Atılganlık Rehberi
Atılganlık Becerisiyle Sınırlarınızı Yeniden Çizin.
"Hayır" Demenin Hafifliği:
İnsanları kırmamak için sürekli "evet" derken, aslında en çok kendinizi kırdığınızı hiç fark ettiniz mi?
İş Hayatında Görünmez Olmaktan Kurtulun: Atılgan İletişimin Gücü
Fikirlerinizin toplantılarda kaybolup gitmesinden yorulduysanız, agresifleşmeden de sesinizi duyurmanın bir yolu olduğunu bilmelisiniz: Atılganlık.
Agresif Değil, Pasif Değil: Tam Kıvamında İletişim İçin Atılganlık Rehberi
Haklıyken haksız duruma düşmek ile hakkını aramaktan korkup köşesine çekilmek arasındaki o ince çizgide yürümeye hazır mısınız?
Giriş:
İnsanlar için varlığı ve önemi çok eskilere dayanmasına karşın iletişimin özel ilgi alanı haline gelmesi içinde yaşadığımız yüzyılın yeniliğidir. İletişim olgusunun insan yaşamını ilgilendiren önemli bir konu olduğunu dikkate alarak bu olguyu farklı alanlar içinde-azalan ve artan önemine-göre değerlendirmek gerekir. Öyle ki, iletişim becerileri, kişiler arası ilişkilerin yoğun olduğu meslek alanlarında başarı için en önemli ögelerden biridir.
Atılganlığı, özellikle kişilerarası ilişkinin niteliğinin iyileştirilmesinde önemli bir uyum ögesi olarak değerlendirmek, sosyal beceri bağlamında önem kazanmıştır. Sosyo-kültürel ve psikolojik doğası ile çok yönlü araştırmalara konu olan atılganlık (girişgenlik) kavramı, bir çok boyutta incelenmiş ve elde edilen sonuçlar çerçevesinde atılganlığı geliştirebilecek ön koşulların oluşturulması ile bu davranışın öğretilebileceği eğitim programları giderek daha popüler olmaya başlamıştır.
Literatürde yer alan çalışmaların çoğu, atılgan davranış örüntüsünün uygun bir eğitim ile geliştirilebileceğini kabul eder. Bu görüş, ülkemizde bu konuda çalışan bir çok uzmanın ortaya koyduğu kuramsal ve ampirik bulgularla desteklenmektedir (Voltan, 1980b; Sorias, 1986; Çulha ve Dereli, 1987; İnceoğlu ve Aytar, 1987; Tegin, 1990). syal bir varlık olan insanın içinde yaşadığı toplumla kurduğu ilişki ve iletişim türü, onun kendisini algılayışını ve çevresiyle uyumlu bir bütünlük oluşturmasını doğrudan etkileyecektir. Çevresiyle iletişim kurarken, kendi duygu ve düşüncelerini diğerlerine atılgan davranış kapsamında iletebilen birey, yaşadığı çatışmaları ve iletişim sorunlarını en aza indirgeyerek daha az uyum sorunu yaşayacak ve bu da onun ruhsal sorun yaşama düzeyini doğrudan etkileyecektir.
Atılganlık kavramı ile ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde, yüksek atılganlığın “kendini kabul düzeyi” ile pozitif bir ilişki içinde olduğu görülmektedir.
Kimlik bütünlüğünün oluştuğu ergenlik döneminde, bireye kazandırılacak atılganlık becerisi, onun anksiyete yaşamadan diğerleriyle ilişki kurabilmesini kolaylaştıracak ve daha sağlıklı bir ruhsal yapıya ulaşmasını sağlayacaktır.
Üzerinde bir çok araştırma yapılan ergenlik dönemi, yaşamın en hassas dönemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Temel davranış biçimlerinin ve uyum sağlama mekanizmalarının da oluştuğu bu dönemde, bireyin atılganlık becerisini kazanması durumunda çevresiyle daha sağlıklı bir etkileşim ve uyum içerisinde olarak daha az ruhsal sorun yaşayacağı düşünülmektedir.
Bu açıdan bakıldığında ergenlerin ruhsal sorunlarının ve kendilerini atılgan biçimde ifade etmelerini engelleyen nedenlerin belirlenmesi, ruhsal sorun yaşama düzeyi ve atılgan davranış arasındaki ilişkinin bireysel, ailevi ve toplumsal değişkenler çerçevesinde ele alınıp incelenmesi, ergenin içinde bulunduğu gelişim dönemini sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmesine olumlu katkıda bulunabilir.
Ergenlerin atılgan olma becerilerindeki eksiklik ya da yetersizliklerinin ruhsal sorun yaşama olasılıklarını arttırdığı yönünde araştırma sonucunda ortaya çıkabilecek bir ilişki, atılganlık becerisi kazandırma programlarının öneminin ve eğitim süreçlerine katılması gerekliliğinin anlaşılması açılarından önemli görülmektedir.
Tunç TATAKER’in ‘’Ergenlerin Atılganlık Düzeyleri ile Ruhsal Sorunları Arasındaki İlişki’’yi araştırdığı bir çalışmada;
Ergenlerin atılganlıkları ile ruhsal sorun yaşama düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılan çalışma sonunda elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin atılganlık ve ruhsal sorun yaşama düzeyleri arasında anlamlı düzeyde ilişkiler olduğu, bireysel ve ailevi faktörlerin öğrencilerin atılganlık ve ruhsal sorun yaşama düzeylerini farklı oranlarda etkilediği görülmektedir.
Araştırmada, öğrencilerin atılganlık ve ruhsal sorun yaşama düzeyleri arasında varsayılan yönde ilişki saptanmış, atılgan olan öğrencilerin ruhsal sorun yaşama düzeylerinin düşük olduğu bulunmuştur. Sonuçlar, araştırmanın beklentileri doğrultusunda atılganlık düzeyi yükseldikçe bireyin olumlu algılarının yükseldiğini, ve ruhsal sorun yaşama düzeyinin düştüğünü göstermiştir.
Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri sonucunda atılganlık ve ruhsal sorun yaşama düzeyleri ile öğrencilerin bireysel ve ailevi özellikleri arasındaki ilişkilerden bazıları anlamlı bulunmuş, bazıları arasında ise herhangi bir ilişki saptanmamıştır. Araştırma sonucunda ortaya çıkan anlamlı ilişkiler aşağıda verilmiştir.
Ergenlere Ait Bireysel ve Ailevi Özelliklerin Okullara Göre Dağılımının İncelenmesinde Anlamlı Bulunan İlişkiler
Bu güne kadar en çok yaşanılan yerleşim yerinin okullara göre farklılığı
Algılanan ders başarısı açısından okullar arasındaki farklılık
Annenin eğitim düzeyinin okullara göre farklılığı
Babanın eğitim düzeyinin okullara göre farklılığı
Algılanan ailenin ekonomik düzeyi açısından okullar arasındaki farklılık
Öğrencilerin yaşadıkları ortamda kendilerine ait bir odalarının olup olmaması açısından okullar arasındaki farklılık
Daha önce rehberlik servisinden yardım alıp almama açısından okullar arasındaki farklılık
Rehberlik servisi dışında bir uzman yardımı alıp almama açısından okullar arasındaki faklılık
Algılanan anne tutumları açısından okullar arasındaki faklılık
Algılanan baba tutumları açısından okullar arasındaki faklılık
Aile içinde oluşan sorunlar karşısında takınılan tutum açısından okullar arasındaki faklılık
Öğrencilerin karşı cins ile arkadaşlık kurması açısından okullar arasındaki faklılık
Atılganlık ile Ergenlere Ait Bireysel ve Ailevi Özellikler Arasında Anlamlı Bulunan İlişkiler
Öğrenim görülen sınıf ile atılganlık arasındaki ilişki
Algılanan ders başarısı ile atılganlık arasındaki ilişki
Babanın eğitim düzeyi ile atılganlık arasındaki ilişki
Algılanan anne tutumu ile atılganlık arasındaki ilişki
Algılanan baba tutumu ile atılganlık arasındaki ilişki
Ruhsal Sorun Yaşama Düzeyi ile Ergenlere Ait Bireysel ve Ailevi Özellikler
Arasında Anlamlı Bulunan İlişkiler
Cinsiyet ile ruhsal sorun yaşama düzeyi arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur.
Algılanan baba tutumu ile ruhsal sorun yaşama düzeyi arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur.
Tanım
Atılganlık, bu günlerde pek popüler olan bir sözcüktür. Herkes, nasıl daha atılgan olacağını, kendi haklarını nasıl savunacağını ve sömürülmeyeceğini öğrenmek istiyor. Ne yazık ki, bazıları atılganlığı, "Nasıl '1 numara' olunur?" felsefesiyle karıştırarak, yanlış anlamaktadır. Atılganlık, "her zaman '1 numara' olma" ya da 'üstün olma' arayışı değildir; Atılganlık, katı olmak ve uzlaşmayı tümüyle reddetmek de değildir.
Kısaca, atılgan olmak, saldırgan olmak değildir. Bu ikisi tümüyle birbirinden farklı şeylerdir. 'Atılganlık' sözcüğünün sizin için bir çok çağrışımı olabilir. Ancak atılganlığın bilimsel dilde belirli bazı anlamları vardır.
*Bireylerin kendilerini oldukları gibi anlatabilme, olumlu ve olumsuz duygularını iletebilme, kendilerine ters gelen isteklere karşı koyabilme, karşısındakinden istekte bulunabilme gibi davranış özellikleridir.
*Bir iletişim biçimi olarak kabul edilen atılganlık; “başkalarının haklarını küçük görmeden ve zedelemeden kişinin kendi haklarını koruması, düşünce, duygu ve inanışlarını doğrudan, dürüst ve uygun yollarla ifade etmesi” olarak tanımlanmaktadır (Jakubowski ve Lange, 1978; Voltan, 1978b; Çulha ve Dereli, 1987). Bu ilişki biçimi olumsuz iki uç olan “saldırganlık” ve çekingenlik”e karşılık, olumlu bir davranış tarzı olarak kabul edilir.
*Kendini ifade edebilmek, kişisel duyguların ve hakların toplumca hoş karşılanabilir biçimde anlatılması,
*Kişinin düşünce, inanç ve isteklerini karşısındakilerin haklarını çiğnemeden ifade edebilmesidir. Birey duygu ve düşüncelerini karşısındakine direk ve dürüst bir şekilde ifade eder.
Bilim adamları atılganlık davranışının değişik biçimlerinden söz ederler.
Temel Atılganlık
Atılganlığın bu biçimi, inançlarınızın, duygularınızın ve düşüncelerinizin, basit ve net bir biçimde dile getirilmesidir. Genellikle, basitçe "Ben ....... istiyorum." ya da "Ben ........ hissediyorum." şeklinde cümleler kurmaktır.
Empatik Atılganlık: (Kendini bir başkasının yerine koyabilme, dünyaya onun gözüyle bakabilme).
Atılganlığın bu biçimi, etkileşimde olduğunuz kişiye karşı duyarlı olmaktır. Genellikle iki aşaması vardır: Birincisi, karşıdakinin içinde bulunduğu durumu ve duygularını anlamak; ikincisi ise, kendi hakkınızı da kollayan bir biçimde, bu anlayışı dile getirmektir. Örneğin şöyle diyebilirsiniz:
"Gerçekten çok meşgul olduğunu biliyorum. Ama ilişkimizin senin için de önemli olduğunu hissetmek istiyorum. Bu nedenle, senden bana, yalnızca ikimizin beraber olabileceği bir zamanı ayırmanı istiyorum."
Daha Önceki Atılgan Davranışları Basamak Olarak Kullanma
Karşınızdaki kişi sizin temel atılganlık davranışınıza tepki vermediği ve haklarınızı çiğnemeye devam ettiği zaman uygulanır. Atılgan davranışınızın dozunu artırırsınız ve hatta biraz resmileşirsiniz. Duygularınızı ve isteklerinizi birkaç kez, basit ve net bir biçimde dile getirdikten sonra, son sözünüzü söyleyebilirsiniz.
Örneğin: "Eğer arabamı yarın saat 17:00'ye kadar onarmazsanız, kendime daha iyi bir tamirci arayacağım." gibi.
'Ben-Dili'ni Kullanarak Atılgan Davranma
Söze 'ben' diye başlayarak duygularınızın, düşüncelerinizin ve isteklerinizin size ait olduğunu vurgularsınız. Kuracağınız cümleler genellikle dört bölümden oluşur:
1. Karşıdakinin belli bir davranışına işaret etmek.
2. O davranışın sizin üzerinizde yarattığı etkiyi, size neler hissettirdiğini belirtmek.
3. O davranışı nasıl yorumladığınızı söylemek.
4. Nasıl bir davranışı tercih edeceğinizi aktarmak.
Örneğin: "...... yaptığında ....... (hissediyorum) çünkü bu davranışını (şöyle) yorumluyorum. Oysa (şu şekilde) davransan (şöyle) etkilenirdim" gibi.
Böylece, cümlenin gerçekten "ben hissediyorum", "ben istiyorum" kısmını vurgulamış olursunuz. Örneğin: "Konuşurken yüzüme bakmadığın zamanlar, söyleyeceklerimi karıştırıyorum. Kendimi çok kötü hissediyorum. Çünkü bana yeterince önem vermiyormuşsun gibi geliyor. Oysa beni dinlerken yüzüme bakman daha hoşuma gidecek". Bu tür bir ifade tarzıyla, hem kendi olumsuz duygularınızı içinize atmamış olursunuz, hem de karşınızdaki insanın savunmaya geçip, size saldırmasını engellersiniz. Ancak, örnekteki cümleleri olduğu gibi alıp söyleme hevesine kapılmayın. Önemli olan, karşıdaki kişinin davranışlarının sizi nasıl etkilediğini, neler hissettiğinizi ve sizi etkileyen bu davranışın ne yönde değişmesini istediğinizi, kendinize en uygun ve karşınızdakini savunmaya itmeyecek bir tarz ile ifade edebilmektir.
Ne Yapabilirsiniz :
Atılgan davranabilmenin iki önemli aşaması vardır. Birincisi, oldukça kolay olup gerekli becerileri öğrenmeyi içerir. Örneğin, kendinizi ifade edebileceğiniz sözcükleri öğrenmek gibi (Bununla ilgili bazı yöntemler "Atılganlık Biçimleri" başlığı altında belirtildi). Bu sözcükleri nasıl dile getireceğinizi de öğrenmeniz yararlı olacaktır (karşıdaki insanın gözünün içine bakarak, bedeninizin duruşuna ve sesinizin tonuna dikkat ederek). Bu konuda pratik yapmanız gerekir. Göreceksiniz, denedikçe, uygulamak kolaylaşacaktır. İkinci ve zor olan aşamada ise, kendinizi ifade etmenize yardımcı olacak bir değer ve inanç sistemi geliştirmeniz gerekmektedir. Bu da, kendinize hata yapma, kızma, 'hayır' diyebilme, yardım isteme hakkı tanımanız demektir. Yani, kendi kendinize aşağıdaki şu cümleleri söylemeniz demektir:
Ben hem olumlu, hem de olumsuz duygular yaşayabilirim.
Ben bu duygularımı karşımdaki insana, onun saygınlığını zedelemeden de ifade edebilirim.
Eğer bana söylenen bir şeyi yapmak istemiyorsam, 'hayır' diyebilirim.
Eğer uygunsuz muamele gördüysem, buna kızmaya hakkım vardır.
Tercihlerimi ve isteklerimi söylemeye hakkım vardır.
Eğer istersem, atılgan davranmama, kendimi ifade etmeme engel olan düşüncelerimi değiştirebilirim.
Kendi kendinize söylediğiniz bu cümleleri, ister 'Haklarım', ister 'Düşüncelerim' olarak adlandırın, bunlar sizin, birçok durumla ilgili olarak kendi düşünceleriniz olduğunu gösterir. Bunun farkına varmanız önemlidir. Düşünce ve duygularınızı açıkça iletmek ya da iletmemek sizin seçiminizdir. Bazı durumlarda, dürüst bir iletişim kurmak, en akılcı yol olabilir. Buna karar vermek için, kendinizi ifade etmenin ya da etmemenin kısa ve uzun dönemdeki bedelini araştırmak iyi olur. Örneğin, bir arkadaşınızın herhangi bir davranışı sizin üzerinizde olumsuz bir etki yarattığında, ona hiçbir şey söylemeyip, kızgınlığınızı ya da olumsuz duygularınızı içinize atabilirsiniz. Böylelikle, bu duyguları dile getiriyor olmanın size yaşatacağını düşündüğünüz rahatsızlıktan o an için kurtulmuş olabilirsiniz. Ancak, bu konuda atılgan davranmayı, duygularınızı açıkça ifade etmeyi sürekli olarak reddetseniz, kendinizi her seferinde arkadaşınız tarafından daha fazla sömürülüyormuş gibi hissedeceğinizden, günün birinde hiç olmadık bir yerde, küçük bir şey yüzünden parlayıp, kırıcı olabilirsiniz. Ya da arkadaşınızdan gittikçe uzaklaşabilirsiniz. Böylece, onunla olan ilişkinizi uzun dönemde tehlikeye atmış olursunuz. Bunun tersini düşünelim: Diyelim ki, arkadaşınızın bir davranışı sizi rahatsız ediyor. Yaşadığınız duyguları, okuduğunuz ilkeler doğrultusunda ona iletebilirsiniz. Böylelikle, hem duygularınızı içinize atıp zaman içinde birikmesini ve arkadaşlık ilişkinizi tehdit etmesini önlemiş olursunuz. Hem de arkadaşınız o davranışından dolayı sizi nasıl etkilediği konusunda bilgi sahibi olabilir. Belki sizi hemen o anda anlamayabilir. Bu yüzden de size kırılabilir. Ancak, aranızdaki bu sorun dürüstçe ortaya konduğu için, bir süre sonra, ya o ya da siz bu konuyu yeniden ele alıp, sorunu çözmeye çalışabilirsiniz. Kısaca, her iki seçeneğin de kendine göre riskli yanları vardır ve farklı sonuçlara neden olurlar. Burada önemli olan nokta atılgan olmaya çalışırken, kendinize şu soruyu sormanızdır. "Ben şu anda 'üzüm mü yemeye çalışıyorum? Yoksa bağcıyı mı dövüyorum'?" Atılgan davranışlar, sorunu çözümlemeye yönelik olduğu için 'üzüm yeme' kategorisine girerler. Diğer yandan, arkadaşınızın davranışından incindiğiniz için, siz de onu incitmeye çalışırsanız bu davranışlarınız, saldırganlık sayılır ve 'bağcıyı dövme' anlamındadır.
Size Yardımcı Olabilecek İpuçları
1. Yalnızca bu konuda yazılmış bir broşürü okuyarak atılgan bir insan olamazsınız. Bunu kendi başınıza öğrenmeniz zordur, çünkü atılganlık davranışı ancak insanlarla olan etkileşiminiz sırasında gerçekleşebilir. Bu nedenle, iletişim becerilerinizi geliştirmenin etkili bir yolu, 'atılganlık' ya da 'iletişim becerilerinin' ele alındığı ve profesyonel psikoterapistlerin yönettiği "grup terapileri" ne katılmaktır.
2. İletişim becerilerinizi geliştirmeye çalışırken, çevrenizdekileri, özellikle size yakın olan kişileri böyle bir konu üzerinde çalıştığınızdan haberdar edin. Çünkü, siz bir yandan davranışlarınızı değiştirmeye çalışırken, eski tarzınıza alışmış olan insanların kafası karışabilir. Tarzınızdaki değişikliği, kendi yaptıkları bir şeyle ilgili sanıp, alınıp, tehdit olabilirler. İnsanların size yardımcı olmalarını sağlayın. Bunu, nasıl davrandığınızı, davranışlarınızdan onların nasıl etkilendiklerini sorarak, kendilerinden bu konuda bilgi isteyerek yapabilirsiniz. Dürüst bir iletişim kuracağınız için, uzun dönemde, insanlarla olan ilişkilerinizin geliştiğini ve güçlendiğini göreceksiniz.
Yeni öğrendiğiniz bu atılgan davranışları, başlangıçta size çok yoğun duygular yaşata-bilecek durumlarda, ya da kendilerine çok önem verdiğiniz insanların yanında denemeye kalkmayın. Atılganlık, denemelerinize sizin için en az riskli olan durumlar ve insanlarla başlamaya dikkat edin. Böylelikle, hata yapma durumunda kayıplarınız çok büyük olmayacaktır. Bu yüzden de denemelerinizi sürdürmekten korkmayacak ve kolayca vazgeçmeyeceksiniz.
Peki Atılgan Olmamak Nedir?
Atılgan olmamak kendinizi ve kendi yasal haklarınızı kollamamak demektir. Kendinizi ifade ederken açık konuşamamak ya da ne istediğinizi oldukça dolaylı, anlaşılmaz bir biçimde dile getirmektir. Atılgan olamamanızın bir çok nedeni olabilir: Çocukluğunuzda, istediklerinizi açıkça söylediğiniz zamanlar cezalandırılmış olabilirsiniz. Ebeveynler ve öğretmenler atılgan olmayan, 'ağzı var, dili yok' gibi görünen çocukları ödüllendirme eğilimindedirler. Belki, önünüzde atılgan davranarak size iyi bir model olabilecek kişiler de yoktu. Belki de, ebeveynleriniz bir çok alanda sizin adınıza karar verdikleri için, atılganca davranabilme şansını elde edemediniz.
Saldırganlık Nedir?
Saldırgan olmak, kendinizi korumak adına, başkalarının haklarına zarar verecek biçimde davranmaktır. Saldırgan davranış, genelde cezalandırıcı, düşmanca, suçlayıcı ve aşırı talepkârdır.
Saldırganlık başkalarına rağmen istediğini elde etmek, onların haklarını hiçe saymak demektir.
Saldırganlık doğrudan ifade edildiğinde, tehdit edici olabilir ve hatta fiziksel bir saldırıyı bile içerebilir. Dolaylı yolla ifade edildiğinde ise, alaycılık, dedikoduculuk ya da dil sürçmeleri ("seni severim" demek isterken, ağzınızdan "seni söverim" cümlesinin çıkması gibi) şeklinde ortaya çıkabilir.
Atılganlık, her insanın temel haklara sahip olduğu düşüncesini savunur. Maalesef sosyal değerler ve ahlak sistemi bu hakların kabul edilmez olduğunu çoğu zaman bizlere öğretir. Birkaç Örnek Vermek Gerekirse;
Kültürel Değerler:
Hata yapmak utanç vericidir.
Daima mantıklı ve tutarlı olunmalı.
Başkaları problemlerimizi dinlemek istemez.
Kendinden büyüklere itiraz edilmez( Karşı Gelmek Olarak Algılanır)
Kişisel Haklar:
Kişinin hata yapma hakkı vardır.
Fikrini değiştirme hakkına sahipsin.
Hissettiklerini söyleme hakkın var.
Haklarınız nelerdir?
İnsan olarak bazı haklarınız vardır. Eğer bu haklara sahip olmadığınızı düşünüyorsanız yaşamınızdaki olay ve durumlar karşısında pasif kalabilirsiniz.
Sahip olduğunuz belli başlı haklar şunlardır:
• Kendi yaşamanızı belirleme hakkı: Yaşamınıza nasıl yön vereceğiniz sizin kararınızdır. Bu hak, kendi hedeflerinizi gerçekleştirmeye çalışmayı ve kendi önceliklerinizi belirlemeyi kapsar.
• Kendi değer, inanç, fikir ve duygularınıza sahip çıkma hakkı: Başkaları ne düşünürse düşünsün, değer, inanç, fikir ve duygularınız size aittir ve onlara sahip olduğunuz için kendinize saygı duyma hakkınız vardır.
• Davranışlarınızı ve duygularınızı başkalarına açıklamama hakkı
• Kendinizi ifade etme hakkı: “Hayır”, “Bilmiyorum”, “Anlamıyorum” hatta “Umrumda değil” deme hakkınız vardır. Düşüncelerinizi belirtmeden önce, onları düzenlemek için zaman isteme hakkınız vardır.
• Başkalarının size nasıl davranmasını istediğinizi belirtme hakkı.
• İhtiyaçlarınız için kendinizi kötü hissetmeden bilgi ve yardım isteme hakkı
• Fikrinizi değiştirme ve hata yapma hakkı: Mükemmel olmadığınız zamanlarda da kendinizi sevme hakkınız vardır.
• İlişki kurma ve bitirme hakkı: Kendinizi rahat hissedebileceğiniz ve dürüstçe ifade edebileceğiniz tatminkar ilişkiler yaşama ve eğer gereksinimlerinize karşılanmıyorsa ilişkiyi değiştirme ve bitirme hakkınız vardır.
Atılganlık kişiye neler kazandırır?
İletişim becerilerini geliştirir
Kendine güveni artırır
Kişisel memnuniyet kazandırır
Başkalarının size saygı duymasını sağlar
Karar verme becerinizi geliştirir
Haklı olduğunuz bir konuda yöneticinizle veya iş arkadaşınızla konuşurken dilinizin ucuna gelenleri yutuyor, sonra da "Keşke şunu da söyleseydim" diye hayıflanıyorsanız, bu yazı tam size göre.
Doğru Bilinen Yanlış: Hak Aramak Kavga Etmek Değildir.
İnsanlar "atılganlık" (asertiflik) ile "agresiflik" kavramlarını karıştırır. Hak savunmak ses yükseltmek değil, net ve profesyonel sınırlar çizmektir.
İş Yerinde Hak Kaybına Uğradığınızı Gösteren 3 Kırmızı Çizgi
* Sürekli başkalarının görevlerini üstlenmek.
* Toplantılarda fikirlerinin çalınması veya görmezden gelinmesi.
* Terfi veya zam dönemlerinde emeğinin karşılığını talep edememek.
Masada Sözünüzü Dinletmenin Formülü: "Ben" Dili ve Netlik
Örneğin; suçlayıcı ("Sen bana çok iş yüklüyorsun") yerine, durumsal ve profesyonel ("Mevcut projelerimin yoğunluğu sebebiyle bu yeni görevi üstlenmem iş kalitesini düşürebilir") cümle kalıpları kullanılır.
"Keşke Dememek İçin" Anında Uygulayabileceğiniz 3 Taktik
Zor konuşmalara hazırlık yapma tüyoları:
* Konuşmadan önce verileri ve başarılarını not al.
* Duygusal değil, profesyonel bir üslup belirle.
* Sessizlik anlarından korkma, hemen geri adım atma.
Sessiz Kalarak Değil, Sınır Çizerek Yükselirsiniz.
"İş yerinde saygınlık, her şeye onay verenlere değil, sınırlarını ve değerini net bir şekilde çizenlere verilir."
Zor bir konuşmanın ortasında aniden donup kalmak veya sırf o anki gerginlikten kurtulmak için istemediğiniz bir şeye onay vermek çok insani bir reflekstir. Ancak o toplantı odasından veya yöneticinizin yanından çıktıktan sonra yaşanan o tanıdık "Keşke şunu da söyleseydim" pişmanlığını yenmek sizin elinizde.
İşte bir dahaki sefere hakkınızı savunurken o anın kontrolünü elinizde tutmanızı sağlayacak 3 pratik taktik:
1. Duyguları Değil, Verileri Masaya Koyun (Hazırlıklı Olun).
Özellikle maaş zammı, terfi veya iş yükü gibi konuları konuşurken "Çok yoruluyorum" veya "Bunu hak ettiğimi düşünüyorum" gibi yoruma açık, duygusal ifadelerden kaçının. Masaya mutlaka somut verilerle oturun. *"Son 6 ayda üstlendiğim fazladan 3 proje sayesinde departman hedeflerine %20 katkı sağladım"* gibi net cümleler kurmak, karşı tarafın sizi ciddiye almasını sağlar ve konunun kişiselleşmesini engeller.
2. "Önceliklendirme" Taktiği ile Profesyonelce Hayır Deyin.
İş yerinde her şeye "Hayır, bunu yapamam" demek her zaman gerçekçi olmayabilir. Bunun yerine topu karşı tarafa atarak sınır çizin. Masanıza kapasitenizi aşan yeni bir iş geldiğinde şu kalıbı kullanabilirsiniz: *"Şu anda odaklandığım ve cuma gününe yetişmesi gereken A ve B projeleri var. Bu yeni görevi de üstlenmemi isterseniz, diğerlerinin teslim tarihini ertelememiz gerekecek. Sizce hangisine öncelik vermeliyiz?"* Bu sayede hem işi reddetmemiş hem de sınırınızı kesin bir şekilde çizmiş olursunuz.
3. Sessizliğin Gücünü Kullanın (Geri Adım Atmayın).
Atılgan iletişimin en zor ama en etkili kuralı budur. Talebinizi dile getirdikten veya sınırınızı çizdikten sonra **susun.** Birçok kişi o birkaç saniyelik sessizlikte gerilir ve durumu yumuşatmak için *"Yani tabii siz bilirsiniz"*, *"Yine de elimden geleni yaparım"* gibi cümlelerle kendi talebini kendi elleriyle çürütür. Cümlenizi kurun, noktanızı koyun ve karşı tarafın cümleyi sindirip cevap vermesini bekleyin. Sessizlikten korkmayın; o anlar sizin kararlılığınızın en büyük göstergesidir.
Atılganlık becerisini geliştirmek için...
|
Atılgan Olmayanların Eğitimi
Atılganlık eğitimi, davranışçı terapistlerce geliştirilen en eski terapötik işlemlerdendir (Salter, 1949). Wolpe (1969), uygun atılgan davranışlarda bulunabilmek için “kaygı dışındaki tüm duyguların uygun bir şeklide dışa vurulması gerektiğini” belirtir. Alberti ve Emmons (1970), atılganlığı “kişinin kaygı göstermeden, kendi haklarını koruması ve aynı zamanda diğerlerinin haklarına saygı göstermesi” olarak açıklar. Bir başka deyişle, atılganlık, bireylerin kendilerini olduğu gibi anlatabilme, olumlu ve olumsuz duygularını iletebilme, kendilerine ters gelen isteklere karşı direnebilme ve karşısındakinden bir istekte bulunabilme becerisidir (Voltan, 1980).
Atılganlık bir kişilik özelliği olarak bilinmektedir. Ancak davranışlara göre ödül ve pekiştirmelerle bireylere kazandırılabilir olduğunu davranışçı psikologlar savunmaktadır. Toplumun ve kültürel özelliklerin de bunda etkili olduğu ve çevremizde bunların örneklerinin fazla olduğu görülmektedir.
Bireye atılganlık eğitimi verilerek iletişim becerileri kazandırmak, kendi haklarını koruyabilmeyi, başkalarının haklarına saygı göstermeyi, çekingen yada saldırgan olmak yerine atılgan tutum kazandırmayı ve sonuçta toplumu özgüven sahibi bireylerden oluşturmayı amaçlamaktadır.
Atılganlık eğitimi verilirken çeşitli iletişim becerileri de kazandırmak gerekmektedir. Bunun için ben dili, sen dili ve iletişimi engelleyici etmenlerden bahsedilmeli ve onları ortadan kaldırmayı amaç edinmelidir.
|
Birinci Oturum:
Tanışma: Her üye kendini tanıtıp, beğendiği yönlerini açıklar.
Grup Kurallarının Açıklanması:
Konuşulanlar grupta kalmalı, özellikle gruba katılmayanlara aktarılmamalıdır.
Grupta her üye eşit haklara sahiptir.
Herkes birbirini dinlemelidir.
Herkes birbirine yardımcı olmaya çalışmalıdır. Eğer bir üyenin davranışı, özellikle atılgan olarak nitelendirilen bir davranış gözlenirse, bunu kendisine açıkça iletmelidir.
Atılgan davranışlar geliştirmeniz için size ev ödevleri verilecektir. Bu ödevleri yapmaya özellikle dikkat edilmelidir.
9 Hafta haftalık iki saatlik süre için toplanılacaktır.
Yeniden Anlıksal Yapılama:
Atılgan ve atılgan olmayan davranışın tanımı yapılır ve atılganlığın çekingenlikten, saldırganlıktan farkları üzerinde durulur.
Atılgan davranmanın yararları tartışılır.
Atılgan olmayan davranış öğrenildiği gibi, atılgan davranışında, bir model gözlenerek ve modeldeki davranışların benimsenerek kazanılabileceği vurgulanır.
Atılgan bireyin özelliklerini belirten ses tonu, akıcı bir dil, gözle iletişim, jest ve mimiklerin v.b. gibi noktalar üzerinde durulur.
İkinci Oturum:
Davranışın önceden denenmesi:
Alıştırma: Bireylerin ikişer kişilik gruplara ayrılmaları ve karşısındakiyle ikişer dakikalık konuşma yapmaları, ses tonlarına, yüz ifadelerine ve o andaki duygularına dikkat etmeleri istenildi ve sonra bunun üzerinde tartışılır.
Modelden Öğrenme: Her alıştırma sırasında grup lideri canlı model konumunda olup, duruma alıştırma işini de yüklenmektedir.
Alıştırmalar:
Herkes yanındakinden bir istekte bulunur. İstekte bulunulan kişi de Hayır tepkisi verir. Sonra hayır tepkisi veren kişi grupça alkışlanır. Bu alıştırmanın önemi ve amacının Hayır demeyi öğrenme ve alkışa alışma olduğu liderce gruba aktarılır.
El Aynası: İkişer kişilik gruplar halinde yapıldı, bireyler birbirleri karşısında ellerini açıp hareket ettirerek birbirlerini izlemeye çalışmaları sağlanır. Burada da alıştırmanın kimin liderlik özelliklerine sahip, kimin daha çekingen, kimin zaman zaman izleyen, kimin zaman zaman izlenen durumuna düştüğünü gözlemek ve bunun grup üyelerinde de bilinç oluşturmak olduğu açıklanacak.
(Bu alıştırmayı grup lideri RAE, ön-test puanı düşük olan bir öğrenciye yapıyordu. Bu üyenin devamlı grup liderinin ellerini izlediği gözlenince bu konu grup üyesine soruldu. O da özellikle kendinden büyük, konuyu bilen bir kişi olursa hep ardından gittiğini belirtti.)
Aşağı Bastırma: İkişer kişilik gruplara ayrılıp iki kişi de ayakta durur. Üyelerden biri karşısındakinin omzuna kollarını uzatarak karşısındakinin omuzlarından aşağıya iyice bastırmaya çalışır.
Burada üyelerin, alıştırmanın amacını kendileri gözleyerek çıkarabilirler veya lider açıklama yapar. Bir kimse razı olmazsa, eğilmezse karşısındaki onu ezemez, eğemez fikrini edinmeleri sağlanmaya çalışılır.
Ev Ödevleri:
İki ayrı dükkana gidip, bir şey almadan 200 TL bozdurmaları,
İki dükkana gidip, alacakmış gibi bazı giysileri giyip çıkarmaları ve almamaları,
İki üç kişiyi durdurup yol sormaları istenildi.
Üçüncü Oturum:
Ev ödevleri hakkında konuşulur.
Amaç : Atılganlık davranışının gelişememesinin nedenleri ve atılganlığın gelişimindeki engeller
Önemli Vurgu : Zayıf bir özgüven doğuştan gelen bir durum değildir. Yaşamımız boyunca oluşur .
BOZGUNLAR ( FRUSTRASYON ) ve SONUÇLARI:
Çeşitli zamanlarda yaşadığımız bozgunlar bizim özgüvenimizi sarsar. Bozgunların sayısı ve şiddeti burada asıl etkendir. Birde bizim bu bozgunları nasıl değerlendirdiğimiz başka bir unsurdu. Bizi bozguna uğratan olaylar mutlaka başkaları tarafından olmuş olmasına gerek yoktur., kendimizden kaynaklanan olaylarda olabilir; çok iyi hazırlanamadığımız bir sınavdaki başarısızlığımızı göz önüne getirelim. Bozgunlar (hayal kırıklıkları, bizi içten yaralayan olaylar vb.) saldırganlıklara yol açabilir. Bozgunlar sadece sözlü yada eylemli saldırganlıklara yol açmaz aynı şekilde gerileme duruma, bağımlılaşma, kaçma, ilgisizlik, ve psikosomatik belirtiler olabilir.
Bozgunlara daha iyi açıklık getirmek için 4 ana başlık altında incelemeye çalışalım.
Baskıcı eğitim
Toplumsal yapı ve ruh kirlenmesi
Engellenmiş gelişme
İnsanlarla ilişkilerde yaşanan bozgunlar
Bu başlıklar bozgunların insanların gelişimini ve güvenini nasıl sürekli olarak olumsuz yönde etkilediği açıklanıyor. Eğer kendi özgüveninizi yükseltmek istiyorsanız, bu psikolojik ilişkileri anlamaya önem vermelisiniz. Nedenleri bilirseniz özgüveninizi geliştirecek adımları atmaya daha kolay karar verirsiniz. Ve nerden başlayacağınızı bildiğinizden zaman kaybetmezsiniz.
BASKICI EĞİTİM
Eğitim önce evde başlar sonra okul ve çevre bu eğitimin büyük bir bölümünü üstlenir. Bir yıl boyunca anne-babaların eğitim biçimi gözlemlenecek ve her övgü, her azar sayılacak olsaydı, bir övgüyü on azarın izleyeceği görülürdü. Bu durumun çocuk üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Öyle ya eğer bir çocuk o kadar yanlış yapıyorsa , övülecek bir şeyi yoksa kendini nasıl değerli biri olarak görebilir. Onaylanılmayan ve değerli oldukları hissettirilmeyen bir ortamda büyüyen kişilerin elbette kendilerine güveni az olur. Otoriter eğitim biçimi kendi çaresizliğini ödüllendirirken aynı zamanda pasif, edilgen veya saldırgan bireyler ortaya çıkarmaktadır. İster pasif ister saldırgan sonuçta bu iki farklı tutum gelişen özgüvensiz kişilikten kaynaklanmaktadır.
TOPLUMSAL YAPI VE RUH KİRLENMESİ
Saldırganlık sahneleriyle dolu filmlerden ayrımına varmadan etkilenmekteyiz. Şiddeti yücelten, cinselliğin ön planda tutan filimler ve bunları kafasında idealleştiren çocuklar karşımıza çıkıyor. Ancak bunların ulaşılması güç noktalar olması sebebiyle kompleksler yaşamaya başlayan bireyler yetişmeye başlıyor. Saldırganlık eğilimi artıyor. Gelişen sahte benlikler yüzünden özgüven zedeleniyor.
Toplum birçok şeyi araç olmaktan çıkarıp amaç haline sokmuş durumda. Ve bunların bazılarını bazı değerlerin, özelliklerin sembolü gibi yansıtılmaya başlanmıştır. Örmeğin sigara reklamlara ve filmlere bakıldığında Kendine güvenen, mutlu, genç, iyimser, insanlar sigara içermiş gibi anlaşılır. Yada arkadaş edinmenin bir paçasıymış gibi görülür. Yada araba, mobilya, ev, para mutlu ve güvenli olmak için şart olduğu düşünülmeye başlanıldı. Ve sürekli güvenli hissetmek için belli şeyleri, elde etmeye çalışmaya başladık. Ancak Bunlar bir araçtır. Elde ettikten sonra belki biraz kendimizi güvende hissederiz ancak belli bir süre sonra tekrar eski halimizi alırız. Tüketim yoluyla mutlu olunacağı şöyle yada böyle yaşamımıza girmiş durumda. Böyle bir mutluluğu elde etmek için çok çalışırız.
İyimserli yada kötümserliği aile ortamın da çoğunlukla kazanırız. İyimser ailenin çocuğu iyimser. Kötümser ailenin çocuğunun ise kötümser olma ihtimali yüksektir her zaman için. İyimser bir yaklaşım sergileyen birey iyimserliğe ve olumluya inancı benimse. Ve sonucunda; Zor bir konumda olan iyimser, mutlaka bir kurtuluş yolu olduğuna inanır. Buna karşılık kötümser, çabuk yıkılıp, pes eder. Kötümserin kötümserliği sorunlarını çözmeye kalkma cesaretini söküp alır. Kötümser bunalıma ve teslimiyete kolay düşmeye yatkındır. Nasıl ki kendine güven ve iyimserlik birbiriyle sıkı sıkıya bağlıysa aşağılık kompleksi ile kötümserlik birbirine öyle bağlıdır. Bu iki ruh hali de insanlar arası bulaşıcıdır. Yaşadığımız olumsuz deneyimlerle çok kereler, hayal kırıklıkları yaşamışızdır (bozguna uğramışızdır ) ve bundan dolayı olumlu beklentiler yoktur. Böylelikle yaşadığımız talihsizlikler yüzünden yaşamdan alacağımız tadı boğmuş oluruz.
GELİŞİMİN ENGELLENMESİ
Gelişim dönemlerinde karşılaştığımız engeller ve dayatmalar kendimize olan güveni etkiler.
İNSANLARLA İLİŞKİLERDE YAŞANAN BOZGUNLAR
Sosyal yaşam içinde olayları ve gelişimleri birbirinden bağımsız olarak değerlendirmek mümkün değildir. İnsanların iletişim süreci içerisinde her bireyi farklı düzeylerde etkileyen yaşantılar gerçekleşir. Bazen yanlış anlamadan bazen duygusallıktan kısaca her bireye özgü olan farklı kişiliklerden dolayı bozgunlar yaşamaktayız. Yaşadığımız bozgunların miktarı ve niteliği bizim olaylara bakışımızı ve güvenimizi etkiler. Bazen öyle bir durum olur ki, her şey olumlu bile olsa geçmişte yaşadığımız bozgunlar bu durumda olumsuz değerlendirmemize yol açar. Kısaca kısır bir döngüye girmiş oluruz.
Atılganlık Eğitiminin Önündeki Engeller:
Kendimize olan inancımızın zayıf olması
Atılganlığın doğuştan geldiğini düşünmemiz
Nereden başlayacağımızı bilememek
Davranışın önceden denenmesi:
Küçük kartlarda yazılı bazı durumları rol yaparak canlandırmaya çalışmaları sağlanır.
Üyeler rol yaparken biraz çekingen ve başarısız olabilirler. Bunun nedeni olarak bizim kültürümüzde ve eğitim sistemimizde insanların temsili (simülated) durumlara uzak ve yabancı olma olasılığı düşünülebilir.
Dördüncü Oturum:
Grup üyelerinin birbirleri hakkında neler düşündüklerini söylemeleri istenir. Burada önemli olan üyelerin; olumlu veya olumsuz duygularını açıkça iletebilme becerilerini kazanmaları ve kendilerine yönelik başkalarının olumlu ve olumsuz duygularını hoşgörü ile karşılamayı öğrenmeleri idi.
Bu oturumda üyelerin birbirleri hakkında olumlu ve olumsuz duygularını dile getirmeleri duygusal yoğunluğu arttırabilir.
Ev Ödevleri:
Olumlu duygularını büyüklerine arkadaşlarına; küçüklerine söylemeleri.
Olumsuz duygularını büyüklerine, arkadaşlarına, küçüklerine söylemeleri.
Çevrelerinde tanımadıkları ancak çoğu zaman gördükleri kişilere günaydın , iyi günler, kolay gelsin vb. gibi demeyi denemeleri.
Bir arkadaşlarından borç istemeleri.
Ödünç verdikleri bir şeyi geri istemeleri, gürültü yapan arkadaşlarını susmalarını söylemeleri istenilebilir.
Amaç: Grup üyelerine çekingen, saldırgan ve atılgan davranışların farkını göstermek ve ayırt etmek için uygulama fırsatı vermek Çekingen, saldırgan ve atılgan davranışlar önceki oturumda ayrı ayrı tanımlanmıştı. Bu turumda tekrar özetlenerek atılganlığın yararları üzerinde durulacak. Üzerinde örnek olaylar yazılmış kartlar her üye tarafından ikişer tane çekilecek ve kartlardaki örnek olaylara göre atılgan, saldırgan ve çekingen cevaplar verecekler. Ancak bu cevaplar için öğrenci zorlanmayacaktır. Diğer üyelerde her cevaptan sonra, cevabın hangi tür davranış biçimine girdiğini tahmin edecekler. Önemli not: Üyelerin çekmiş olduğu kartlardaki örnek olay gruptaki başka bir üye tarafından dramatize edilerek üyeye sunulabilir. Kartlar Üzerine Yazılabilecek Örnek Olaylar: Tiyatroda kuyrukta bekliyorsunuz. Önünüzdeki kişi yeni gelen bir arkadaşını yanına çağırıyor. Kuyruk çok uzun, biletin kalmayabileceğini de biliyorsunuz. Kalabalık bir lokantadasınız. Siparişinizin gelmesini bekliyorsunuz. Sizden sonra gelen birkaç masaya servisin yapıldığını gördünüz. Zaman geçiyor, basit bir yemek sipariş etmenize rağmen hala size servis yapılmıyor. Sabırsız olmaya ve kızmaya başladınız. Cumartesi günü arkadaşlarınızla buluşmaya kara verdiniz. Bu kararınızı anneniz de biliyor. Fakat Cuma günü eve geldiğiniz zaman, anneniz Cumartesi günü için bir davet aldığını ve bunu kabul ettiğini söylüyor. Bu kakar sizin de annenizle bu davete gitmenizi gerektiriyor. Sınavdan düşük not aldınız, fakat çok daha iyi bir notu hak ettiğinizden eminsiniz. Bir grup arkadaşınıza şaka yaparken, bir arkadaşınız sözünüzü kesiyor, şakanızın tam doruğunda kalıyorsunuz Bir ortamdasınız. Tanımadığınız insanlar var. Kendi başınıza tanışmak zorundasınız. Bir satıcının önünden geçiyorsunuz. Satıcı ısrarla sizi durduruyor ve ihtiyacınız olmadığı halde malını satmaya çalışıyor. |
Beşinci Oturum:
Bir önceki oturumda verilen ev ödevleri hakkında konuşulur.
Yeniden anlıksak yapılama:
Ben dili ve sen dili hakkında bilgi verilir.
Davranışın önceden denenmesi:
Kartlarda yazılı olan durumlara ben dili ve sen Dili ile tepkide bulunup aradaki fark ve kişiler üzerindeki bıraktıkları etkiler üzerinde konuşulur.
Ev Ödevi: Herkesin üçer dakikalık bir konuşma hazırlaması.
Sözsüz İletişimle İlgili Bir Alıştırma: Amaç: Sözsüz iletişimin günlük yaşamımızdaki önemini göstermek. İki üye önce sırt sırta, sonra yüz yüze sözlü ve sözsüz olarak birer dakika konuşmaya çalışırlar. Sonra, bu farklı iletişim durumlarında hissettikleri üzerinde tartışırlar. ( Bu alıştırma İnsan İnsana – Cüceloğlu,1979 – dan alındı.) Sözsüz Davranışların Tanımlanması: Amaç: Sözsüz davranışları, atılgan, çekingen ve saldırganlığın sözsüz davranışların neler olduğunu göstermek. Sözsüz iletişim ve sözsüz davranışlar; ( Kişiler arası mesafe, bedenin duruşu, göz iletişimi, el ve kol hareketleri, söyleyiş tarzımız, giyim tarzımız) Atılganlığın Sözsüz Mesajları: Ses tonu duruma uygundur. Ne çok kısık, ne de çok yüksektir. Konuşma akıcı ve açıktır, anahtar cümleleri içerir, yani söylenmek istenen doğrudan söylenir. Birisi ile konuşurken göz göze gelmekten kaçınılmaz Beden, kendinden emin ve diktir. Kişiler arası mesafe duruma uygundur. Sözlü ve sözsüz mesajlar uyumludur. (Samimiyet ) Çekingenliğin Sözsüz Mesajları: Ses tonu aşırı yumuşak ve kısıktır Konuşma kararsız ve duraklamalarla doludur Göz göze gelmekten kaçınılır Vücut hareketsizdir. Omuzlar düşük ve kamburdur. El sık sık ağza götürülür ve kapatılır. Eller kıvrılır yada bükülür. Konuşulan kişiden geriye kaçınılır Sözlü ve sözsüz mesajlar uyumsuzdur. (Kızgınlık ifade edilirken gülünür.) Saldırganlığın Sözsüz Mesajları: Duruma uymayan, sesli, kaba ve alaycı bir ses tonu vardır. Karşıdaki kişiyi hakimiyet altına almaya çalışır. Gözler ksık ve küçümseyen tarzda bakar. Karşısındakine bakmaz. Vücut gergindir. Parmak işareti fazladır. Vücut mesafesi kişiye doğrudur. Anlamsız Konu Başlıkları Üzerinde Konuşma: Amaç: Grup üyelerinin sözsüz davranışlarının (beden dili) farkına varmalarını sağlamak ve atılgan davranışları övmeyi öğretmek. En az üç üye verilen konu başlıkları üzerinde birer dakika konuşacaklar. (Cep telefonu, bisiklet, televizyon, bilgisayar vb) Diğer üyeler de konuşan üyenin sözsüz davranışlarına dikkat edecekler. Her üye konuşmasını bitirdikten sonra, atılgan sözsüz davranışlar övülecek. Ev Ödevi: Konuşurken karşınızdaki ile göz göze gelmekten kaçınmamaya çalışın. Önce yanında kendinizi rahat hissettiğiniz insanlarla alıştırma yapın, sonra yabancılarla deneyin. Aynanın önünde gülümseme alıştırması yapın. Gülümseme ile donuk yüz ifadesi arasındaki farkı görün |
Altıncı Oturum:
Her üye üçer dakikalık konuşmasını sunarken dinleyiciler de konuşmacıyı izleyip atılganlık yönünde ne denli başarılı olup olmadıklarını izlerler.
Bu oturumda bir üyece sözü edilen, atılganlık saldırganlık çekingenlik konusunun ele alınmasının sağlanması diğer öğrencileri pekiştirmesi açısından yararlı olabilir
Aşağı Bastırma (Push-Down) Alıştırması: Amaç: Eğer bir kimse izin vermezse, karşısındakinin onu ezemeyeceği, haklarını ihlal edemeyeceği, fikrini vermek. Üyeler ikişer kişilik gruplar halinde ayakta dururlar. Karşılarındaki üyeyi omuzlardan aşağıya doğru bastırmaya ve alıştırmanın amacını bulmaya çalıştılar. Alıştırmanın amacı ifade edilmeden bireylerden etkinlik konusunda yorumlar alındı. Son olarak alıştırmanın amacı söylendi. Çekingen, Saldırgan Ve Atılgan Davranışların Rol Yaparak Uygulanması: Amaç: Üyelere çekingen, saldırgan ve atılgan davranışları rol yaparak uygulamaları için fırsat tanımak ve yanlış anlaşılmaları düzeltmek On iki olay küçük kartlara yazıldı. Her üye sırayla birer kart çekip atılgan, çekingen, ve saldırgan cevaplar verdiler. Diğer üyeler de olaylarda geçen kişilerin rolünü oynadılar. Cevaplardan sonra değerlendirmeler alındı. Kartlar üzerine yazılmış olaylar: Bir arkadaşınıza çok sevdiğiniz bir kitabınızı ödünç verdiniz. Bir sene oluyor, size geri getiremiyor. Bir gün size uğruyor, fakat kitabınızdan hiç söz etmiyor. Bir arkadaşınızla hafta sonu sinemaya gitmeye karar verdiniz. Evde arkadaşınızı bekliyorsunuz, fakat arkadaşınız gecikiyor ve sinema saati de geçiyor. Lokantadasınız. Garson, yemeğiniz bitmediği halde önünüzden tabağınızı alıyor. Yarınki sınava çalışırken bir arkadaşınız sizi lafa tutuyor. Bir arkadaşınız ders notlarınızı aldı ve sınavınız yaklaştığı halde geri vermedi. Bir mağazadan bir şey satın aldınız ve ödemenizi yaptınız. Fakat geri verilen paranın eksik olduğunu gördünüz. Arkadaşlarınızla gurup halinde çalışmak üzere bir araya geldiniz. Zaman geçtiği halde, herkes işin gırgırında. Siz çalışmak için sabırsızlaşmaya başladınız. Öğretmeniniz yanlış bir şey söyledi. Bunu düzeltmek istiyorsunuz. Sınıfta öğretmenizin sesini duyamıyorsunuz. Kısık bir sesle konuşuyor. Karşıt bir cinsten arkadaşınızı, hafta sonunda düzenlenen okul balosuna davet etmek istiyorsunuz Arkadaşınız üşüdüğü için kazağınızı istedi, verdiniz. Uzun süre geçtiği halde getirmedi. Ve bir gün kazağınızı üzerinde gördünüz. Berber saçınızı istediğiniz gibi kesmiyor veya yapmıyor. Ev Ödevi: Haftaya kadar üç kişiye yol sorulacak İki mağazaya (giyim veya ayakkabı vb) girip fiyat sorun, deneyin fakat almayın. İki dükkana girip bir şey almadan para bozdurun. |
Yedinci Oturum:
Davranışın Önceden Denenmesi:
Üyelerin o anda yapmak istedikleri ancak cesaret edemedikleri bir şey; örneğin okul müdürüyle konuşmak, birinden verdiği parayı geri istemek , hastanedeki doktorla konuşmak gibi, rol oynayarak önceden denenir.
Bunu yaparken üyelerin ilk başta çok sıkıntıya düştükleri görülebilir sonradan daha rahat oldukları söylenebilir.
İltifat Etme ve İltifatı Kabul Etme Alıştırması
Amaç: Atılganca iltifat etmeyi ve iltifata olumlu karşılık vermeyi öğretmek.
Önce, atılganca iltifat etme ve iltifatı kabul etme üzerinde konuşulur. Üyelerin bu konudaki tutumları öğrenilir. Sonra bilgi ve örnekler verilir.
Sırayla bütün üyeler birbirlerine atılganca iltifatta bulunurlar ve iltifatlarına atılganca olumlu karşılık verirler.
Uygulamaya yönelik eleştiriler konuşulur. Değerlendirme yapılır.
“Ben” Zamiri Kullanma
Amaç: Üyeleri, kendileri hakkında konuşmaya teşvik etme.
Üyeler “ben” zamirini kullanarak, kendi inanış, arzu ve duyguları hakkında üçer dakika konuştular. Konuşmaların sonunda, diğer grup üyeleri tarafından atılgan davranışlar övüldü.
Aynı Fikirde Olmadığını Gösterme, Eleştirme ve Eleştiriye Karşılık Verme, Selamlaşma Hakkında
Birisi ile aynı fikirde olmadıkları zaman üç tür tepki ile (atılgan, pasif, saldırgan ) örneklendirmek, kendisiyle aynı fikirde olmadığını belirten ve nedenini açıklamayan kişilere nedenlerini atılganca sorma alıştırması yapılacak.
Eleştiri karşısında bireylerin duygu ve düşüncelerini konuşmak. Eleştirinin doğal olduğunu öğretmek.
Samimi selamlamanın insan ilişkileri üzerindeki etkisinin konuşulması.
Not: grup rehberliği etkinliklerinden alınacak bir uygulama faydalı olacak.
Ev Ödevi:
Haftaya kadar, beş kişiye gerçekçi iltifatta bulunun ve aldığınız cevapları değerlendirin.
Hafta boyunca samimi selam vermeye çalışın.
Sekizinci Oturum:
Alıştırma: Herkes 5 dakika birbiri hakkında olumlu neler söyleyebileceklerini düşündükten sonra, üye ortaya gelir, diğer üyeye düşüncelerini söyler. Daha sonra arkadaşlarının tepkilerini dinler. Arkadaşlarını onun hakkındaki fikirlerini söyler. Duygu ve sevgi alışverişinde bulunan bireylerin birbirlerine daha yakın oldukları gözlenebilir.
Ricada Bulunma ve Ricayı Reddetme Alıştırması
Amaç: Atılganca ricada bulunmak ve ricayı reddetmek öğretmek.
Her üye atılganca ricada bulundu ve reddedecek.
Olumlu ve Olumsuz Duyguları İfade Etme Alıştırması
Amaç: Üyelerin birbirleri hakkındaki olumlu ve olumsuz duygu ve düşünceleri doğrudan doğruya birbirlerine söylemelerini ve olumsuz duygu ve düşünceleri hoşgörüyle karşılamalarını sağlamak.
Üyeler birbirleriyle ilgili olumlu olumsuz düşüncelerini doğrudan aktaracaklar.
Olumsuz düşünceleri eleştirmeden ve yorum yapmadan dinleyecekler. En son olumsuz düşüncelerle ilgili değerlendirme yapılacak.
Evet-Hayır Alıştırması
Amaç: Üyelerin farklı ses tonlarının farkına varmalarını sağlamak.
Üyelerden bir “Evet” derken, diğer üye aynı ses tonu ile “Hayır” diyecek. Ses tonu gittikçe arttırılacak.
Ev Ödevi:
Haftaya kadar,üç atılganca ricada bulun. Ret edilmeye karşı hazırlıklı olun. Bu sizin cesaretinizi kırmasın. Arkadaşınızdan borç isteyebilir veya ödünç isteyebilirsiniz.
Eğer reddetmeniz gerekiyorsa, size bulunan ricaları atılganca reddetmeye çalışın.
Olumlu olumsuz duygu ve düşüncelerinizi önce yakın olduğunuz insanlara belirtmeye çalışın.
Dokuzuncu Oturum:
Gruba iki kez RAE verilir. Birincisinde envanteri değerlendirirken geneli toplum içinde nasıl davrandıklarını düşünerek yanıtlamaları istenilir, ikincisinde de atılganlık eğitim grubunu yada bu grup arkadaşlarıyla beraber oldukları bir ortamı düşünerek envanteri yanıtlamaları, ayrıca grubun değerlendirilmesinin yapılması üyelere söylenerek, öğrencilerden verilen envanterin arkasına öneri ve eleştirilerinin yazmaları istenilir.
Envanter sonuçları beraberce paylaşılabilir. Oturumlar boyunca akıllarında kalan önemli anlar üzerinde konuşulabilir. Bu çalışmadan neler kazandıkları sorulabilir.
Bu paylaşımlardan sonra, sevgi bombardımanı etkinliği ile çalışma sonlandırılır.( Üyeler sırayla ortaya gelirler ve gruba sırtını dönerler. Grup üyeleri ortaya gelen üyeye, içlerinden geldiği gibi sadece olumlu ifadeler içeren cümleler yöneltirler. Sen mükemmel bir insansın, yakışıklısın, samimisin vb.)
Atılgan, Atılgan Olmayan ve Saldırgan davranışın karşılaştırması:
Atılgan Olmayan | Atılgan | Saldırgan |
Kendini inkar eder. | Duygularını Tanır. | Başkalarını kırarak hiçe sayarak kendini geliştirmeye çalışır. |
Duygularına karşı dürüst değildir. | Dürüsttür, expresiftir. | Duygularını tanımaz. |
İstediği amaçlara ulaşamaz. | İstediği amaca ulaşır. | İstediği amaçlara başkalarını kırarak ulaşır. |
Başkalarının kendisi adına seçim yapmasına izin verir. | Kendi adına seçim yapar. | Başkaları adına seçim yapar. |
Öfke duyar kaygılıdır. | Kendine güvenir. | Kendini haklı ve üstün görür. |
Atılgan Bireyin Özellikleri:
Konuşurken karşısındakiyle göz göze gelmekten kaçınmaz.
Kendinden emin ve dik durur.
Konuştuğu kişiden fazla uzakta durmaz.
Yüz ifadesine dikkat eder.
Ses tonuna dikkat eder ne çok kısık ne çok bağırarak konuşur.
Konuşması akıcıdır.
OTURUMLAR ARASI UYGULAMA RAPORU
Adı Soyadı : Tarih:
Sınıf/Şube :
Atılgan olduğunuz durumları yazınız.
Ne yaptığınızı yada ne hissettiğinizi yazın.
Karşınızdaki kişi atılgan davranışınıza nasıl tepkide bulunur anlatınız.
Etkileşim sırasında neler hissettiniz yazınız.
YAŞANMIŞ ÖRNEK OLAYLAR
Örnek Olay 1:
Hiç yapmadığım bir şey , sınıfta hoca hata yapınca bunu ona söyledim.
“Hocam , tahtaya yazdığınız o kelimenin sonunda e harfi var galiba dedim”
“Aaa iyi ki söyledin” dedi hoca Bana kızar diye korkuyordum. Beni kabul etmesi bana cesaret verdi.
Örnek Olay 2:
Yengem hafta sonunda çocuğunu getirip bakmamı istedi.
Yengemi severim, çocuğa bakmayı da isterim,” Bir hafta önce arkadaşlarımla sinemaya gitmek için sözleşmiştik dedim. Yengem bunu benden bunu beklemiyordu, bozuldu, çünkü , o ana dek hiç böyle bir şey yapmamıştım. Çok heyecanlandım bir an sinemaya gitmesem diye düşündüm ama sonra yengemin bana daha önceden haber vermemekle haksızlık yaptığını düşündüm.
Örnek Olay 3:
Bir arkadaşım benden borç almıştı, ödemi yordu grupta yaptığımız denemelerden sonra paramı istemeyi karar verdim.
“Ayşe sana iki ay önce 10ytl vermiştim , şimdi ihtiyacım var verirsen sevinirim dedim.”
“İyi ki söyledin unutmuştum hafta başında ödeyebilirim dedi” İstersem arkadaşlarımla aram açılır diye düşünüyordum ama öyle olmadı.
Örnek Olay 4:
Dükkana gittim, eteklere bakacağım dedim birkaç tane denedim almadan dükkandan çıktım.
Denediklerim bana uymadı almıyorum dedim.
Satıcı ters ters baktı söylenmeye başladı.
Ben de çok bozuldum, ağlamaklı oldum, ama sonradan öğrendiklerim aklıma gelince boş verdim, beğenmediğim bir şeyi almak bana huzursuzluk verecekti.
Örnek Olay 5:
Babam her zamanki gibi bağırıyordu. ”Sen sus konuşma diye”
“Babacığım sinirleniyorsun böyle bağırma dedim. Kızdı bağırmaya devam etti, ama sus sen demedi. Babamdan korkarım ama cesaretlenip düşüncelerimi söyleyebilmeme çok sevindim.
Örnek Olay 6:
Sinemaya gittiğimde önde iki kişi konuşuyordu, onlardan susmalarını rica ettim.
Eğilerek susar mısınız filmi duyamıyorum dedim.
Benden beklemiyorlardı herhalde. İrkildiler sonra da yavaş konuştular, sonra da konuşmalar kesildi. Başta söylemeyecektim, ama buradakiler aklıma gelince uyarmaya karar verdim.
(Siz de kendiniz örnek olaylar yazabilirsiniz.)
Grupta rol oynamak için grup üyelerine verilen olaylar: (Her olay ayrı kartlara yazılmış ve üyelerce bu kartlar çekilir. Bu roller etki tepki şeklinde olmuştur).
Bir erkek arkadaşınızdan sizi konsere götürmesini istiyorsunuz. Atılgan, saldırgan ve çekingen olarak nasıl tepkide bulunursunuz?
Oyuncular
Siz
Erkek arkadaşınız
2. Arkadaşınız, sınav öncesi sizden defterinizi almış istiyorsanız. Atılgan, saldırgan ve çekingen olarak nasıl tepkide bulunursunuz.
Oyuncular
Siz
Arkadaşınız
3. Para ödemek için sıraya girdiniz sizden sonra gelen sıranızı aldı. Atılgan saldırgan ve çekingen olarak nasıl tepkide bulunursunuz?
Oyuncular
Siz
Sıraya girmek istemeyen kişi
4. Berber saçınızı istediğiniz şekilde yapmadı. Atılgan saldırgan ve çekingen olarak nasıl tepkide bulunursunuz?
Oyuncular
Siz
Berber
5.Hastanede beraber çalıştığınız kişilerin size saygılı davranmasını istiyorsunuz. Atılgan saldırgan ve çekingen olarak tepkileriniz nasıldır?
Oyuncular
Siz
Hemşire hasta bakıcı vb.
6. Arkadaşınız siz ders çalışırken sizi konuşmaya tutuyor. Atılgan saldırgan ve çekingen olarak tepkileriniz nasıldır?
Oyuncular
Siz
Arkadaşınız
7. Bir toplantıda tanımadığınız biriyle nasıl konuşursunuz. Atılgan saldırgan ve çekingen tepkileriniz nasıldır?
Oyuncular
Siz
Bir yabancı
8. Satın aldığınız bir şeyi geri götürdünüz. Atılgan saldırgan ve çekingen olarak tepkileriniz nasıldır?
Oyuncular
Siz
Satıcı
9. Otobüse bindiniz uzun yolculuk yapacaksınız kibrite gereksiniminiz var yanınızdakinden nasıl istersiniz?
Oyuncular
Siz
Yanınızda oturan kişi
10. Hastanede sizin sorumluluğunuz olmayan bir şeyi size yüklemek istediler. Atılgan saldırgan ve çekingen olarak tepkileriniz nasıldır.?
Oyuncular
Siz
Doktor, hemşire vb.
11. Sinemaya gittiniz yanınızdaki konuşup sizi rahatsız ediyor. Atılgan saldırgan ve çekingen olarak tepkileriniz nasıldır.?
Oyuncular
Siz
Yanınızdaki kişi
12. Fazla zaman ayırmak istemediğiniz bir akrabanız telefon ederek üç haftalığına misafir geleceğini söylüyor. Atılgan saldırgan ve çekingen olarak tepkileriniz nasıldır.?
Oyuncular
Siz
Akrabanız
13. Lokantadasınız yemeğiniz bitmediği halde garson tabağınızı önünüzden alıyor. Atılgan saldırgan ve çekingen olarak tepkileriniz nasıldır?
Oyuncular
Siz
Garson
14. Para bozdurduğunuzda eksik verdiğini gördünüz. Atılgan saldırgan ve çekingen olarak tepkileriniz nasıldır.?
Oyuncular
Siz
Parayı bozan kişi
15. Öğretmeniniz yanlış bir şey söyledi bunu ifade etmek istiyorsunuz. Atılgan saldırgan ve çekingen olarak tepkileriniz nasıldır?
Oyuncular
Siz
Öğretmen
GÜLŞAH YİĞİT PSK. Dan.ve Rehberlik |

Yorumlar
Yorum Gönder