ve duruş, ağırlık egzersizlerine önem verebilirsiniz. Bu asanaları tercih edebilirsiniz. Güneşe selam serisi, ayaktaki duruşlar, öne arkaya eğilmeler, omurga bükülmeleri içeren yoga asanaları, omuz duruşu ve ceset duruşu vatayı sonbahar kış döneminde destekler diyor. Dolaşım ve sinirimi güçlendirmek için taze zencefilli çaylar yapabilir, goji birileri çaylar tüketebilirsiniz. Kendinize tarçın çayı hazırlayabilirsiniz. Kış sonu ve ilkbaharda yani beden kapa dönemine geçtiğinde neler tavsiye ediyor?
Gelen ilkbaharla birlikte doğanın uyanışa geçtiği, büyümenin oluştuğu zaman ilkbahar dönemi bu karların eridiği ilkbaharla birlikte tabiatın yeniden uyanışa geçtiği büyümeye başladı. Süt, peynir, krema, yoğurt, dondurma gibi mukus üretimine lav tıkanıklığını destekleyecek gıdalardan uzak durmamızı bunun yerine kuru, hafif, sıcak baharatlı yiyecekler, çorbalar gibi uyarıcı ve destekleyen gıdaları tercih etmemizi öneriyor. İlkbaharda daha az karbonhidrat daha fazla yeşil yapraklı bitkilere yönelmemizi özellikle ısırgan otu, pazı, yeşil koyu yaprakları tercih etmemizi bunların karaciğeri temizleyici nitelikleri olduğu için şifalı buluyor.
Yaz dönemi: pita dönemi yaz pita dosha sıcak ve parlak mevsimi. Bu nedenle serinletici şeylere ihtiyacımız var. Serin bir içeceklere doğru yönelmemiz gereken bir evreden geçiyoruz. Pita ateşten yoğun bir beden yapısıdır. Bu sebeple ateş tetiklyen değil ateşi sakinleştiren, söndüren, dengeye getiren bir beslenme düzenini takip etmek gerekir. Yani kızartmalardan, tuzdan, turşulardan, sirkelerden, fermente gıdalardan uzak durmalıyız yağ kullanmak istiyorsak sağlıklı yağ dediğimiz gi hindistan cevizi gibi serinletici yağlar. Mevsim sebzelerinden meyvelerinden bol bol faydalandığımız bir beslenmeye geçebiliriz. Bunlar: taze yeşillikler, ısırgan otu, semizotu yeşil gördüğümüz karaciğerin temizlenmesine yardımcı olan, karaciğeri detoksifikiye eden ürünlerden beslenmemizi zenginleştirmek çok çok değerlidir. Çünkü karaciğerin nitelikleri de pita'ya çok benzer özellikler gösterdiğinden ikisinde de sıcak element fazla olduğunda içeride enflamasyona sebep veren ortamları beslemiş oluruz. Aksi türlü davrandığımızda yaz döneminde aşırı sıcaktan kendimizi serinletmenin yol ve yöntemlerini bulmalıyız. Yaz boyunca bol bol oda sıcaklığında su içmemizi ya da hindistan cevizi suyu tüketmemizi öneriyor. Buzlu içecekler yerine serin ya da oda sıcaklığındaki içimlikler tüketmek bedenin sindirim sistemine çok daha fazla destek veriyor.
Sevdiği hobilerle uğraşmak, yürümek, yüzmek, meditasyon yapmak. Günün serin saatlerinde egzersiz yapmak pitaya iyi geliyor. Aya selam serisi, serinletici öne kapanma ve bükülmeler, omuz duruşları Pita'ya iyi gelir. Ay yürüyüşleri yapmak o Pitan'ın yükselen ateşini sakinleştirir. Serinletici gül ve nane çayları da pita yapısındakileri yaz döneminde çok destekler.

Yorumlar
Yorum Gönder